​ Aranan suçlu bulundu, Medya / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Aranan suçlu bulundu, Medya

Aranan suçlu bulundu, Medya
 

Resim: www.thirdworldtraveler.com/'dan alınmıştır.


Medya suçlu. Herkes medyayı suçluyor. İyi ki medya var.

Sorsan; medya kim, ne iş yapar, nasıl geçinir, ne yer ne içer, nereden gelmiş, anası babası kim? Bilmez. Bilmez ama suçlar. Oysa medya biziz. Tıpkımızın aynısı. Hani aynaya bakar ya insan öyle bir şey. O zaman suçlu biziz, medya değil.

Medyanın en etkin gücü ise televizyon. Gazetesi, dergisi, radyosu, interneti, web sitesi de var. Ama televizyonun gücü bambaşka.

Televizyon; zamanımızın büyük kısmını birlikte geçirdiğimiz, hemen hemen her evde, her odada, hatta mutfakta belki de WC'de (yok artık daha neler demeyin) dahi bulundurduğumuz vageçemeyeceğimiz bir tutku, çeşitli ebatlarda bir kutu.

Yalova/Termal'deki otel odasında bile vardı hem de uzaktan kumandalı. Rusça yayın yapan kanal sayısı oldukça fazlaydı. Arkadaşlarıma yaptığım yorumlarımda 'Bir daha Termal'e gelirsem Rusça öğrenmeliyim' derken bunu kastettim ama yanlış anlaşıldım :))

Eğer ki büyük bir sabırla (benim gibi) yayınları kablodan izliyorsanız onlarca kanal. Uydudan izleyenlere yüzlercesi. 'Beni izle, onu bırak beni izle' demiyor ki. Kumanda yani zaplama cihazı sizde. İstediğini, beğendiğini izle. Zorlama var mı? Yok. Severek, beğeni ile izlenen programlardan her kanalda var artık.

- Dizi film ? "Al sana dizi". Dizi dizi hem de.

- Yarışma? : "Çevir çarkı, bir de cep telefonundan şu numarayı da ara. Fazla bilgi sahibi olmana gerek yok, biraz ağla sızla, rol yap, pazarlık yap, çantayı kap. Laf aramızda ben de birine kaydoldum. Kayıt numaram 35 milyon 656 bin 948. Sabırlıyım, sıramı bekliyorum :))

- Gündüz kuşağı? "Hay hay!" Sabahları; orta şekerli çaylı-kahveli. Öğleyin; sebzeli-etli-börekli-baklavalı programlara ne dersiniz? Ustalarımız burada, fazla yaklaşmayın üstünüze yağ falan sıçramasın. Ayrıca kilonuza dikkat edin, malum bahar, sonra yaz. Hani mayo muyo, havuz deniz filan...

- Spor ? "Âlâsı." İşte futbol, işte goller, diğer spor dalları... boşverin onları. Yalnız mümkünse evinizde ikinci TV olsun, maksat tatsızlık çıkmasın. Yayın kuruluşumuzun demirbaşları, engin futbol bilgilerine sahip futbol üstadları, gene konuşturup, oynatacaklar, siz oynatmadan :) Her pozisyonu tarafsız gözle, hatta başka tarafa bakarak değerlendirecekler. (Maçı stadyumda izlememiş olabilirler ama o kadar önemli değil.) TV'de izledikleri görüntüleri as sonra yorumlayacaklar. Gol mü değil mi? Penaltı var mı yok mu? Top mu ele çarptı, el mi topa? Hakem düdüğü yuttu mu yutmadı mı? Futbolcu düştü mü, düşürüldü mü?

Düşmez kalkmaz bir Allah! Göreceksiniz, as sonra :)

- Film ? "Televizyonda ilk kez"

- Başka bir isteğiniz?

...

- Şimdi reklamlar.

- Ay, çok oluyorsunuz ama, bu kadar reklam olurmu, dizi şimdi bitecek, bu kaçıncı reklam, tam golü görecektik, RTÜK, Rütük...

Medya talepler karşısında ortaya çıktı.

Çok önceleri medya diye bir şey yoktu ortada, ortalıkta, kimse bilmez tanımazdı. Çoğu evde radyo bile yoktu önceleri. Ama her kahvehanede radyo vardı ajans saati geldi mi büyükler içeride, gençler dışarıda haberler dinlenirdi. Her kahvehaneye iki-üç gazete alınırdı. Bazı yaşlılar, gözleri iyi görmeyen, okuma yazması az olanlar veya olmayanlar da çocuklardan, gençlerden dinlerdi yazılanları.

Gazeteler, dergiler, resimli romanlar vardı. Gazeteler İstanbul'da basılır, kamyonlarla ülkenin dört bir yanına
dağıtılırdı. Okuma yazma bilen herkes gazete okurdu. Otobüste, trende, vapurda. Gazete okuyan birinin yanına oturmak, göz ucuyla yazılanları okumak keyif vericiydi. Gazeteler, gazeteciler okurları sayesinde yaşardı, gazetecilerin tabiriyle tezgah satışlarından sağlanan paralarla. Şimdilerde olduğu gibi ne sponsorları vardı arkalarında, ne medya patronları ne de siyasi - ekonomik güçler.

Sadece okurlarına güvenirlerdi. Bu nedenle okurlarına karşı dürüst olup, doğru haber yazarlardı, korkmadan.

Şimdi öyle gazete ve yazarlar o kadar az ki. Ama suçlu gene de medya.

Günümüzde medya dünyada ve özellikle ülkemizde büyük bir güç. Ama kontrolsuz bir güç. İyi ve emin ellerde ise ne iyi, yoksa... vay halimize.


Resim: www.thirdworldtraveler.com/'dan alınmıştır.

 
Toplam blog
: 240
: 2494
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..