Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Artan kadına şiddet mi, yoksa şiddet haberleri mi?

Artan kadına şiddet mi, yoksa şiddet haberleri mi?
 

Güçlünün zayıfa karşı şiddet uygulaması, insanlık tarihi  süresince olagelmiştir. Doğadaki tüm canlılarda görülen bu olgu, insandan da görülmektedir. Eğer "insan farkını" farkettirecek kadar eğitememişseniz insanınızı...

Son günlerde kadına şiddet konusunun öne çıkmasının giderek bozulan psikolojimizle ve sosyolojimizle ilgisi olduğu doğrudur ancak, meselinin bir de görülmeyen ya da gösterilmeyen yanı var.

Genel anlamda şiddet, özel anlamda kadına şiddet bugünün gerçeği midir sadece... Ben beni bildim bileli (nerdeyse elli beş yıldır) kadınlar kocalarından dayak yerler bu ülkede...

Biz sadece bu ülkede sanırdık da sonraları öğrendik ki her ülkede bu şiddet var.

Türkiyede kadına karşı erkek şiddeti artıyor mu?

Benim gözlemim böyle değil... Bence, kadınlar kocalarından eskiden olduğu kadar şiddet görmüyor bugün... Ne var ki, bugünün az şiddeti bile, medya sayesinde farkındalığı artırıyor ve yaygınmış algısı yaratıyor...

Bundan otuz - kırk yıl önce falanca şehrin falanca kazasındaki kadın cinayetini hangi haber kanalı, kadının cesedi soğumadan, ülke göndemine getirecekti ki... Belki bir hafta sonra bir gazetede ufak bir haber olur, belki de hiç olmazdı. Bugün ise, nerdeyse canlı yayınlayacak televizyonlar.

Elbette, bunları söylerken kadına şiddete mazeret bulmaya çalışmıyorum. Bu işin mazereti olmaz zaten. Eğer bugün bu tür haberler medyada daha geniş yer buluyorsa, sulandırmamak ve gösteriye dönüştürmemek şartıyla, iyi oluyor demektir.

Devletin ve toplumun duyarlılığını artırmak, bu insafsız ve izansız şiddetin azaltılması anlamında çok önemlidir.

Yeter ki, her işimizde yaptığımız gibi, bu olumsuzluğu da siyasi ya da felsefi çıkar amaçlı istismara kalkışmayalım. Yüzyılların biriktirdiği geleneksel şiddet sarmalını dine dayandırmak gibi bir "cehalet örneği" de sergilemeyelim.

Kaldı ki, günümüzde kadına şiddet, kendini modern olarak tanımlayan büyük şehir insanında daha fazla görülmektedir. Son kadın cinayetlerindeki katil profilinin de, dini yaşayışla ilgisi olmayan yüzler olduğuna herhalde kimse itiraz etmez.

Dini, ideolojiyi, siyaseti, partiyi pırtıyı bir yana bırakıp işin sosyolojisine inmek ve her halükarda insanları, insan hayatının azizliği konusunda ciddi bir eğitime tabi tutmak işin esasını oluşturuyor.

Her cinayetten sonra, "devlet koruyamadı" yorumlu haberler de bence istismar kokan haberler... Devlet, bireyleri bütün hayatları boyu koruyamaz... Kadınını kendi malı gibi gören bir psikopatın elinden uzun süre korumanız kolay değildir zaten.. Asıl mesele, bu hastalıklı ruh haletiyesini ortadan kaldırmak olmalıdır.

Kontrolsüz şehirleşme ve buna bağlı ölçüsüz "modernleşme" kadınları hızla bağımsızlaştırırken, bunun böyle olumsuz yansımaları da beklenmelidir.

Şurası kesin ki, geleneksel Türk erkeği (aslında tüm dünyada da bir ölçüde var olmakla beraber) kadının kendi kimliğini kazanarak erkeğin karşısında dik durmasını hazmedecek kıvama gelmemiştir. Belki de hiç bir zaman gelmeyecektir tam olarak... Ne kadar aza indirilebilirse o kadarı kar sayılmalıdır ve çabalar bu yönde yoğunlaştırılmalıdır.

Şimdi, bir de şöyle bakalım: Bu ülkede günde, haftada, ayda ve yılda kaç adam, kaç adamı öldürüyor? 

Ve kaç adam kaç kadını öldürüyor?

Nasıl hesaplarsanız hesaplayın daima birincisi kat kat fazla çıkacaktır. Yani şiddet ve cinayet, bütünüyle ele alınması gereken olgulardır. Eğer, ülkenizde  şiddet ve cinayet yaygınsa, elbette bunun kadına isabet eden yanı da çoğalacaktır.

Bu yüzden, tartışmamız sadece "kadına şiddeti önleme" yönünde değil, temeli merhamet yoksunluğu olan şiddet denen Şeytani olguyu hayatımızdan bütünüyle çıkarma çabası yönünde olmalıdır.

Eğer ülkenizde hiç şiddet olmuyor, hiç cinayet işlenmiyorsa, hiç kadın dövülmeyecek ve hiçbir kadın öldürülmeyecektir..

 

 

 

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..