- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşk bir masalmış sadece...

Mevlana’nın Şems’e duyduğu aşkı anlayabiliyorum. Benzer bir aşk benim ile Güz Özlemi arasında var diyebilirim.
Mevlana’nın karısını da anlayabiliyorum; tüm kadınsılığına rağmen kocasını Şems’e kaptırışını! Bir kadın için korkunç bir olay çünkü bir kadının en büyük silahı –her şeye rağmen- dişiliği. Ve ona yapacağınız en büyük kötülük onu fiziksel olarak reddetmektir! Ben geçmişimde böyle hatalar yaptım ve yaralı kaplanların pençelerini sırtımda çentik olarak hissettim.
Bugün bir haber gördüm gazetede: “Oyuncu Murat Yıldırım ve oyuncu Burçin Terzioğlu 6 yıllık evlilikten sonra boşandı”. “Fırtına” dizisinden sonra gerçek bir aşkla evlenmişlerdi, ben samimi bulmuştum ilişkilerini ve aşklarına sahiden inanmıştım! Hele onların sektöründe olmayacak türden gerçek bir aşk hikayesinin son erişi, galiba, bilim adamlarını haklı çıkarıyor; aşkın ömrü var!
“3 yıl” diyorlar! Bence ne kadar sürdüğünün önemi yok, önemli olan bitiyor oluşu! Ben hayatım boyunca ölümsüz aşk yaşayan sadece bir çift gördüm ve onlarınki de kocanın 75 yaşındaki ölümüyle nihayetine ermek zorunda kaldı! Ama bazı erkekler bilirim, karısının aşkı olmadan yaşayamazlar! Benim için çok uzak bir duygu fakat böyle erkekler yaşamımda gördüm…
Kafam yine karıştı bugün ve aşkın var olmadığı gerçeğine inanmaya başladım! Sebebi de bence temelde yoktu. İster kirlenmiş yıllar deyin ya da yılların yorgunluğu veyahutta cinsel uzaklaşma deyin, ne derseniz deyin, aşk bitiyordu.
Demek bu kadar basitmiş her şey! Yıllarca üzerine ağıtlar, şarkılar, şiirler döşendiğin aşk, aslında var olmayanmış ve yaşadığın her şey, her kadın, gerçekte bir yanılsamaymış!
Kalbime sordum, sen ne düşünüyorsun diye:
“Aşk bir masalmış sadece...”