- Kategori
- Deneme
Aşk mektupları

Her çok seven kadın gibi; cesur yürekli bir kadın...
Bedri Rahmi'yi bilir misiniz? Şair, ressam, yazar Bedri Rahmi Eyuboğlu'nu...
Ayşe Kulin'in FÜREYA kitabını okurken tanıdığım Eyuboğlu ailesinin, ülkemizde en çok tanınan ferdidir.
Sanat tarihçisi ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu ve arkeolog kız kardeşi Mualla Eyuboğlu ile birlikte, bence sanatın en aydınlık döneminde yaşamış ve bunu yaşatmışlardır.
Yıl 1999'du, Beyoğlu'ndaki bir kitapçıdan Bedri Rahmi'nin yazılarının toplandığı bir kitabı almış, bindiğim otobüste okumaya başlamıştım. Kitabın önsözünde oğlu Mehmet Hamdi Eyuboğlu'nun serzenişi vardı. Babasının eserlerini toplu halde yayınlamaya başladığını söylüyor, ancak bu yazıları kimin okuyacağını soruyordu. "Acaba kalmış mıdır Bedri Rahmi'yi bilen, tanıyan, merak eden?" diyordu. O an karar verdim cevap vermeye bu serzenişe. Eve gider gitmez aldım mektup kâğıtlarını önüme, başladım yazmaya. Bir, iki, üç derken tam dört sayfayı doldurmuştum. Bu aileyi hangi vasıtayla tanıdığım, neler düşündüğüm, neleri merak ettiğim, hepsini bu dört sayfada anlatmıştım.
Cevap geleceğini sanmıyordum, genellikle bu türden mektuplara pek cevap veren sanatçı olmuyor. Hayran mektubu deyip geçiştiriyorlar. Ama yaklaşık bir ay sonra öyle bir cevap geldi ki, sanki dünyanın en mutlu haberini aldım o anda. Oğul Mehmet Hamdi Eyuboğlu, ilgime olan teşekkürlerini bildiren ve babasının ardından hangi etkinlikleri yaptıklarını anlatan tam üç sayfa yazmıştı bana. Adresi ve telefonunu da eklemeyi unutmamış ve beni her yıl haziran ayında evlerinin bahçesinde gerçekleştirdikleri Yazma Şenliği'ne davet etmişti.
O gün bugündür her yıl ziyaret ediyorum bu şenliği. Müthiş bir göz ziyafeti çekiyorlar gelenlere. Bedri Rahmi'nin tüm desenleri bir yazmada, bir sehpa örtüsünde, bir elbisede ya da bir tabloda karşılıyor sizi.
Uzun bir tanıtım oldu...
Ben aslında size bugün aldığım bir kitaptan sözedecektim. "BEDRİ RAHMİ-EREN EYUBOĞLU Aşk Mektupları" kitabın adı.
Kitap 1933-1934 yılları arasında Bedri Rahmi ve Romanyalı sevgilisi o zamanki adıyla Ernestine'nin birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşuyor. Yorumsuz, açıklamasız, eklentisiz. Olan bitenler mektuplarda o kadar açık seçik ki açıklamaya gerek duyulmamış.
Müthiş bir ilgiyle okudum. Aralarında gerçekten çok büyük bir aşk olan ve tüm engellemelere karşın evlenmeyi başaran bu çiftin mektuplarında buram buram aşk ve özlem var. Neredeyse her gün yazıp postalamışlar. Bugünkü gibi internet ortamı kolaylığının olmadığı o dönemde her gün sayfalarca mektup yazıp postaya vermek ne büyük bir emek işi. Hayretler içerisinde kalıyor insan.
Bedri Rahmi'nin, bu büyük aşkına sadık kalmayıp Eren'i çok üzdüğünü bildiğim için daha çok Eren'in yazdıklarına odaklandım. Seven, özleyen, bekleyen, acı çeken yürekli bir kadın gördüm mektuplarda.
Her çok seven kadın gibi; cesur yürekli bir kadın...