- Kategori
- Anılar
Annemin en güzel şarkısı

Bir akşam babam eve makaralı bir teyp getirdi. Teybi özenle salondaki büfeye, ahşap kasalı radyonun yanına koyduk. O gece fizikçi Zihni bey amcayla Müzeyyen teyze geleceği için misafir odasındaki kömür sobası da yakılmış, tüm odaların kapıları ardına kadar açılmıştı. Bu yüzden ev çok sıcacıktı.
Ağabeyimle ben sevinçle babamın yanına oturduk. Bir an önce teybi çalıştırmasını ve bizim sesimizi kaydetmesini istiyorduk. Bu çok keyifli bir oyuncaktı. Benim gözlerim faltaşı gibi açılmış babamın teybin üzerinde ileri geri al, çal, pause, kaydet tuşlarında gezinen parmaklarını izliyordu.
Birlikte Hansel ve Gratel’in Türk versiyonu Oduncu ve Çocuklarını oynayıp teybe kaydettik. Ben Suna oldum. Ağabeyim Altan. Babam da oduncu. Annem de bize katıldı sonra. Aslan bacaklı masa sahne, biz de bu hikayenin kahramanlarıydık artık. Kendimizi dinleyince çok güldük. Sonra durdu bir ara, anneme baktı babam. ..
“Kanaryam güzel kuşum, ben sana vurulmuşum,” diye o şarkıyı söylemeye başladı sarı saçlarını ellerinin arasına alarak. Annem de söyledi, inceden inceden yağan bir yağmur gibi, onunla birlikte. Bu an da kaydedildi teybe.
Sonraki günlerde yine pek çok defa annemden dinledim o şarkıyı. Yemek pişirirken, pirinç değirmende kahve çekerken, penceredeki sardunyalara su verirken…O kahverengi bantların sarılı olduğu makaralara yuvaları ne oldu şimdi hiç bilmiyorum ama annemin güzel, şefkatli ve biraz da çekingen sesi hala kulaklarımda.
İnsan her yaşta onu her haliyle seven, boynuna sokulup ısınabileceği annesini çok özler.
Işıklarda uyu melek anneciğim…Bütün çiçekler ve dualar senin için bugün….
Ninsun Hamra
Kanaryam güzel kuşum
Ben sana vurulmuşum
Seni çok sevdiğimi
Anlatıyor duruşum
Hüzünlü bakma öyle ,
benim şarkımı söyle
Kanaryam kalbimdesin
Ruhumu okşar sesin
Beni bırakıp gitme
Gönlüm senin kafesin
Hüzünlü bakma öyle,
benim şarkımı söyle
Mustafa Nafız Irmak