Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
133
 

Asiye’den ihtiyar adama aşk mektubu

Asiye’den ihtiyar adama aşk mektubu
 

Merhaba İhtiyar Adam,

Ben, çeyrek asır önce geride bıraktığın Asiye… Umarım hatırlamıyorsundur beni. Çünkü eğer hatırlarsan yüzümdeki çillerim, zayıf sıska halim ve kavisi tamamlanmamış kaşlarımla bu mektubu yarıda bırakmana neden olabilirim.

Ama eğer hatırlıyorsan da lütfen acele etme ve beni dinle. Anlatmaya ihtiyacım var. Seni, kendimi ve on yılların engeline takılmış aşkımı anlatmama izin ver ihtiyar adam, lütfen izin ver…

Ben daha yokluğun karanlığı içindeyken kim bilir sen hangi kadının ay ışığı güzelliğinde yıkanıyordun. Dile kolay tam çeyrek asır… Ne vardı ki bu kadar acele etmekte bu iğrenç dünyaya gelmek için. Geldin, gördün, yaşadın. Ya ben… Bensiz keşfedebildiklerin seni çok mu şaşırttı? Beni şimdi “keşfet” desem artık şaşırmaz mısın? Çok şey mi gördün bu dünyada? Ben “Benimle de bir kez daha bak dünyaya…” desem tekrara düşmekten mi korkarsın?  

Sen kimi zaman Yusuf, kimi zaman Kays kimi zaman da Paul olmuşsundur. Eminim ki bitmemiş romanların son sayfalarında ne uzun gecelerin olmuştur, ne nefes nefese kalışların… Ya ben? Ben ne Züleyha oldum ne de Leyla… Virjin’i ise sorma, o benim “yasaklı kimliğim”…

“İlk göz ağrım” demek isterdim ama ilk “baş ağrım”sın ihtiyar adam. Sen fark etmedin. Selam verdin. Gülümsedin. Geçip gittin. Ben öylesine kalakaldım… Nedense aklıma mazlum İsa geldi o anda… Yüreğimin çarmıha gerildiğini hissettim. Rakamları peş peşe sıralayıp sonra da ikimizin yaşı arasındaki farkı bulmama neden olan matematiğe lanetler okudum. Halbuki felsefe ne güzeldi. “Gerçek nasıl bakıyorsak öyleydi.” Ya da ben öyle olmasını ne kadar isterdim.

Kelimelerine aşık oldum ilkin ve benzetmelerini defalarca evirip çevirdim kafamda. Türkçeyi billur bir suya, Kürtçeyi ikindi üstlerine ve Ermeniceyi içli bir ninniye benzetmeni hiç unutmadım. Bir de aşk için söylediğin “Aşk çok defa ertelemektir ama asla vazgeçmek değil” demeni hiç ama hiç unutmadım. İşte bu satırlar da daha fazla erteleyemediğim için yazıldı ihtiyar adam… Ve sen haklıydın “Aşktan vazgeçilemezdi, yoksa yaşanmazdı.”

Sabah aynanın karşısında saçlarıma düşen ilk akı gördüm. “Boyarsam daha uzun süre kapatabilirim” diye düşündüm. Sonra senin ak düşmüş favorilerini düşündüm. Seni bilge gösteren o beyaz aklara ellerimle dokunmak ve yanakları avuçlarımda hissetmek için neler vermezdim. Yapabildiğim tek şey derin iç çekişler oldu. Derin iç çekişler ve tek şekerin atıldığı çayları bin defa karıştırıp soğutmalar… Tramvaylarda seni düşünüp birçok durağı yaşamadan geçmeler... Bir tek evimizin balkonunda mutluluk vardı. Çünkü oradan bir parça mavi deniz görünürdü. Gözlerinden bir parça mavilik… Ve üstümde sonsuz bir mavilik… Zaten ben bir ömür boyu gözlerimi maviliklere kapattım, maviliklere açtım…

Saçlarıma ak düştü, dedim. Sen saçlarımı hiç görmedin ki… Görsen beğenirdin. Fakat saçlarım senin gibi bir namahremin gözlerinden korunmuştu. Yoksa bakışların onların üzerinde gezindiği anda alev alıp yanacaklardı. Ben yanacaktım, sen yanacaktın. Belki o kahrolası takvimler de yanacaktı. İşte o zaman “musikar kuşu”nun alevi olmaya razı olurdum.

Saçlarım güzeldir. Aslında sohbetim de güzeldir. Güzel yemekler de yaparım. Elimden her iş gelir. Erkeğime gözüm gibi bakarım. Eğer bana “görücü”ler  gelseydi daha ne marifetlerimi sıralardım. Fakat ne bana “görücü” gelecek ne de sen benim o güzel saçlarımı “görebileceksin.”

Lütfen bu mektubuma cevap yazma. Okumadın farz et. Ama lütfen oku. Yani oku ama cevap yazma. Eğer üzerinde adın olan bir zarf alırsam o zarf açılmadan heyecandan öleceğim. Sadece oku. Ciddi olduğunda kaşlarını çattığını ve ağzını sıkı sıkı kapattığını biliyorum. İşte öyle oku. Çünkü bu çok ciddi bir mesele…Çünkü ben on yıllar sonra sana “Ben de vardım.” diyorum. Görmeyen o güzel, mavi gözlerine yazık oldu. “Ben de vardım.”

Asiye ( Topal İbrahim’in kiracısı Marangoz Müslüm’ün kızı, karşı komşunuz)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 90
Kayıt tarihi
: 08.02.16
 
 

Mimarlık mezunuyum. Şu anda bir sağlık problemi nedeni ile çalışmıyorum. Resim ve heykele ilgi du..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster