​ Arabası var, güzel mi güzel / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Arabası var, güzel mi güzel

Arabası var, güzel mi güzel
 

Maalesef 'Ruhu' yok !..


'Bu nasıl bir başlık ?' diye sorarsanız, aşağıdaki yazıyı okuyunca anlayacaksınız..

Gazetelerdeki üçüncü sayfa haberlerini okurken, haber programlarında insanları izlerken, yolda yürürken, çevrenizi gözlemlerken ya da en basit bir eleştiriyi cevaplayan insanın yüzüne bakarken hiç dikkat ettiniz mi ? Yüzlerdeki o kasılmayı, çenenin o geriye doğru kaymasını, gözlerin çekik çekik kısılıp, asabiyetin adeta kulaklardan fışkırma noktasına geldiğini yakaladınız mı hiç ? Tahammülsüz, dinlemeyen, her zaman haklı olan milyonlarca insanla birlikte, kucak kucağa yaşadığınızın farkında mısınız ? Peki, 'Siz' bunlardan biri olabilir misiniz ? Peki, hiç 'Neden bu nefret ? Tahammülsüzlük ? Çekememezlik ?' diye sordunuz mu kendinize ?..

Hani neredeyse birbiriyle hiç geçinemeyen, birbirini çekemeyen insanlar olduk. Görünüşte her şey çok güzel, aynı hayatı, aynı toplumu, aynı otobüsü ve vapuru paylaşıyoruz, ancak birbirimizin başarılarıyla gururlanıp, arkadaşlarımızın ya da toplumumuzun menfaatini kollamak, mutlu olmak, hep birlikte ilerilere yürümek ve daha da büyümek yerine, bunun tam da aksini yaptığımızın farkında mısınız ?

Arabası olmayan, arabası olanı, küçük arabası olan, büyük arabası olanı, karnı aç olan, tok olanı, tok olan, daha tok olanı, daha azı, daha çoğunu kıskanıyor hemen hemen her yerde, çevremizde, farkındasınızdır..

Peki, neden ?

Nasıl bir eziklik ya da nasıl bir toplumsal yönlendirme veya daha da üst bir 'Toplumsal bilinç' var ki, himayesine girmişiz, kulu, kölesi olmuşuz, 'Eğrimiz-doğrumuz' bu şekilde tayin edilir olmuş, başarı ya da başarısızlık artık iyiden iyiye 'Madde'ye bağlanmış..

Geçtiğimiz haftasonu bir genç kadın, birkaç hafta önce Bodrum'da tanıştığı orta yaşlı bir adamı anlatıyor. İlk tanışma, hafif sohbet, daha ilk dakikalar ve biraz kendinden bahsetmiş olan genç kadın adama soruyor; 'Eee, peki sen naaapıyosun?'.. ( Türkçe'si zayıf olanlar için açıklayayım, 'Senin eğitim durumun nedir, çalışıyor musun, ilgi alanların nedir, hobilerin, uzmanlığın, v.b.?'.. Ve gelen cevap hem mükemmel, hem zekice, hem dolu dolu, belli ki çok üst bir kültür ve eğitimin habercisi... 'Benim teknem var !' !?!?!

Yukarıda söylemeye çalıştığım şey de tam olarak bu işte :

Unutmayın; sizi siz yapan, sahip olduklarınız değil, sadece 'Sizsiniz'.. İçinizdeki siz!.. Lütfen kurtulun artık bu yanılgıdan, eğer bu şekilde düşünüyorsanız.. Bırakın yaşamın yumuşak kolları sarmalasın sizi ve içinizdeki değerleri.. 'Ahenge' teslim edin zihninizi ve düşüncelerinizi. Çevrenizdeki varlıkları incelerken -insan, hayvan ya da bitki- bu gözle bakmaya çalışın. Onlardaki zihinsel plandaki gelişmeyi görmeye çalışın ve maddesel plandaki değer yargılarınızı silip atın.. Zor... Ancak... Yapılabilir. En azından denemeye değmez mi ?
 
Toplam blog
: 8
: 832
Kayıt tarihi
: 03.09.08
 
 

İşletme Yüksek Lisanslı Makine Mühendisiyim. 1995 yılından beri iş hayatındayım. Özel sektörde (Demi..