Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '12

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
626
 

Asfaltlamada bir asır sonrasının teknolojisi Türkiye'de

Asfaltlamada bir asır sonrasının teknolojisi Türkiye'de
 

Asrın teknolojisi resimde değil, yazıda


Maslak-Kilyos yolunda şu aralar asfaltlama çalışması yapılıyor. Geçiş yer yer tek şeritten kontrollü olarak sağlanıyor. (Yol durumu raporu gibi oldu, idare edin.)

Bu kontrol şöyle bir şey: Asfaltlama yapılan kısmın her iki ucunda birer işçi ellerindeki “dur” ve “geç” işaretleriyle birbirleriyle teknolojinin tüm imkânlarını kullanıp ıslıkla haberleşerek trafiği idare ediyor… 

21. yüzyılda bu teknoloji baş döndürücü elbette, ama ben şahsen 20. yüzyılda daha ileri bir teknolojiyle karşılaşmıştım… 

Sene 1994… Davos’ta bir konferansa davet edilmiştik. Katılacağımı haber alan devlet başkanları, başbakanlar, krallar, kraliçeler gibi önemli insanlar kadar bakanlar, büyük şirketlerin CEO’ları, genel müdürler gibi lüzumsuz bir dolu insan sırf beni görmek için Davos’a akın etti. 

Salona her giren kendini tanıtıyor: “Ben Kaddafi, Libya’dan geliyorum…” 

Bir başkası “Ben Saddam, sırf sizi görmek ve hayır duanızı almak için işi gücü bırakıp buralara geldim…”

Traşı bir hayli geçmiş bir başkası: "Ben Castro... Fidel Castro... Siz Küba'ya gelmediniz ama ben size geldim..."

Yüzlerce insanın elini sıkmaktan bitap düşmüştüm ki, omzuma bir el dokundu, döndüm baktım, karşımda Gorbaçov. “Vay Gorbi!” dememle iki omzumdan tuttu, “Yoldaş!” dedi, “Sovyetler Birliği yıkıldı ama biz ayaktayız…” 

Tam kendine doğru çekip Rus öpücüğü verecekken, korkuyla kollarından sıyrıldım, kendimi sokağa attım. Arkamdan seslenen onlarca mühim insanı takan kim, Gorbi bir daha yakaladı mı kesin öper, atladım arabaya, havaalanına doğru yola koyuldum… 

Yirmi-otuz kilometre sürmüştüm ki, kırmızı ışıkta durmak zorunda kaldım. Yoldaki tamirattan dolayı geçiş tek şeritten sağlanıyordu. 

Aradan, ben diyeyim beş, siz deyin on dakika geçtiği halde, kırmızı ışık bir türlü yeşile dönmek nedir bilmedi. Bizim ülkede olsa, daha birinci dakika dolmadan, ne kadar sürücü varsa hepsi birden kornaya yüklenirdi. Bizde ışıklar kornayla yanıp söner ya, o bakımdan… 

Neyse… Dakikalar geçiyor, karşı yönden araba filan gelmediği halde bize hâlâ geçiş verilmiş değil. En önde olsam, İsviçre kuralları filan iplemem, başlarım ışığa deyip basıp geçerdim. 

Benim gibi düşünen birisi ta arkalardan arabasından indi, en öndeki arabanın camını tıklattı, “Ein bischen ileri bitte!” dedi. (Azıcık ilerleyin lütfen.) 

Adam arabasını çalıştırdı, bir metre ileri kaydı. A, o da ne! Yeşil ışık yanmasın mı? O anda kafamıza dank etti ki, ışıklar sensorlu, iki tarafa eşit yanıyor, ama azıcık yakınına gitmek icap ediyordu. 

Arka arabadan o adam inip öndekini uyarmasa, Allah bilir hâlâ o ışıkta bekliyor olacaktık… 

Kıssadan hisseye gelince… Her sene yaz aylarında sadece İstanbul’da en az 500 yolda asfaltlama yapılıyor. Geçiş kontrolü her tarafta iki işçiyle sağlanırsa, yandı gülüm keten helva. Oysa iki seyyar trafik lambası ve 300-500 metre kablo sorunu kökünden çözüyor.   

Akıl vermek benden, bildiğini okumak devletten…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 173
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2152
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958 Trabzon doğumlu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi mezunu. Yazdığı kitapla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster