- Kategori
- Sinema
Issız adam ve kadınların ülkesi...

Issızlıktan önce...
Çağan Irmak’ın Issız Adam’ını yeni seyrettim.
Sinema çıkışı otomobilini yoluma kıran şöföre yapıştırdım sözü; ‘Karın Issız kalsın !” diye ama doğal olarak eşimden başka kimse duymadı.
Issız değildik…
Gülüştük.
Kendine güvenen ve parasıyla aşkı satın alabileceğini düşünen ve de mutlu olduğunu sanan Alper’in Ada’yı bulup kaybetmesinin şiirsel öyküsü.
Aşk üzerine son yıllarda izlediğim en güzel film sayılır. Ada kendine göre doğruları ve kuralları olan içten yani seyirciye çok doğal gelen bir genç kadın.Korkularına , kuşkularına rağmen Alper’in ısrarcılığı bir tarafa uykusuz geçirdiği gecelerin sonunda aşk'a yenik düşüyor.
Ama ne varki kuralsız, koşulsuz yaşanan birliktelik Alper’in gelecekte sevdiğini incitebilme ihtimaline kurban ediliyor.
Sunay Akın bu gün okuduğum eleştirisinde Ada için genç kız diyor ama ben sanki Alper’e söylediklerinden genç kadın olduğu kanısına vardım, ama önemli mi değil hani.
Aşk, avuçların içerisinde tutabilecekken kaçıp yaban ellere seğirten bir serçe; kaçınca adına türküler yakılan, maniler düzülen güzelleme…
Ne çare ki yaban ellerde fidan olan aşk; eşine sarılırken sevdiğini görse bile artık sanal, tıpkı bu günün şarkıları, aşkları, dostlukları gibi.
Eskiye rağbet ede, ede bit pazarına nur yağdırmayacağız ama ne var ki sevmenin suç olduğu zamanları yaşayanlar Karl Marks okuyarak eski günleri yad etmeyecekler kuşkusuz. Yok, yok o zamanların dostluklarını, aidiyetlerini kutsayacaklar elbet ama ne var ki Karl Marks’ın, “Yani kapitalizme tamamen karşı değildi canım hani yani…” diye bu günlerde dillendirilen geçer akçeliğine de mutlaka söyleyecek sözleri olacak kuşkusuz, seyircinin!
Malum küresel kriz başına bela oldu ya el alemin Marks kitaplarının çok sattığını manşete taşıyorlar…
Ama ne var ki o zamanların ötesinde büyüyen sevdanın şiirini ise; bir tek Çağan Irmak okuyor sinema seyircisine. Ayten Apman şarkılarıyla dillendirilen şiirsellik seyirciyi selpak manyağı yapıyor ama nafile!
Aşk sahici değil!
Gözyaşları sahici değil!
Issız adamların ve kadınların ülkesinde hala yasaksız sevmenin, aşkın olduğunu savunacak, kutsayacak ahlak ve birikimden yoksun ilkellik; kadını sadece cinsel bir obje olarak görüp polis kılığında tecavüz etmiyor mu; film beyaz perdeden seyirciyi alıp Beyoğlu sokaklarında yaşanan ya da Anadolu’da satın alınan, töreye kurban edilen kadınların kaderinden başka bir son işaret etmiyor mu ama yolu da gösteriyor;sevdanın peşinden gitmezseniz ıssız kalırsınız!
Issız adam ve kadınların ülkesi…
Söz sıkıcı, can yakan tınılarda geziniyor asi, sazını yeniden akort etmeyeceğine göre iyisi mi siz isterseniz bir Esengül şarkısı da fona yerleştirebilirsiniz. “Yastığımın … diye başlayan ve de göz yaşı ile devam eden” Ne fark eder ki, ha Ayten ha Esengül hem plakçılarda Ayten arayacağına biraz da Esengül’ü sorun e mi.
Adasız, Issız kalırsınız yoksa…
“Yastığımın üstüne düşürdüğün bir tel siyah saçını öpüp koklayacağım…”
Mafyanın harcadığı Esengül şarkıları acıtır ama sahicidir, öpmek gibi, koklamak gibi, sevmek gibi...