- Kategori
- Gündelik Yaşam
Aşk kokusu var havada!

Kaynak:İnternet
Havalar öyle güzel ki; ne fazla sıcak, ne soğuk! Her an yağmur da yağabilir, gökkuşağının altından da geçebiliriz… Islak çimlere basıp, dondurma da yiyebiliriz…
Tam aşk havası!
Güneş öyle şirin göz kırpıyor ki!
Ahhh!... Bu havaların tadı aşk ile çıkar!
Hoş, aşık olunca kara kış dahi umurunda olmaz insanın; nasıl bir güçtür, anlayabilene, yerine bir başka güç koyabilene aşk olsun!
Bir insanın aşk coşkusu ile dolduğu an kadar dünyayı yerinden oynatacak güce sahip olduğunu düşündüğü bir başka an olabileceğini düşünemiyorum!
Belki burcum ile ilişkilidir; Terazi-Venüs = Aşk!
Hani, para önceliği olanlar için pek anlamsız gelecektir, “Aşk mı, hıh o da ne?” diyeceklerdir; peşinen söyleyeyim: Vallaha beceremedim!
Çok sorguladım…
“Salaklık senin bu yaptığın kızım!” dedim, “Bir daha yapmayacağım!” diye kendime sözler verdim; tutamadım…
******
Ne varsa insanın naturasında var; kendimi örselemekten yoruldum!
Ne bir başkası gibi davranabiliyorum, ne de kendimi değiştirebiliyorum!...
Özeniyorum elbet; aşk adına aldığım yaraları almayanlara...
Acı bir gerçek var ki; yaşamın içine “cup” diye dalanlar kadar aşkın içine de “cup” diye atlayanlar biraz fazla cesaretli olanlar!
Eee, elini sobaya değdiren yanar!
******
Elini sobaya değdirmeden de öğrenebilen kaç kişi var?
******
Neyse… Felsefe yapmayı bırakıp da “aşk” konusuna balıklama dalsam!
Gerçi, yaşam dediğimiz ne ki?
“Geldik, gördük, gidiyoruz…”dan öte bir şeyler olmalı; neler gördük, neler öğrendik; nerelerde yanıldık, nerelerde kendimizi aştık?
Hatlarımız birilerine ışık tutsa, “Keşke”lerimiz birilerinin telefonunu çaldırsa, mesela, gereksiz yere tartışma çıkaran bir diğerini arasa…
Fena mı olur?
******
Aşk diyordum, erkeği ve kadını yok bunun, bir insanı fiştekleyen, kendine güvenini sağlayan, dünyayı toz pembe gördüren… Bütün insanları kucaklayası gelen…
“Sevgi böcüğü” halleridir!
Her şeyin öyle kolay çözümü vardır ki o anda, insanın gücüdür, vallaha!
Aşk ile dolan bir yürek, biliniz ki, her çeşit işlerin üstesinden gelecek!
Zira, bütün organları yaşam sevinci ile dolan insan ancak tam olarak potansiyelini ortaya koyar; kendinden emindir, mutludur, umutludur!
Bu durumda olan sağlıklı bir insan dağları yıkar, denizleri aşar, bulutlardan bir tutam kopartır; o kadar yani!...
******
Aşk’ın içinde barındırdığı şeylerden en önemlisi, bana göre, “kabul görme”!
Yani, hepimizin istediği aslında bu değil mi?
Yargısız, infazsız, anlaşılma, alkışlanma ve takdir edilme…
Şimdi kötü bir şey diyeceğim: Ailesi tarafından anlaşılamayan, alkışlanmayan ve sürekli yargılanan genç kızların peşine düşen serseri ruhlu delikanlıların, bu tanımımdan dolayı kimse kusura bakmasın, zira hakikaten öyle, boşuna değildir!
Artık, kim ne kadar üstüne alınır, bilemem!
******
Ooo, aşkın gücü derken nerelere geldik?
Ama yani yalan mı?
“Aşk” kadar güçlü bir motivasyon var mıdır?
Bu yüzden de “Aşk” bu kadar “Kafa çelme”, “Videoya çekme” ile ilişkilendirip, şantaj amaçlı kullanılıyor!
******
Ne fena!
“Aşk” sorgusuz kabuldür, kötüye kullanan namerttir!
******
Ne kötü!
Her şey sorgulanırken, aşk da payını alıyor!
Oysa “Aşk” her şeyi göze almaktı bir zamanlar!
******
Yine de: Aşk kadar insana yarayan başka bir şey yoktur!
Standartlar değişse, önüne ketler vurulsa da…
İnsanoğlu var olduğu sürece aşk olacak; iyi ki de olacak!
Başka türlü insan “İnsan” olduğunu nasıl anlayacak?
Nasıl hoşgörülü olup, nasıl her türlü insanları kucaklayacak?
******
Aşkların dahi önemini yitirdiği günlerde… diyeceğim… Yanlış olacak!
Aşk hep var da…
Saklamak moda oldu son zamanlarda!
Yani yokmuş gibi, ayıpmış gibi…
******
Ayol; aşk dolu olsa keşke herkes!
Kucaklasa herkesi ve kendi gibi bilse herkesi; öyle sevecen, öyle naif; hani, kaç erkek duygulanıp da ağlamıştır sevdiği, güvendiği kadının kollarında, onun gibi…
Merhamet fışkırsa keşke; aşık olduğu kadını/adamı kollar gibi…
******
“Aşk” gücü var ya; kendine güvenin en üst noktasını yaşamaktır!
Bu güvenden korkan insanlar zaten sevgililerin el-ele dolaşmalarına, otobüste yan-yana oturmalarına, güçleri yetse okullarda aynı sınıflarda okumalarına müdahale edecekler!
******
Hani, “Aşk acısı” var ya; bir şekilde yaşanıyor!
Ertelemenin anlamı yok!
Erken yaşayın derim; önünüzde çok yıllar varken!
Çoluk-çocuğa karıştıktan sonra hem size yazık günahtır, hem de çocuklarınıza…
******
Yaşadığımız ülkenin standardı bu; maalesef, aşk üzerine yazayım diyorsun, bir takım gerçekler peşini bırakmıyor!
Yok saymak istiyorsun, nafile!
“Bunca yılı boşuna mı devirdim ne?” hesaplaşmasına giriyorsun!
Zorlu bir coğrafya bu; bir tarafı dağ, diğer tarafı yamaç!
Bir taraflarında masmavi denizler var, diğer tarafında bozkırlar!
Ortak payda “Aşk”; lakin aşk da farklı yaşanıyor; bir tarafta ölüm başucunda, diğer tarafta rüzgar kadar hafif…
******
Yine de… İlle de… Aşk güzeldir!
Hem var ya; cinsellik ile saldırmanın en sakil olduğu mecradır “Aşk”; öyle duygu yüklü, öyle naiftir ki…
Seksin en masum olduğu şeklidir!
En şehvetlisi, elbet!...
Daha ötesi var mıdır?