- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Aşk mı, sevgi mi, bağımlılık mı ?

(Bu yazıyı daha önceleri yazmıştım. Blog yazarları tartışıyor'un konusuna uygun olduğunu düşünerek güncelleyerek tekrar yayına veriyorum...)
Adem’ le Havva, biri erkek biri dişi. Onlar başlattılar bu işi.
Ne acılar çekmişsek aşktan sevdadan yana, bilin ki suçluları; Adem Babamızla, Havva Anamızdır.
Yüksek sesli bir itiraz çığlığı kapladı beynimizi. İyi ki varsın Adem Baba, Havva Ana diyor inatla .
Tüm inatları, düşmanlıkları yok ediyor sevda. Gözü görmez, kulağı duymaz ediyor. Boşuna dememişler, aşkın gözü kördür diye.
Kalbimiz o kadar masum ve suçsuz ki.. Her şey beynin işi.Kalbe yüklemiş, heyecanı, tutkuyu, çarpılmayı., taşeron firma gibi..
Her şeyi cinselliğe bağlayan, Freud’da hala kafa karıştırıyor. ” Hiçbir erkek, cinsel ilişki kurmak istemeyeceği kadınla arkadaş olmaz” derken sanırım pek doğru laf etmiyor. Bu söz çağımızın çok çok gerisinde kalıyor. Yaşasaydı, böyle söylemiş olmaktan rahatsız olurdu. Gerçi böyle düşünenlerde az değil.
Aşkla , akıl pek barışık değiller. Biri geldiği zaman öbürü gidiyor.
Aşk tanımı yapılamayan, varlığı yokluğu tartışılan bir kavram aslında.
Şimdilerde pek moda oldu. Elektrik almak vermek. Artı ve eksi uçlar. Mıknatıs örneğinde olduğu gibi zıt kutuplar birbirini çekiyor.
Bu çekim gücü , cinsel çekim gücü müdür!
Cinsellik bir tutku mu yaratıyor! Bu durum alışkanlığa mı dönüşüyor . Halkımız, alışmış, kudurmuştan beter derken ne anlatmak istiyor. Bu ve buna benzer sözler aşkı basite mi indirgiyor. Her şeyi cinselliğe bağlayan Freud, beynimizdeki sorulara yanıt verebiliyor mu?
Cinsellik olmadan aşk olabiliyor mu! Gerçi çoğu zaman aşk yapmak kavramı, seks yapmakla aynı anlamda kullanılıyor.
Kavramlar epeyce birbirine karıştı. İnsanlığın oluşumundan beri bu karışıklık vardır sanırım.
Aşka tutku demek doğru mudur! Aşka seks demek doğru mu! Aşka bağımlılık demek doğru mu! Aşk kendimizden kaçma mıdır! Aşk beynimizle cinselliğimizin ortak noktası mıdır! Aşk acıdan zevk olma hastalığı mıdır!
Uzun yıllar evli kalan çiftleri, zaman birbirine bağımlı hale getiriyor. Cinsellik, arkadaşlık, paylaşım duyguları, ortak çocuk sevgisi çiftleri birbirine çok güçlü şekilde bağlıyor. Eşlerden birinin ölümüne diğer eş dayanamıyor, o da en kısa zamanda kavuşuyor eşine!
Yazıya başladım ama işin içinden çıkamıyorum bir türlü.
Zaten benim gibi emekli insanların bu konuda yazı yazmaları biraz doğru değil galiba.
Bloglardaki modaya uyarak bende,Blog yazarları Tartışıyor'un konusuna uygun bir yazı yazayım dedim.
Bu yazımı da sevgili eşime armağan ediyorum
Hep sevin, sevgisiz kalmayın...


