​ Aristoteles - Aristo / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Aristoteles - Aristo

Aristoteles - Aristo
 

(MÖ 384– 7 MartMÖ 322)

Antik Yunan filozof.

Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.
    

Sokrates-Eflatun-Aristo şeklinde devam eden

Silsile-i turuk-u felasifenin üçüncü ve en

Ehemmiyetli halkası…

Eflatun’un çırağı, Büyük İskender'in üstadı…

Kimilerine göre de

“antik Yunanın parlayan son yıldızı…”

(alıntı)

*

Felsefeden söz edildiğinde muhakak ki Aristoteles’ten söz edilir. Çünkü felsefenin en önemli filozofudur… Antik çağa damgasını vurmuştur. Gerçi onun için sadece o çağın değil gelmiş geçmiş çağlarında en büyük filozoflarından biri olarak düşünülür…

Onun eserlerinde:

Doğa bilimleri, mantık, metafizik, etik ve siyaset felsefesi ve psikoloji işlenmiştir.

Onun düşünce tarzı farklıydı. Platon’un bir felsefesi vardı:

Sanatı, taklidin taklidi olarak düşünür ve insanları hakikatten uzaklaştırdığına inanırdı. Oysa Aristoteles öyle düşünmemiştir.

Şiirsel yaratımın doğası ve kaynağı, şiirin tabiat ve hakikatle ilişkisi, sanatın amacı ve işlevi konularını ele almıştır.

Onun en önemli eseri olan Poetika, şiire ve tiyatroya değil, aynı zamanda sanata ilgi duyanlarında temel eseri olmuştur.

Asırlar -ki iki bin yıl kadar bir zaman dilimi- , onun fikirlerinin ışığıyla aydınlanmaya - aydınlatılmaya çalış(ıl)mış.
‘Mantık’özünde çok basit bir fikirsel düzenek üzerine kurulu.. Orijinalitesi ise şu; kendinden öncekilerden hiçbir şey almayıp bütünüyle kendine ait bir düşünsel sistem olması ve Aristo’nun da bu tarz içre düşünen ilk adam olması…


‘Mantık’ şu temel varsayıma dayanıyor; her tanımın iki bölümü vardır. Aristo, öncelikle yapılacak olan söz konusu nesneyi belli bir gruba sokmaktır der; zira bu grubun nitelikleri aynı zamanda nesnenin kendisine aittir. Bu kısma misal;

‘İnsan bir hayvandır’...

Mantık devam etsin; ikinci yapılacak olan nesnenin kendi sınıfındaki öteki şeylerden ne bakımdan ayrı olduğunu belirtmek. Bu kısım içinde sabık misal şöyle devam ettirilebilir;

‘İnsan hayvandan farklı olarak rasyonel(akıllı) bir varlıktır.’

Aristo’yu Aristo yapan şeyin emekleme devresinde olan bilimin Aristo’yla birlikte ayağa kalktığı hatta koşmaya başladığı görüşü vardır ve bu meyanda

“Aristo’dan önce bilim, ana karnındaki cenin gibiydi, Aristo’yla doğdu”

darb-ı meseli söylenmiştir. Meşhur “Fizik”inin ise sadece adı fiziktir. Zira, kitabın içeriği serapametafizik.. Eser, atomcu Demaktitos’un;

“Gerçekte atomlardan ve boşluktan başka bir şey yoktur” maddeci söylemine reddiye mahiyetindedir; Aristo

“Doğada boşluk olmaz zira boşlukta olan bütün cisimler büyük bir hızla aşağı düşerler.”der.

Aristo astronomi ve biyoloji yle de uğraşmıştır, fakat şunu söylemekte yanlış olmaz herhalde; elinde teleskopu olmadan Aristo’nun astronomisi bir çocuksu hayal oyunu ve ham çıkarsamalar ürünüdür. Mikroskobu olmadığı içinde biyolojisi gözleri kör bir fare gibi sürekli yanlış yollara sapma eğilimdedir.
Aristo, Büyük İskender’in kendisine sağladığı olanaklar muvacehesinde ciddi bir toplama kampı oluşturmuştur. Kendisine Asya’da ve Avrupa’da hayat süren muhtelif hayvanatı getirmekle vazifeli bin kadar adamın olduğu söylencesi vardır. Aristo bu imkânları sonuna kadar kullanmış ve büyük bir hayvanat bahçesi kurmuş, gözlemlemiş ve bu gözlemleriyle vardığı noktalar sadedinde doğa biliminin de öncüsü sayılmış.

Tanrıya inanıyordu; bedeni olmayan, bölünmeyen, uzayda yeri bulunmayan, değişmez ve mükemmel bir varlığa inanıyordu. Fakat bu tanrıyı sadece ‘muharrik güç’ olarak değerlendirir. Yani ilk hareketin nedenselidir onun tanrısı. Bu bağlamda onun tanrısının hiç bir derdi yoktur, istemsizdir ve zaten mükemmel olduğu için hiçbir eylemde ve etkinlikte bulunmaz. Yani bu tanrı

“hiçbir iş yapmayan tembel bir kral gibi; hüküm sürüyor ama yönetmiyor.”

Siyaset sahasındaki değerlendirmeleri de çok ilginç; ona göre insanların büyük çoğunluğu ahmak ve tembeldir. Sistem ne olursa olsun bu adamlar batmaya mahkûmdurlar. Dolayısıyla bu adamların siyaset alanında yönetilmesi, sanayideyse güdülmesi gerekir. Şu inciler(!) ondan sadır olmuştur:
“Kimi insan doğduğu andan itibaren boyun eğmek; kimi de buyurmak için yaratılmıştır.”

“Köle canlı bir alettir; alet, canlı bir köledir.”

Demokrasiye inanmaz; devleti küçüklüğünden itibaren özenle yetiştirilmiş seçkinci/aristokrat bir sınıf yönetsin der. Hükümet adamlarının seçimleri bilgisiz/eğitimsiz ve denetimsiz halk çoğunluklarına bırakılmaz ona göre. Yani ‘dağdaki çobanla benim oyum nasıl bir olabilir’der Aristo da.

Kadınları eksik ve tamamlanmamış varlıklar olarak değerlendirir. Kadınla erkek arasındaki ilişki köle-efendi ilişkisi gibi olmalı der. Kadın yönetilmeye muhtaçtır, eflatunun ideal devletinde ki gibi erkekleştirilmemelidir. Bir de çok ilginç bir evlilik matematiği var; erkeğin otuz yedisinden önce evlenmemesini o zamanda yirmi yaşında bir kız almasını söylüyor. Şunu demek istiyor; üretim süresi erkekte yetmiş kadında elli yaşında bittiği için birleşme çağları buna göre ayarlansın; yani erkek hala faal kadın pasifse ya da tam tersiyse bu ciddi kavga ve huzursuzluklara sebeptir.(alıntı)

&

·         MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir.

·         MÖ 367 veya 366'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur.

·         Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar)

·         Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur:

·         Kimi zaman Plâtoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman - zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar… Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir.

·         PlatonMÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir.

·         Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345–344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır.

·         341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle M.Ö. 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u, ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar.

·         Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. M.Ö. 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a

·         "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri"

·         Fırsatını tanımak istemez.

·         Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır.

·         Ertesi yıl M.Ö. 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder.(alıntı)

&

Aristoteles'in tarihsel açıdan en önemli eseri olan "Politika", Yunanistan'daki kent devletlerinin anayasalarının açıklandığı bir kaynaktır.

Aristoteles bu amaçla ilk olarak tüm kentlerin anayasalarını bir araya toplamıştır. Ancak bu 146 anayasadan sadece Atinalılar ile ilgili olan kısım günümüze ulaşmıştır.

1800'lü yılların sonunda Londra'daki bir papirüs üzerinde ulaşılan bu metin "Atinalıların Devleti"adıyla bilinmektedir.

Atinalıların Devleti MÖ 4. yüzyıla kadar Atina siyasi yaşamına genel bir bakış getirmekle birlikte Aristoteles'in yaşadığı dönemde kentteki siyasi kurumlar hakkında da ayrıntılı bilgiler de vermektedir. (alıntı)

Nazan Şara Şatana

http:// http://www.facebook.com/nazansara.satana.5

http:// https://twitter.com/#!/nazansarasatana

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....