Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
354
 

Annesinden kızına miras - Son

Mine annesinin ona giydirdiği keder elbisesinin içinde kendini gördü, annesini gerçekten sevmiş miydi, ona acımaktan öte gerçek bir duygu beslemiş miydi. Ruhunu dolduran ve onun kapalı bir hayat sürmesine neden olan duygular ona mı aitti? 

Hiç ne hissettiğini, gerçekte ne istediğini düşünmediğini, bilinçsizce, puslu bir yolda, gördüğünü zannettiği her ışığı geleceği zannedip ona doğru sürüklendiğini fark etti. Bu ışık hiçbir zaman onun içinden gelen bir şey değildi, hep uzaklarda gördüğü, ne olduğunu bilmediği, çevresindeki insanların ona hissettirdiği, koşulların oluşturduğu, sonu bilinmez yollardı . Annesi de babası da kendi yaşamlarını sürmüş ve nasıl yaşayacaklarını ona hiç sormamışlardı, o da çocuklarınına göre belirlemiyordu hayatını. Belirsizlik hayatının tümüne hakimdi şimdi, kararını vermeli, kendisi için iyi olanı seçmeliydi. Bu korkutucu görünse de dolambaçlı tüm diğer yollardan daha yakın ve kısa görünüyordu. 

Bir karar vermeli, kozasından çıkmalıydı. Evliliğini düşündü, mutlu muydu? Huzurluydu bunu biliyordu, güvende hissediyordu, Sedat’ın varlığı onu rahatlatıyor, evin duvarlarının hep sağlam kalacağı ve korunaklı bir çatı altında eş ve anne olarak yapması gerekenleri geçim derdi olmadan yapabileceğini düşünüyordu. Evliliğini sürdürmek, çocuklarının emsalleriyle yarışması, maddi güçleri onu rahatlatıyor, herkes gibi olmaktan haz alıyordu. Komşuları, arkadaşları nasıl yaşıyorlarsa öyle yaşıyorlardı, aksini hiçbir an düşünmemişti. Düşünmek zorunda kalması, hesapta olmayan sapmalar onu çileden çıkarmış, alışkanlıklarının ve bildiğinin dışında gelişen yeni durum karşısında şaşkın, çözümsüz kalmıştı. Ne sevgi ne de tutkulu bir aşk için değildi mücadelesi, alıştığı yaşamın sürmesinden yanaydı sadece, bu konuda acımasızca bencildi…. 

Düşünmekten korktuğu hep kaçındığı olasılıkları düşündü, evden ayrıldığını, çocuklarla beraber babasıyla yaşayabileceğini gözünün önüne getirdi. Mahalle değişmiş, eskilerden çok az ahbap komşulrı kalmıştı, onlar ne derdi? Ne diyeceklerdi, Mine eşinden ayrılmış deyip konuşacaklardı bir süre, sonrasını o da bilmiyordu ya bu nedense şimdi o kadar kötü, korkutucu gelmiyordu. Bir iş yapabilir miydi, hiç çalışmamıştı. “Yapabilirim”dedi fısıldayarak. Bu kabusu yaşamaktansa, kendisini değersiz, “tercih edilmiş”, güvensiz hissettiren alandan hızla uzaklaşmak ona iyi gelecekti sanki. Emin değildi, bilmiyordu ama artık korkmuyordu da..Bu rahatlığı ona babası mı sağlamıştı, belki…Öyle bile olsa içinde gitgide büyüyen gücü hissetmek, başka bir yol olduğunu bilmek, üzerinden tonlarca yükü kaldırmıştı. 

Gülümseyerek babasının elini tuttu, “baba, çocuklarla burada, seninle kalmamıza ne dersin, hep birlikte. Bir düzen kurana kadar ama, daha sonrası için bir ev bakarım kendime, ha ne dersin?” 

“Kızım, evine hoş geldin, ne zaman hazır olursan al çocuklarını gel, ama senden istediğim bir şey ver bunu yapmadan önce, Sedat’la hiç konuştunuz mu?” 

“Tartıştık birkaç kez, hep inkar etti, konuşamıyoruz ki, bir sorun mu var diyorum, benden kaynaklı mı diyorum hiçbir şey söylemiyor” 

“Peki sen ne düşünüyorsun, neler hissediyorsun?” 

“Susup beklemeye tahammül edemiyorum, küçüldüğümü, yok olduğumu zannediyorum, Sedat’ın gözünde o ilgisiz bakışı görmeye dayanamıyorum, bir eşyaya bakar gibi bakıyor bana baba, beni görmüyor. Böyle devam edecek noktayı geçtim artık, bekleyemem, arkasından ne geleceğine dair umudum tükendi” 

“Hissettiklerini Sedat’la paylaşmayı deneyemez misin, aynen böyle, onu suçlamadan, eleştirmeden, olaylara takılmadan. Sadece acını paylaş onunla, sana hissettirdiklerini” 

“Anlamaz ki, o nerden bilecek benim neler hissettiğimi, o kadar bencil davranıyor ki, ne beni ne çocukları düşündüğü yok” 

“Sen kızım, sen hiç onun neler hissettiğini düşündün mü, sen de sadece kendi duygularından, endişelerinden, kaybedeceklerinden bahsetmiyor musun, eminim o da senin kadar çocuklarını düşünüyordur. Konuş onunla, planlarından bahset, bana anlattığın gibi anlat, onu yaralamaya çalışmadan, intikam düşünmeden konuş. Söz ver bana, Sedat’la konuşmadan harekete geçme, en azından çocuklarınızla ilgili kararları birlikte alın.” 

“Gözü hiçbir şey görmüyor baba, çocuklarını düşünse yapar mı böyle bir şey?” 

“Mine, bak kızım, sen iki yetişkin çocuğun sorumluluğunu tek başına taşıyamazsın, bunu onların gözünde yücelmek, haklı kalmak, acına ortak etmek içinse hiç yapma. Sedat’ı cezalandırmak için onları kullanma, babaları anneleri tarafından aşağılanan çocukların kendilerine değer vereceklerini mi sanıyorsun. Onlar Sedat’ın yarısı, onu küçük düşürüp çocuklarının özgüvenini zedelersen bundan en çok sen yara alırsın. Bunu kendine yapma güzel kızım, acılarına onları ortak etme. Bu işte sen ve Sedat yalnızsınız, hesaplaşmanızı teke tek yapın, onlar ne kalkanın ne silahın olsun. Lütfen, bana söz ver” 

“Peki baba, öyle olsun, deneyeceğim, senin için” 

Şaşkındı Mine, babasını hiç böyle düşünmemişti, nasıl da rahatlamış, yüreği hafiflemişti. Çıkmaz sandığı yollar açılmış, önünde uzanıp gidiyordu. Yeni bir heyecanla doldu içi, plansız geleceğinin heyecanıydı bu. 

Sedat’la o akşam konuştu, aldığı kararı açıkladı: 

“Ben çocuklarla babama taşınıyorum, şimdilik bunu yapabilirim, seninle aynı havayı solumak bile beni çıldırtıyor Sedat, sen bir tercih yaptın, şimdi ben de kendi seçimlerimi yapıyorum. Boşanmak için zamana ihtiyacım var, henüz bu gerginliğe hazır değilim ama onu da başaracağım. Çocuklar için ne yapmamız lazımsa yapacağız, onların daha fazla hırpalanmasına dayanamam. İstedikleri zaman gelir burada seninle kalırlar” 

Sedat hiç beklemediği bu atak karşısında kalakaldı, içten içe bunun olmasını diliyor olduğunu fark etti, bu anı yaşayacaklarını biliyordu, şimdi o andaydı ve neden sevinmiyor, mutluluk duymuyordu? Bu kadar kolay olduğu için mi, Mine kendisinden hemen vazgeçtiği için miydi hayal kırıklığı. Mine için hep vazgeçilmez olduğunu bilir, onun bağlılığı, sabırlı çabaları onu garip bir şekilde gururlandırırdı. İlerleyen yaşına rağmen karısı onun ilgisine her zaman karşılık vermiş, hep yanında olmuştu. Nasıl bu kadar kolay bitirmişti, o karısıydı, Sedat’sız bir hayatı nasıl düşünebilirdi. 

Sedat apaçık yalan olduğunu bildiği mazeretlerle kendisini savunmaya, durumu kurtarmaya çalıştı. Olmadı, beceremedi, karşısında ne istediğini bilen, kararlı bir kadın vardı. Gözlerindeki cesareti görebiliyor, onu ilk tanıdığı zamanlardaki halini hatırlıyordu. Birden her şeyin elinden kayıp gitmekte olduğunu fark edip paniğe kapıldı. Sıkıcı bulduğu akşam yemekleri, alışveriş için dolaşmaları, çocukların bitmez tükenmez eksikleri , arkadaş ziyaretleri o kadar da kötü görünmedi. Bu evde daima güvende olacağını biliyordu. Hasta olduğunda Mine’nin etrafında dört döneceğini de. Belki heyecan yoktu, tutku kalmamıştı ama hep huzur ve güven olacaktı. Ne yapmıştı, diğer kadınla nasıl bir geleceği olabilirdi, aile olamazdı, böyle gizli saklı kaçamak olduğu sürece, o da birkaç gün güzeldi. Ya sonrası, her şeye yeniden mi başlayacaktı? Yalvarmaya başladı; 

“Mine, affet, lütfen Mine affet. Biliyorum seni kırdım, üzdüm ama inan değişebilirim, izin ver düzelteyim, her şeyi eski haline getirebilirim, lütfen bir şans ver bana.” 

“Sedat, şans diye bir şey yok, ikimiz için de. Değişmek mi istiyorsun, değiş, senin hayatın. Yeniden eskisi gibi olmak mı istiyorsun, bunu ben sana veremem, kendim için çaba harcarken sana verecek hiçbir şeyim yok. Ben kararımı verdim, sen de kendin için doğru olanın mücadelesini ver, bizi yeniden mi istiyorsun, bunun için çok çaba harcaman gerekecek. Sana yeniden güven duyar mıyım bilmiyorum, ama kendime güvenmem gerektiğini biliyorum. Belki ben de başka birine aşık olabilir, hayatımı onunla geçirmek isteyebilirim. Şimdi sana verecek hiçbir sözüm yok, dilerim mutlu olursun. Bunu gerçekten istiyorum, bütün kalbimle. Çocuklarımın saygı ve güven duydukları bir babaları vardı, yine öyle olmalı... Hoşçakal…. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 420
Kayıt tarihi
: 14.04.11
 
 

Eğitimim, hayata dair hiç bir şey bilmediğimi anlamama yetecek kadar, Bilgi birikimim, bilgin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster