​ Anter cinayeti: O Hamit bu Hamit mi? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Anter cinayeti: O Hamit bu Hamit mi?

Anter cinayeti: O Hamit bu Hamit mi?
 

 

Musa Anter… Kürt aydını, yazar, şair… Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı suikastlarından birine kurban gitti. Yıllardır, PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın beyanları ve silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtulan Orhan Miroğlu’nun anlatımlarından başka cinayet hakkında hiçbir bilgi medyada yer almadı.

 

Abdülkadir Aygan, Anter’in kendisinin de içinde bulunduğu bir JİTEM timi tarafından infaz edildiğini dile getirdi.:

 

“Hogir, ben, Mustafa Deniz, Ali Ozansoy, Yeşil’in Land Rover’ıyla Silvan yolunun çıkışındaki tepeye geldik. Ali Ozansoy ana telsiz istasyonunda bekliyordu. Hogir’le ben yokuşun başında kaldık. Yeşil, yanına Mustafa Deniz’i alarak tepeye doğru devam etti. Hamit de otele Musa Anter’i almaya gitmişti. Plana göre, Hamit, Musa Anter’i bir taksiyle buluşma noktasına getirecek ve Hogir de onu orada vuracaktı. Ama aradan iki saat geçmesine rağmen Hamit’ten ses çıkmadı. Hogir tedirgin olmuş ve telaşlanmıştı. "Bu işte bir bokluk var. Polis bizi yakalarsa fena olur" dedi. Yürüyerek Yeşil’in yanına gittik. Bu sırada şehirden siren sesleri yükseldi. Yeşil, telsizi polis kanalına çevirmişti. Biraz dinledikten sonra, "Ortalık karıştı, ne olduğu anlaşılamıyor, merkeze gidelim" dedi. Merkeze geldiğimizde Ali Ozansoy, "Hamit, Ape Musa’yı (Musa Amca) vurmuş, işi bitirmiş" dedi. Biraz sonra Hamit geldi ve "Tamam vurdum" dedi. Hogir, "Niye yanımıza getirmedin de orada vurdun" diye sordu. Hamit olayı şöyle anlattı: "Taksiye bindirdikten sonra şehir dışına çıkacağımızı söyledim, şüphelendiler. Yanında yeğeni de vardı. Seyrantepe’ye geldiğimizde ben lafı dolaştırarak onları oyalamaya çalıştım. Falan filan dedim. Baktım dönmek istiyorlar. Arabadan indirdim. Zaten geldik, dedim. Önden yürümeye başladım. Onlar arkamdan geliyordu. Silahımı çıkardım, ikisini de vurdum." Şırnaklı Hamit’in üzerinde Yeşil’in verdiği 14’lü Uman marka tabanca vardı. Silahı bir çöp tenekesine atmış. Ve iş böylece tamamlanmış... (21.1.2006,Hürriyet)

 

Olaydan 20 yıl geçti, dosya zaman aşımından düşmek üzereyken Sabah Gazetesi “Yılın Gazetecilik Başarısı” başlığıyla duyurduğu haberinde, Anter’in tetikçisi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım’ın yıllardır Şırnak’ta yaşadığını duyurdu. Hem de Hamit Yıldırım’ın son haliyle çekilen fotoğraflarıyla…

 

Haberin ardından Orhan Miroğlu, Habertürk Televizyonu’nda Balçiçek İlter’le Söz Sende programına katıldı, bir kez daha yineledi: “Evet tetiği çeken adam bu adama çok benziyordu”

 

Sabah Gazetesi’nde haberin yayımlanmasının ardından Türk Basını adeta iddianın üzerine atladı; sorgulamadan haberin yayımlandığı sabah Şırnak’taki evinde gözaltına alınan Hamit Yıldırım’ı olayın faili ilan etti.

 

Hamit Yıldırım ise çıkarıldığı nöbetçi mahkemede tutuklandı…

 

* * *

  

Şimdiye kadarki bölümde olayın kısa özetini anlatmaya çalıştım. Asıl ilgilenmemiz gereken bölüm ise sonrası… Hamit Yıldırım’ın tutuklanmasından sonra Türk medyasında Anter suikastı adeta unutuldu… Yeni Akit Gazetesi’nin “Hamitler Karıştı” manşeti dışında…

 

Akit, söz konusu haberinde kısaca Anter’i öldüren Hamit Yıldırım’ın yakalanan Hamit Yıldırım olmadığını anlatıyordu. AKP Kumçatı Belde Başkanı Mehmet Demir’in ifadelerine dayanarak… Peki, Mehmet Demir kimdir? Önce buradan başlamak gerekiyor…

* * *  

   

AKP’li Mehmet Demir karmaşası

 

İki hafta Anter Suikastını araşırdım. Konunun bulabildiğim tüm muhataplarıyla konuştum. Geçtiğimiz günlerde tutuklanan Hamit Yıldırım’ın masum olduğunu Akit Gazetesi’ne iddia eden AKP’li Hamit Demir’i aradım… Öncelikle Akit Gazetesi’nin haberini dayandırdığı Mehmet Demir AKP’li değil… BDP’li… Kumçatı Beldesinin Belediye Başkanı…

 

AKP Kumçatı Teşkilatı’nın başında da Mehmet Demir isimli bir şahsın bulunduğu bilgisini verdi. Yani karışıklık buradan kaynaklanıyor. İnandırıcılığı artırmak için AKP’li sıfatı kullanılmadıysa tabi….

 

BDP’li Kumçatı Belde Belediyesi Başkanı olan –yani benim konuştuğum Mehmet Demir-, özetle tutuklanan Hamit Yıldırım’ı çocukluğundan beri tanıdığını, aynı köyde büyüdüklerini, Hamit Yıldırım’ın yıllardır göz önünde bir hayat yaşadığını ve hiç Şırnak’tan çıkmadığını söylüyor. Ayrıca Yıldırım’ın ticaretle uğraştığını da sorularım karşısında ifade ediyor. Özellikle belirtmek istediği nokta ise tutuklanan Hamit Yıldırım’ın hiçbir zaman dağa çıkmadığı ve JİTEM’e katılmadığı…

 

Bu arada kendisinin Hamit Yıldırım’ın amca oğlu olduğu ve bu yüzden Hamit Yıldırım’ı aklamaya çalıştığı şeklindeki iddiayı sorduğumda ; “Benim akrabam değil. AKP’li Mehmet Demir’in akrabasıdır” yanıtını veriyor. Doğru mudur bilinmez…

 

* * *

           

 

 

Bu arada Hamit Yıldırım’ın ağabeyi olan İskender Yıldırım’la da uzun görüşmeler yaptım telefonda. Yıldırım medyada kardeşinin yargısız infaza kurban gittiğinden dem vurmakla birlikte, haksızlığa uğradıklarını iddia ediyor. Öncelikle kardeşinin cinayetin işlendiği tarihte 19 yaşlarında ve böbreklerinden hasta olduğunu söylüyor.

 

Bir diğer iddiası da Abdülkadir Aygan’ın beyanlarında “Şırnak’lı Hamit” diye bahsettiği tetikçinin kardeşi olmadığı… İskender Yıldırım’a göre; 2006 yılında bazı basın yayın organlarında söz konusu tetikçinin Şırnak’ta yaşayan Hamit Yıldırım olduğunun iddia edilmesi üzerine Aygan da, Şırnak’lı Hamit’in Hamit Yıldırım olduğunu söylemeye başlamış...Hamit Yıldırım da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki sorgusunda; benzer ifadeleri kullanmış....

 

Bu iddiayla ilgili ilginç bir de  nokta var…

 

Hamit Yıldırım 24.02.2006’da Şırnak Başsavcılığı’na dilekçe vererek yukarıda anlattığım İskender Yıldırım’ın iddiasıyla ilgili suç duyurusunda bulunmuş:

 

“…….yayınlarında Musa Anter isimli gazetecinin benim tarafımdan asılsız olarak öldürüldüğü iddiası yayımlanmıştır. Söz konusu beyanatlarla;

         1-PKK adlı terör örgütüne adresim belirtilmek suretiyle hedef gösterildiğim

         2-Bu yayın ve beyanatlardan sonra sayısız ölüm tehdidi aldığım

         3-Bu yayın ve beyanatlar sonrasında ticari faaliyetlerimin durmasının yanı sıra, can güvenliğimin ortadan kaldırıldığı…100 bin lira maddi tazminat davası açılması hususunu saygılarımla arz ederim…”

 

Hatta ve hatta suç duyurusunun ardından can güvenliğinin tehlikede olduğu gerekçesiyle silah ruhsatı başvurusu yapmış. Onun da tarihi 15.3.2006…

 

* * *

      

Araştırma yaparken en uzun süre telefonda konuştuğum ve bana sohbetlerimizde bahsi geçen belgeleri gönderen isim ise Yıldırım’ın avukatı Bilal Aktuğ oldu. Aktuğ aracılığıyla Hamit Yıldırım’a sorularımı da gönderdim. Ancak “Tanımadığım insanlarla ilgili soruları nasıl yanıtlayayım. Tek söyleyeceğim şey, bahsedilen kişilerin hiçbirini tanımam. Yıllardır Şırnak’ta normal bir hayat sürerim” diyerek yanıtlamamış.

 

Bilal Aktuğ ise sorduğum tüm soruları yanıtlamaya çalıştı…

 

Aktuğ, Hamit Yıldırım’ın cinayetin işlendiği yılın Ocak ayında Diyarbakır’a 2 kere gittiğini, onda da tedavi olduğunu iddia ediyor. Belgelerini de gönderdi… Hamit Yıldırım’ın hastaneye girişi ile çıkışı arasında toplam 2 gün var. Ocak ayında… Tabii bu Eylül’de işlenen cinayetin failinin Hamit Yıldırım olmadığı anlamına gelmez…

 

Aktuğ’un gönderdiği bir diğer önemli belge ise Hamit Yıldırım’ın Gönüllü Köy Korucusu olarak atanması teklifi için Jandarma Yüzbaşı tarafından düzenlenen belge. Tarihi 28.2.2006…Ve sonrasında Yıldırım GÖKK olarak atanıyor…

 

* * *

 

1992 Eylülü’nde işlenen cinayetin tanıklarına da sorularımı yönelttim. Olay tarihinde Musa Anter’i kaldığı otelden almaya gelen zanlıyı gören otel görevlisi Osman Ünsan Ateşal, telefonda konuşmak istemedi. Israr etmem üzerine ise “20 yıl önce olan olayı nasıl hatırlayayım?” demekle yetindi.

 

Bence olayın en önemli tanığı olan Anter, Miroğlu ve Hamit Yıldırım’ı cinayet mahallinde indiren taksici Mehmet Sinanoğlu. Telefonla ulaştığım Sinanoğlu, o geceyi şöyle anlatıyor:

 

“Benim yanıma, öne sonradan Orhan Miroğlu olduğunu öğrendiğim kişi binmişti. Şoför koltuğunun arkasına yani arkama ise siyah, esmer birisi oturdu. O katilmiş meğer. Karanlıkta siyah saçlı gibi gözüküyordu. Kısa boylu ve zayıftı. 1.65–70 civarında. Şivesinden Diyarbakırlı olmadığını anladım. Yaşı da 20–25 olabilir. Miroğlu’nun arkasında ise Musa Amca oturuyordu. Arkamda oturan şahıs bir süre sonra Musa Amca’yla tartıştı. Musa Anter ‘Nereye götürüyorsun bizi?’ diye sordu. O da ‘Buralarda bir ev olacak’ diye geçiştirdi…”

 

Sinanoğlu, net bir şey söyleyememekle birlikte, “O gün taksiye binen adamla emniyette gösterdikleri Hamit Yıldırım arasında dağlar kadar fark var” diyor. Hamit Yıldırım’ın kilolu ya da kilo almış olduğuna dikkat çekerek…

 

Görüldüğü gibi o gecenin tanıklarından taksici Sinanoğlu’nun tarifi Hamit Yıldırım’la pek uymuyor. Hamit Yıldırım’ın kumral olduğu fotoğraflarla sabit. Özellikle cinayeti işlediği iddia edilen tarihte… Bir diğer nokta ise Hamit Yıldırım daha uzun gibi gözüküyor…Orhan Miroğlu’nun ifadesinde “Beni vuran şahıs 25-30 yaşlarındaydı” ifadelerini kullanması başka önemli nokta. Çünkü Hamit Yıldırım 1973 doğumlu. Cinayet işlendiği sırada 19-20 yaşında…

 

Tabii tüm bu yorumlar, teşhisler, tahminler Hamit Yıldırım’ın katil olmadığı anlamına gelmediği gibi katilin o olduğunu da göstermiyor…

 

* * *

 

O kadar araştırma yaptım, kendi fikrimi de belirteyim. Olsun o kadar… Bana sorarsanız –o Hamit bu Hamit mi bilemem ama- olay birilerinin üzerine yıkılarak dosya kapatılmak isteniyor. Ne demek istediğimi siz anlayın işte…

 

Burada önemli iki soru da yanıtlanmayı bekliyor:

 

1-    Eğer o Hamit bu Hamit ise nasıl köy korucusu olarak silah almış, yıllarca özgür dolaşmış, savcılığa dilekçeler vermiş vs. vs. vs…

2-    Eğer o Hamit bu Hamit değilse asıl Hamit nerde? Ve katil olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım’ın savcılık sorgusuna verdiği üç, emniyet sorgusunda verdiği bir paragraflık cevaptaki hangi hususlar delil olarak kabul edilmiştir?

 

NOT: Bir şeyi değiştirir mi bilmem ama Hamit Yıldırım’ın ifadesinde “Haberlerde Kumçatı Beldesi’nde koruculuk yapan Jirkan Aşireti’nden Hamit Yıldırım’ın Musa Anter’i öldürdüğü ileri sürülüyordu. Jirkan Aşireti Uludere-Beytüşşebap Bölgesi’nde bulunur. Ben Batuyan Aşiretindenim” ifadeleri üzerine her iki aşiretin reislerini de aradım. İkisi de Hamit Yıldırım’ı tanımadıklarını söylediler. Bu beyanlarında bir cinayet zanlısı ile birlikte anılmama kaygısı taşıdıklarını sezdiğimi de belirtmek isterim….

 

 

BURAK ERSOY

 

 
Toplam blog
: 7
: 326
Kayıt tarihi
: 16.07.12
 
 

Gazete demek haber demekti, haber demek halk demekti ve halk demek de halka en iyi haberi vermek ..