- Kategori
- Blog
Asi ne yapsın!

M.Mumcu eleştirmesin diye boyamadım:))
Blog mahallesi merhaba.
Benim merhabam gerçekten, içten, samimi.
Eğer şerhi olan varsa ıskalasın, teğet geçsin kriz gibi. Ama bu bloga lütfen yorum yazmasın!
Okumasın!
Düşünmesin!
Sahiden sıkılıyorum.
Utanıyorum.
Bazen.
Yahu ne halt yiyoruz durumu filan olsada diyorum ki "Ulan bu adamlar en azından düşünüyor!" yazıyor.
Sövsede, diyorum ki bu adam okuyor!
Cırlıyor, eee biliyorum.
Eksiklerine rağmen "adam " yahu satayım mı?
Yahu vallahi yanlışı var atayım mı?
Kel, fodul!
Hasta!
Sakat!
Yaralı!
Yahu adam ıssız!
...
Elimdeki harç, maya bu!
Ne yapayım?.
Dükkanı kapatayım mı?
Biliyorum, yobaz!
Kendini sosyalist sanıyor değil!
Atatürkçü sanıyor hiç değil!
Demokrat? Değil!
Ne ala!
Adam ıssız!
Adam yok!
Adam hiç!
Adam sıfır çektiği hayatında MB yazarı ya, sanırsın dünyayı o yaratmış!
Kesiyor, biçiyor, kan damlıyor kaleminden!
Ve her ne haltsa karalamasız yazıyorum!
Samimiyetimden olsa gerek.
Ben samimiyim de sayın okuyucu, ya diğerleri.
...
Sıkıntılıyım.
Yorgunum!
Çaresizim, değil! "Mustafa" belgeseli harbiye hesabından vize almadığı için.
Hamdolsun "işbirlikçiyim" bu topraklardan besleniyorum!
Hamdolsun harbiye sıralarında vatandan beslenip apoleti bağımlı filancı değilim!
Darbe ve saire yapmıyorum!
Ya da "süreç olgunlaşsın" diye hiç beklemiyorum!
Ya da benim için "Bizim çocuklar darbe yaptı" diyemediler, diyemeyecekler!
Çok şükür!
Temizim!
Ama!
Yeter yahu!
Sorun kimin ne kadar temiz olduğu değil ki kuzum!
Çarşafa dolanmadan veya dolanarak rozet takma maharetini kahretsin!
Türban!
Çarşaf!
"Benim olursun ama nikah kıymam" demokrasisini yediğimin memleketinde, ben hala "tatmin" (Vallahi terbiyeme en uygun açıklama) ile kıvırarak yerel seçimlere hazırlanıyorum ya ve ya yersen!
Yani, oyunu alırım ama nikahıma almam da demokratik bi kriter olarak İsanın pardon Musa'nın asası gibi sallanırken, yok ben almayayım ilkellikle semireyim derken, bana teğet geçin ne olur ey demokrasi havarileri!
"Mustafacı faşistin" Ne yararı var bu semiren sermayaye pardon demokrasiye. Krizini bile sorgulamadığım memlekette bu banal tartışmaların ne ehemmiyeti var azizim.Cebindeki paran kadar özgür olduğun zamanlarda sanal Atatürkçü pozlarına, devrimciliğe ne gerek var yahu!
İş bilenin, kılıç kuşananın!
Gerçi kılıç keleş oldu ya, boş ver dumura uğrarsın, işbirlikçi olmayan anlamaz devrimci (!) adamım, rozeti tak ki çarşafa düğün olsun...
Ve sen aldırma küçüğüm!
Sen türkülerini söyle...
Ben de belki bir gün bir iki tını yakalar mutlu olurum...
Ya sen sever misin "Ünye fatsa arası.."!
Hekimoğlu!