​ Artık “O” sen değilsin / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Artık “O” sen değilsin

“Ünlü” * insanlara kafayı takmış durumdayım bu aralar. Nedense, içimdeki gizli kıskançlık duygusundan kaynaklandığı ihtimalini de göz önünde bulundurduğum, kanılara sahibim bu insanlar hakkında. Yaşayan, hisseden biri olarak gerekli olup olmadığı tartışmaya açık olan bu konuda da fikirlerimin olması hakkımdır, internetin de dahil olduğu medya kaynaklarından edindiğim bilgilerin sonucunda her konuda olması gerektiği gibi bu konuda da bir yargıya varmam doğaldır. Bence bu insanlar ünlü olmanın yol açtığı kişilik deformasyonuna sahip, hezeyanları olan, problemli tipler aslında. Seninki züğürdün tesellisine benziyor diyebilirsiniz, yine de neredeyse fikri sabitim bu konuda; ünlülerin paraları var, üstüne üstlük bir yığın hayranları var ama onlar, içinde bulundukları koşulların getirisiyle asıl kimliklerini kaybetmiş olmanın boşluğunda dolaşıyorlar diye düşünüyorum. Nereden mi çıkarıyorum bunları? Magazin programları, söyleşiler ne güne duruyor. Hayatımın herhangi bir kesitinde yolumun kesişme olasılığının bulunmadığı, asıl kimlikleri hakkında en ufak bir fikrimin olmadığı insanların, satın aldıkları evleri, ayrılmalarını, sevgili olmalarını, şimdi aklıma gelmeyen bir sürü aktivitelerini biliyorum. İstemezsen bilmezsin diyeceksin, ama bu da hayatın bir parçası, eğlence herkesin hakkı. Magazin programı izlemesen de bir film veya bir dizi izliyorsun gerçek hayatta karşılaştığın insanların yüzlerini bilemeyeceğin kadar oyuncuların yüzlerinin detaylarını görüyorsun, izleye izleye bu insanlar o kadar içine işliyor ki zamanla gerçek yaşamlarını merak etmeye başlıyorsun. Neyse gelelim elde olan kısıtlı bilgilerle yaptığım kişilik tahlili çıkarımlarıma: Kimlik bunalımı konusundaki kanıtlarımdan biri, ünlülerin aşk hayatlarındaki dengesizlikler. Komşumun, iş arkadaşımın, aile efradımın evlilik veya aşk hayatı hakkında bile bu kadar bilgi sahibi değilim. Kim kimi aldatmış, kim kiminle birlikte anında haberdarım bir çırpıda evden bile çıkmama gerek yok. Aşk hayatları tutarsızlıklarının aynası gibi, çünkü insanın en zayıf noktasını oluşturur sevgili ilişkileri. Öncelikle ünlü olur olmaz boşanıyorlar, hemen ünlü birisiyle aşk yaşamaya başlıyorlar ama bir türlü dikiş tutmuyor bundan sonra. Bunun nedenlerini irdeleyelim: Yaşanan aşklar sahte, yani açık açık dile getirilmese de iki tarafın ilişkiye başlarken baştan kabul ettiği, ilişkinin bir yere varmasının istenmediği sözleşmesiyle başlıyorlar. Vardır böyle ilişkiler, sadece seks istenir mesela, duygusal beklentiler yoktur içinde, ayrılınsa da üzülünmez. Ama bunun için aynı zamanda toplumsal baskı olgusunun bertaraf edilmesi gerekir, e ünlüdür ya artık ne yapsa ayıplanmaz, ona mübahtır her şey. Birinci dönüşüm gerçekleşmiştir işte, artık sadece kendin için yaşamaya başlamışsındır, en yakınında duran tenini tenine değen insanı bile bu anlamda değer olarak değil, bir süreç olarak görmeye başlamışsan artık kimin ne dediği ne düşündüğü hiç önemli değildir. Bir diğer yüce “Ben” olgusunun gelişme nedeni, aslında işin zorluğundadır. Çünkü ünlü olması sadece o kişinin “O” olmasından kaynaklanmaktadır, elindeki meziyetlerle bir yere gelir ve o meziyetlerle geldiği yerde tutunabilir, yani yaptığı iş öyle bireyseldir ki insanı yalnızlaştırır kendi içinde. “Ben”i yüceltmesi, tutundurması gerekir, bencilleşir, kendine aşık olur adeta. Aynaya her baktığında işte bu der, artık önceki yüzü değildir gördüğü, yabancılaşır git gide kendine, zamanla benmerkezcilik yerleşir ruhunun derinliklerine. Yaptıklarının, kişiliğinin, fiziğinin onaylanmasını, beğenilmesini ister sürekli, hayat onun etrafında dönmektedir çünkü, bunu onun sayesinde ekmek yiyenler de körükler, pohpohlandıkça bu kısır döngü nedeniyle önceki kimliğini unutur, bambaşka birisi haline dönüşümünün ikinci aşaması da tamamlanmıştır. Bazılarının röportajlarında ünlü olmayan insanlardan, “Sıradan insanlar”, “Normal insanlar”, “Halk” diye bahsetmeleri bundandır, artık o başka bir boyuta geçmiştir, gerçekten a-normaldir. Bundan başka dönüşümün diğer öğelerinden biri para, çok para sahibi olma; istediğini elde etmenin sınırsızlığını ve dolayısıyla tatminsizliği getirir. Zenginleşmek yüzünden değil, yaşamının büyük kısmını şimdi sahip olduğu refah içerisinde geçirmediği için şaşkındır aslında, çocuğa binlerce oyuncağı birden verirsen çocuk nasıl ne yapacağını bilemezse, nasıl toy ruhu bu mutluluk karşısında dalgalanmalarla sarsılırsa ünlü kişi de bu halet-i ruhiye içindedir işte. Bütün bu dönüşümlerden sonra üstüne üstlük korkuları başlar bir süre sonra, en büyük korku şöhretini kaybetme korkusudur, güzelliğini, yeteneğini, parasını kaybetme korkusu yanında hiç kalır. Benim gözlemlerim bunlar tabi ki ne kadar gerçek bilemiyorum. Piyangodan para çıkanlar hiç mutlu olamamışlar, sonları hep felaket oluyor diye bir rivayet vardır. Zamansız ve hesapsız gelen şöhret de aynı etkiye sahip herhalde. Hayatta başımıza gelebilecek her duruma olduğu gibi bu durumda da önemli olan farkında olmak ve bu sayede hazırlıklı olmak sanıyorum.

* Ünlü lafını tırnak içinde kullanmamın nedenini açıklamak isterim. Herkesi kapsamadığını anlatıyor öncelikle. Bundan başka, ünlü kişi, bir bilim adamı, herhangi bir sanat dalındaki- gerçek bir sanatın icracısı olan- sanatçı, politikacı, meslek erbabı olabilir. Bahis konusu ettiğim, farkındalık kavramından uzak, entelektüel yapıya sahip olmayan “sonradan görme” kalıbındaki kişiler.

 
Toplam blog
: 4
: 503
Kayıt tarihi
: 28.02.09
 
 

1968’de İzmir’de doğdum. Tıp Fakültesini okumak için Antalya’ya geldim ve o zamandan beri burada yaş..