- Kategori
- Mizah
Aradaki sekiz fark

Her üç aileden birinde Almaya’ ya işçi olarak gitmiş akrabalar vardır. Teyze, hala, amca...
Benim de teyzem ve eniştem Almanya’ya işçi giden sınıftan. Artık temelli dönüş yaptılar vatana. Eskiden her yaz gelmeleri iple çekilirdi. Özellikle biz çocuk tayfası Milka çikoltalarına bayılırdık ve tabii gelen oyuncaklara. Teyzemin hala getirdiği sarışın bebeği saklarım. Artık annem gittikleri zaman "Abla, boşver getirme birşey artık herşey var Türkiye’de" diyor. Gerçekten de öyle. Mesela teyzem en son bana bir deodarant getirmiş oradan. ( bu teyzemin adetitir) Baktım geçen gün body shoptan aldığımın aynısı "aynısı bende var teyze" dedim. Aslında burada anlatacağım daha farklı bir boyutu Almanyanın.
Geçen akşam yapılan sohbette konumuz anılar, Almanya idi. Eniştem ve teyzem anılardan bahsederken konu Almanyadaki uygulanan sistemlere geldi.
Türkiye ile Almanya arasındaki sekiz farkı bulun;
- Almanya’da her televizyon için vergi alındığını biliyor muydunuz?
( Türkiye’de allah ne verdiyse teknolojik aletleri eve yığmak bize uygun. Her şeyden iki tane olması zenginliğimizin göstregesi ne de olsa)
- Eniştemin çalştığı şirketin parlak, ışıklı logosu karşı apartmandaki hanımı gece uyurken rahatsız ettiği için sökülmüş.
( Nasıl yani koca şirketin logosu sökülür mü hiç ? Bu durum bizde olsa polisler de şirket çalışanları da güler geçer bi de arkanızdan deli derler)
- Eniştemler Türk usulu karanlık çökünce, yasak olan tv çanağını camın dışındaki uzun boruya bağlayarak Türk kanalları seyrediyorlarmış. Bir hafta sonra şikayet kağıdı gelmiş. Gerekçe şu;
"Evinizin camını akşam saatleri çok açık tutmayın. Üst kattaki ve alt kattaki komşular sizin yüzünüzden daha çok yakıt yakıyorlarmış."
(!!! Biz de çok kötü kavga sebebi. Komşu komşunun külüne muhtaç. Biz de böyle bir şikayet komşuya ihanet demektir.)
- Parklarda, bahçelerde yumurtaya yapan ( ördek, kuş v.s) hayvanları etrafı hemen çitle çevrilirmiş. Yanına da rahatsız etmeyin yazılırmış.
( Türk erkeklerinin çoğunun hamile hanımlara saygısı yokken kuşa mı saygı gösterisinde bulunacak. "Mahmut ağbi, bizim kapının önündeki kuş vardı ya hani geçende doğurdu. Pek de güzel bir yavrusu oldu. Şimdi çit yaptık onlara hiç rahatsız etmiyoruz güzel güzel yaşıyorlar orada"
- Eniştem kargalara yem atarken biri tarafından uyarılmış;
"dikkat et şikayet ederler"
Eniştem şaşkın.
"Neden?"
"Kargaları tembelliğe alıştırıyorsun. Onlar tabiatta kendi yiceğini bulur."
( Buna biz bile çok şaşırdık ve güldük. Eminönünde kuşlara yem atan birine bunu söylediğinizi düşünsenize)
- Tutulan balıkların 12 c.m ‘den küçük olması yasakmış. Balık pazarında görevli gelip balıkların ölçümünü yapıyormu. Bir kadının balığı 12 c.m den aşağı 11 c.m çıkmış ve gözünün yaşına bakılmadan ceza kesilmiş.
(Salim ağbi, çek ağı çek. Anaaa kocaman şuna bak. Resim çektirelim önce balıkla sonrada iyi bir fiyata satarız)
- Her ailede ferde bir balık düşüyormuş.
( Bey, gelirken 3 kilo hamsi al tamam mı? Akşama kızartırız)
- Ve herkesin yılın başında 400 euro para yatırtıktan sonra balık tutma izini varmış
( Mahmut ağbi, pazar oltayı kap gel. Çocuklar, hanımlar falan hem balık tutar hem de piknik yaparız)
Sevgi ve saygılarımla...