Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '12

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Artık Güzelliklerden de mi Şikâyetçiyiz?

Artık Güzelliklerden de mi Şikâyetçiyiz?
 

Şairlere, ressamlara ilham veren kar manzaraları, keyfine doyulamayacak güzellikte bir doğa harikasıdır.


Üç gündür İstanbul karlar altında... Zorunlu olarak karla mücadele işlerinde çalışanlarla, kar yağışından bir biçimde zarar görenler hariç, çoluk çocuk yediden yetmişe herkeste bir mutluluk...

Öyle ya, insanlar böyle bir manzarayı görebilmek için kilometrelerce yol tepiyorlar ve çuval dolusu para harcıyorlar. Kapınıza, pencerenize kadar gelmiş böyle bir kısmete sevinilmez mi?

Yakacak odunu, kömürü, sobası olmayan, ayağına giyecek ayakkabısı, botu bulunmayanlar yok mu? Var elbette... Ancak sadece böyle havalarda aklımıza getirdiğimiz ve yarım ağızla “Allah yardımcıları olsun” şeklinde bir dua cümlesi ile geçiştirdiğimiz bu insanlara, zamanında yardım elimizi uzatıp hem onların gönlünü alsak, hem iyilik yapmanın hazzını yaşasak olmaz mı? Olmaz... Hep bana, hep bana diye alışmışız çünkü...

*****

Bizim çocukluğumuzda  mevsim hareketleri daha normaldi sanki... Her yıl karne tatilinde hemen hemen birkaç gün kar yağar, iyi kötü kar topu oynama, kardan adam yapma, kızak kayma keyfini yaşardık.

O zamanlar evlerimizin sadece soba bulunan odası ısıtılabiliyor, ulaşım daha zor şartlarda toplu taşıma araçlarıyla yapılabiliyordu. İnsanlar aç kalma korkusuyla evlerine ekmek, bulgur, makarna stokları yaparlardı.

Şimdi çoğu evlerde kalorifer keyfi yaşatan doğal gaz var. Allah’a şükür, yiyecek, içecek, giyecek konusunda bir sıkıntı yok. Bu kış günü marketlerde domates, biber, salatalık taze taze satılıyor. Ekmek için sadece fırınlara muhtaç değiliz. Çeşit çeşit ekmekler raflarda bizi bekliyor.

Bu rahatlık ve bu bolluğa rağmen kar lafını duyar duymaz herkeste bir telaş, bir panik... Basında dersen bir falâket tellallığı... Yollar kapanacakmış da, trafik felç olacakmış da, kar kâbus gibi çökecekmiş de, beyaz felâket gelecekmiş de falan filan... 

Kamuoyuna sürekli abartılı acitasyon haberler pompalayan medyanın bu işten çıkarı malum. Satış, reyting, ilan ve sonuçta gelir elde etmek... Peki bu haberlere kanıp gazete okuyan, televizyon seyreden, haber deyince sadece  aklına bunlar gelenlere ne demeli... 

Vatandaş, vatandaşlık bilinciyle hareket etmedikçe, devlet olark, millet olarak başarı elde etmemiz, dünyada kendimize bir yer edinmemiz mümkün  değil. Her şeyin devletten beklendiği bir ortamda, demokrasiden bahsetmek bile abes olur. 

Kar yağacağını meteoroloji yetkilileri günler öncesinden haber  veriyorlar. Belediye Başkanı vatandaşları uyarıyor, lütfen özel araç sahipleri zorunlu olmadıkça yola çıkmasın, sürücü acemilikleri, tedbirsizlik, beceriksizlik, ihmalkârlık gibi sebeplerle kazalar yaşanmasın, yollar tıkanmasın, insanlar zarar görmesin diye çağrı yapıyor.

Sanki normal zamanlarda vaktini hiç boşa harcamadan arı gibi çalışıyormuş gibi bazıları, bu karda kıyamette inadına yola revan oluyorlar, hem kendileri zarar görüyorlar hem çevrelerine zarar veriyorlar.

Zincir takmak büyük bir külfet biliyorum. Ayrıca kısa mesafeli karlı yollardan sonra karsız bir yola girdiğinizde araca da, yola da zarar veren bir uygulama. Ama zincirsiz basit bir kar birikintisini geçmek de zor. Arabanın kayma ve patinaj yapma ihtimali var. En doğru çözüm kar lastiği kullanmak ama, canım üç beş gün kar yağacak diye ona masraf mı edeceğiz düşüncesi, kar lastiği kullanmamızı da engelliyor.

Ne olacak peki? Hiçbir şeyden ödün vermiyeceğiz, işimize geldiği gibi hareket edeceğiz ve şehrin trafiğini de alt üst edeceğiz... Sonra da kendi hatalarımızı hiç görmeden başkalarıunı suçlayacağız, belediyeyi kötüleyeceğiz falan filan... “Haksızlık” ve “günah” diye bir kavramdan haberi olmayanlar için, her şey o kadar doğal ki... Ne olursa olsun, bana ne!..

*****

Kar yağışı müthiş bir mucize... Hatırlarsanız hepimiz okulda kimya derslerinde suyun 3 halini görmüştük... Sıvı, katı, gaz... Kar sizce suyun hangi halini yansıtıyor? Sıvı ama su değil, katı ama buz değil. Ayrıca her kar tanesinin, sıradan su yüklü bir kütle olmasının ötesinde, mikroskopla büyütüldüğünde, karşımızda bir grafik harikası olarak çıkmasına ne demeli? 

Wilson Bentley adında bir Amerikalı’nın kafasını kar tanelerine taktığı, tam elli yıl sürekli olarak mikroskopta 6 bin civarında kar kristali fotoğrafı çektiği ve bunlar arasında birbirine bezeyen bir tane bile bulamadığı söylenir.

Ayrıca milyonlarca kar tanesinin birbirine değmeden tek tek yere düştüğünü, tipi bile olsa topak şeklinde bir kar yağışına rastlanmadığını siz de bilirsiniz. Çünkü kar tanecikleri birbirlerini adeta iterler ve o yüzden birbirlerine yapışmazlar.

Tabiat olaylarının “Allah’ın bir hikmeti” olarak nitelenmesine tahammül edemeyenler, bu konulardaki bilimsel açıklamalarını ne kadar inandırıcı buluyorlar acaba...

Düşünebiliyor musunuz bu tabiat o kadar akıllı ki, kış diye bir mevsim icat etmiş, suları özel olarak şekillendirip “kar” adı altında oraya buraya serpiştiriyor. 

Bununla da yetinmiyor, şu nankör insanlar, havalar ısınınca bir damla suya muhtaç olurlar diye bizi düşünüp yine iyiliğimiz için binlerce metre yüksekteki dağ tepelerine özel su depoları inşa ediyor. Tabi ortada demirden çimentodan yapılmış bir inşaat yok,  ama sonuçta milyonlarca ton kar, açık alanda, hepimizin gözü önünde üstüste yığılıp depolanıyor.

Ve gelecek kışa kadarki su ihtiyacımızı karşılamak için, aylar boyunca yavaş yavaş eriyerek nehirlere süzülüyor, yağmurun bile yağmadığı sıcak yaz günlerinde, dünyanın her tarafında akarsular güldür güldür akıyor.

Ayrıca bileşimindeki kimyasal maddeler toprağın ve dolaylı olarak bitkilerin birçok değişik ihtiyacını karşılıyor.

Bu muazzam sistem karşısında, şükretmekten başka elimizden ne gelir?

*****

Hayat sadece TEM yolundan ve trafikten ibaret değil. Memleket de sadece İstanbul’dan ibaret değil. Tarım diye bir olay var. Bizi yılın 365 günü doyuran hemen hepsi toprağa bağlı. Toprağın verimi de yağan yağmurlara ve kara...

Kar için bilerek ya da bilmeyerek “âfet” tabirini kullananların kulakları çınlasın diyorum, başka da bir şey demiyorum...

 
Toplam blog
: 859
: 979
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..