- Kategori
- İlişkiler
Arkadaş arıyorum...

Zordur arkadaş bulmak.
Öyle "arkadaşlık siteleri" ile bulunmaz gerçekten aradığınız vasıflarda biri.
İlân da veremezsiniz... Tanımanız lazım... Tanımanız için de "uzun bir süre" geçirmeniz gerekli. Ki bu bile yeterli değil, ömür yetmiyor çoğu kez. Yaşam boyu eleyemezsiniz "ilâna başvuranları".
O zaman... Gözlemlemeli "arkadaş adaylarını". Ama nasıl?..
Mesela; Rimelim bulaşmıştır kirpik dibime, ya da çorabım kaçmıştır ne bileyim... Söylemezsin de... Çok şık da olsa giysim, bir yerinde mutlaka bir kusur ararsın.
Yaptığım güzelse övmezsin de... Ufacık hatamı bile yüzüme vurursun.
Zor da olsa başardıklarımıı görmezden gelirsin de... Eksik yanlarımı bulup, sıralarsın.
Bendeki güzellikleri görmezden gelirsin ama... Çirkin bir yanımı bulabilmek için gözlerini dört açarsın.
Övgülerimi, insanca yaklaşımlarımı, tevazumu anlayamaz... Hak etmişsin gibi hoyratça kullanırsın.
Demek ki sen benim arkadaşım değilsin... Dostum hiç olamazsın.
Neden yazdım bunları?
Bir yazı okudum arkadaşlığa, dostluğa dair.
Orada bir cümleye takıldı aklım... Diyordu ki "Siz güzelleştikçe, karşınızdaki insan çirkinleşiyorsa... O insan sizin arkadaşınız/dostunuz değildir".
Yazıyı yarıda bırakıp düşüncelere daldım... Ve hak verdim yazana.
Çevrenizdeki insanlara bir bakın! Nasıldır yaklaşımları?
Sizin davranışlarınıza karşılık olarak... "Nedir tutumları"?
Hep kırmaya yönelik midir söylem ve davranışları?
Kimlerin arasından seçeriz veya seçmeliyiz "omuzdaşlarımızı"?
Doğru seçimler... Doğru gözlemlemekle oluyor galiba.
Bir göz atın karşınızdakine... Vücudu ne diyor? Mesela... Elleri ne konuşuyor, gözleri hangi itiraflarda... Dudakları nasıl gülümse(ye)miyor veya neyi küçümsemelere kıvrılıyor.
Dil ne söylerse söylesin... Gözler ele veriyor kendini. Hele o dudaklardaki haris kasılmalar, belli ediyor aslında söylenmek istenenleri.
İyi nitelikleriniz öne çıksın bir... Hele bir de güzel olun... Ve bunu bir de zarafetinizle tamamlıyorsanız... Üstüne üstlük şık da giyiniyorsanız... Seslerine yansıyor "çekememezlikleri". Kıpır kıpır kıpırdanıyor "rahatsızlıklarıyla" vücutları. Bir de şöyle bir başlarını savurup, saç atışları var ki... Öf! Bu kadar olur. Elleri sığmıyor ne yere ne göğe... Sarsak sarsak oluyor davranışları. Tabii bunlar "acemi kıskançlar"ın dışavurumları.
Bir de profesyonelleri var onların... Kıskançlıklarını saklayanlar... Sever gibi yanaşıp, arı gibi sokanlar... Sahte gülümsemelerin ardına saklananlar.
Ama gözler... Ah! O gözler. Hangi maskeyi takarlarsa taksınlar... Onları gammazlarlar.
Kelimeleri öyle özenle seçerler ki... Anlarsınız ne demek istediklerini... Ama anladığınızı fark ettikleri anda, çark edip geri dönerler. Ya şaka (!) yapmışlardır... Ya da siz yanlış anlamışsınızdır. Üstelemeyin sakın "hem suçlu, hem de güçlü olmak" yaşamlarının doktora yaptıkları dalı.
Hep söylediğim gibi...
"Her insan yalnızdır aslında... Sadece hayatta birlikte yürüyebileceğimiz yol arkadaşlarımız vardır. Önemli olan onları doğru seçebilmemizdir. Oldukları gibi görünselerdi insanlar, yanlış seçimler olmazdı hayatımızda".