- Kategori
- Antalya
Antalya yabancıların ilgisini daha özgür bir şehir olduğu için mi çekiyor?

Şu Antalya çok ilginç, ilginç olduğu kadarıyla da güzel, yaşanası bir şehirdir…
Fiyatlarıyla, doğal güzellikleriyle, tarihsel dokusuyla, dünyanın ilgi odağı olmaya devam ediyor.
Eskiden yazın rastladığımız yabancılar, artık içimizden birileri oldular. Çarşı, pazarda onlarla her daim karşılaşmak, yan yana denize girmek, hatta yüzerken arada bir çarpışmak(!) artık Antalyalıyı rahatsız etmiyor.
Antalya tam bir yabancı yaşam merkezine dönüşmek üzere!
Antalya’da yaşamayı bilenler için yaşamak gerçekten çok kolay ve ucuz. Semt semt fiyatlar üç aşağı beş yukarı aynı…
Değişen ise sadece konsept(!)
Tabi birde Antalya’nın diğer şehirlere benzemeyen bir yönü var.
Bu ne turizm şehri olması, ne narenciyenin ve sebzeciliğin merkezi olması, ne doğal güzelliği, ne kar ve deniz keyfini aynı anda yaşayabilme imkânı, ne tarihsel dokusu…
Bunların hiç biri değil…
Antalya bu güzellikleri bağrında barındırmasına rağmen, tarihte uzun süreli işgal altında hiç kalmamış. Kaldıysa bile bu kalış kısa sürmüş.
Ne Urfa gibi Şanlı lakabını alacak, ne Gaziantep gibi Gazilik unvanını hak edecek, ne de Kahramanmaraş gibi kahramanlık mertebesine ulaşacak bir kurtuluşu olmamış.
Her yıl 5 Temmuz’da küçük bir kutlama yapılır. O da göstermeliktir.
Çünkü Antalya’nın kurtuluş günü yoktur.
Neden mi yoktur...
Tarih ve Toplum dergisinde Faysal Mayak’ın anlatımıyla...
“Şehir, Birinci Dünya Savaşı sonunda İtalyan işgaline uğramış, 28 Mart 1919 tarihinden 5 Temmuz 1921 tarihine kadar işgal altında kalmıştır. Ama kurtarma yoktur.
Cumhuriyet Halk Fırkası Antalya İl Başkanı Şerafettin Karacan, 1934 yılında parti genel merkezine bir mektup yazarak Antalya’nın kurtuluş şenliklerini yapmak istediklerini bildiriyor, şehrin de kesin kurtuluş tarihinin kendilerine iletilmesini ister.
Parti Genel Sekreteri Recep Peker, kurtuluşun kutlanması onayını Antalya CHF İl Başkanlığı’na bildirir.
Ancak kurtuluş gününe Dâhiliye Nezareti yani İçişleri Bakanlığı müdahale eder. Dâhiliye Nazırı Şükrü Kaya gönderdiği yazıda durumu özetle şöyle anlatılır:
“Antalya’nın Kurtuluş Günü kutlaması daha önce de söz konusu olmuş, konu Gazi Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’ye yansıtılmış, her iki yetkili kurtuluş gününe izin vermemiştir...
Çünkü Antalya düşmandan çatışma ile değil, düşmanın şehirden kendiliğinden ayrılması sonucu kurtulmuştur...
Bu zamana kadar kurtuluş günü kutlamayan bir kentin bundan sonra da kutlamasına o yüzden gerek yoktur...”
Gördüğünüz gibi, bu topraklarda sahibinden başka kimse uzun süreli barınamaz. Hele hele işgal edip, faşizan bir baskı hiç oluşturamaz. Oluşturmaya kalkanlar en kısa zamanda gerekli tokadı(!) yerler…
Deniz, kum, güneş (bana sakın güneş demeyin)ve tatil…
Haydi, öyleyse kurtuluş günü olmayan Antalya’ya