- Kategori
- Öykü
Aşk şampiyon kalbimde- 22. bölüm

"RESİM:ALINTI"
22. BÖLÜM
Esma sessizliğe gömülmüştü Selim’ in ardından… Aradan bir hafta geçmesine rağmen kız yüreğine çöreklenen kara bulutların etkisinden kurtulamamıştı bir türlü. Doğru dürüst yemiyor içmiyordu. Annesi ile bile konuşmuyor ya da kısa cevaplar veriyordu kadının sorularına… Turgut defalarca uğramış onu dışarıya çıkmaya, birlikte bir şeyler yapmaya ikna etmeye çalışmıştı ama nafile… Başını kaldırıp bakmıyordu bile onun yüzüne… Pencerenin önündeki sedirde saatlerce oturuyordu gözlerini bahçeye dikip. Sanki bekliyordu Selim’ in yeniden gelmesini… Suzan kızının bu haline çok üzülüyordu. Geceleri kızının hıçkırıklarını duyuyordu…
Selim de İstanbul’ a döndüğünde aynı Selim değildi artık… Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı genç adam… Zekeriya ile bile iletişimi yok denecek kadar azdı. Çiçek ile bir kez karşılaşmışlardı ve ayaküstü konuşmuşlar söz dönüp dolaşıp Esma’ ya gelmişti. Çiçek adamın sevgisini, hüznünü, hayal kırıklığını gözlerinde görebiliyordu o anlatmasa bile. Çiçek belki ona iyi gelir diye Adana ile konuştuğunu, Esma’ nın da iyi olmadığını söylediğini dile getirerek annesinin ondan hoşlandığını ve Esma’ nın da kendisini sevdiğinden hiç kuşkusu olmadığını söylemişti. Aynı zamanda erkeklere olan güvensizliğinden bahsetmişti Çiçek… Selim’ i o da aileden biri gibi görüyor ve kardeşini gerçekten mutlu edeceğine ve erkekler üzerindeki olumsuz tavrından vazgeçirebileceğine inanıyordu.
Bu biraz olsun su serptiyse de Selim’ in yaralı yüreğine… Esma‘ nın onu redetmesi derinden yaralamıştı onu. İlk defa bir kadına böylesine tutku ile bağlanmış evlenecek kadar çok sevmişti ve o kadın tarafından reddetmişti. Hem de kendi yaptığı herhangi bir davranıştan dolayı değil başka bir adamın yıllar önce işlediği bir davranış yüzünden. Kendisini bu adamla aynı kefeye koymuş ve haksızlık yapmıştı ona sevgisinin büyüklüğünü göremeyerek… Yaşama isteği bitmişti sanki Selim’ in.
Hiçbir şeye karşı ilgisi kalmamış gibiydi… Saatlerce yatağına uzanıp öylece kalıyordu odasında… Gözlerini kapısının arkasına astığı Esma’ nın reklam çekimindeki afişe dikip dalıp gidiyordu kimbilir nerelere…
Üniversiteden istifa etmeye karar vermişti bir süre sonra… Derse giremiyordu. Baktığı her köşede Esma’ yı görüyordu. Onunla gezdikleri yerlere gidemiyordu… Zaten hiç aklından çıkmayan sevdiğinin uzakta olma fikri çileden çıkarıyordu Selim’ i… Hiç değilse İstanbul’ da olsaydı sevdiği onu ikna edebilme şansı olacaktı ama Esma’ nın korkularının yanı sıra arada bir de kilometreler vardı… İmkânsızı yaşıyordu genç adam… İstanbul’ a sığamaz olmuştu… Şehir üstüne üstüne gidiyordu sanki… Tuğrul Hoca istifa dilekçesini gördüğünde bunu kabul edemeyeceğini söylemişti ve senelik izne ayrılmasını onaylayacağını söylemişti kendisine. Sonra da uzun uzun nasihatler vermişti.
“ Şimdi git bir ay görünme gözükme, toparlan öyle gel.” demişti.
“ Sorunlardan kaçarak kurtulamazsın.” demişti… “ Eğer seni seviyorsa zaten gelir sana.” demişti…
Bir şeylere tutunmaya o kadar ihtiyacı vardı ki genç adamın Tuğrul’ un söylediklerine inanmak istiyordu, Esma’ nın bir süre sonra çıkıp geleceğine inanmak istiyordu… Öyle derinden düşünüyordu ki onu… Düşüncelerinin onu er ya da geç kendisine getireceği umuduna sıkı sıkıya bağlanmıştı Selim…
Derya çok dolanmıştı Selim’ in etrafında… Böyle bir av kolay kolay bırakılamazdı elbette… Ama sadece dolanmıştı… Yüz bulamamış, istediği sıcaklığı sağlayamamıştı bir türlü… Derya’ nın yaralarına sarmasına izin vermemişti genç adam… Acı çektikçe daha çabuk geleceğine inanıyordu sevdiği kadının. Acı çektikçe aşkı kat be kat büyüyordu.
Annesinin ısrarlarına rağmen İstanbul’ a dönmeyi kabul etmemişti Esma… Sevgisini kalbine gömmeye çalışıyordu. Eğer onu görmezse bunu başaracağını sanıyordu ama yanılıyordu. Aşk sarınca tüm bedeni asla iyileşemezdi yaralar… Gittikçe artıyordu aşkı. Özlemi aynı Selim’ in ki gibi. Aslında İstanbul’a dönmekten değil de orada ne ile karşılaşacağından korkuyordu genç kız… Yokluğunda yerini alan o kızıl saçlı kadın, sevdiği adamın yanında olmuş muydu acaba? Selim onu unutmuştu belki de… Ne de olsa yakışıklı ve karizmatik bir adamdı ve kızıl yılan zaten peşindeydi... Adana’ ya geldiğinde adamı kovmaktan beter etmişti ne de olsa… Selim’ in gururunu incitmişti ve sırf bunun için Selim onu sevmekten vazgeçmiş olabilirdi… Belki de ondan intikam almak için babası gibi başka biri ile olmuştu belki de kimbilir…
Günler geçiyordu… Acı ile, aşk ile, sevgi ile, hüzün ile, yalnızlıkla…
Çiçek ile telefonda konuşuyor… Aslında Selim‘ den haber almak istiyordu ne de olsa Zekeriya’ nın kardeşi gibiydi Selim. Son konuşmalarında o sormadan Çiçek, Selim’ in İstanbul’ dan ayrıldığını söylediğinde Esma bayılacak gibi hissetmişti kendisini… Nereye diye güçlükle sormuştu… “ Memleketine, Samsun’ a dönmüş Esma” demişti Çiçek… Hiçbir şey söyleyememişti Esma. Kelimeleri boğazında düğüm düğüm dolanmıştı…
……………………….
Öte yandan Çiçek ve Zekeriya evlilik hazırlıklarına başlamışlardı. Çiçek artık her işe yalnız başına koşamadığından dem vurarak Esma’ yı ve annesini yardım için İstanbul’ a çağırıyordu… Esma gitmek istemediğini defalarca Çiçek‘ e ve annesine söylemek istemesine rağmen ablasının kırgın konuşmalarına daha fazla dayanamamıştı… Selim’ in İstanbul’ da olmadığını biliyor olmasına karşın onunla karşılaşmaktan korkuyordu Esma. Onu bu kadar çok görmeyi arzu ederken aynı anda da bu kadar korkmasının sebebini kendisi de bilmiyordu ya…
O gün Çiçek ve Zekeriya düğünün yapılacağı mekânı araştırmak için çıkmışlardı evden…
Suzan, Adana’ dan getirdikleri çeyiz sandığını açmıştı. Mis gibi naftalin kokusu yayılmıştı odaya… Tek tek çıkarıp kontrol ediyordu kadın bohçalara sıkı sıkı sardığı işlemeleri… Sararanları yıkanmak üzere ayırıyordu… Esma annesini izliyordu öylece…
………………………
“ Nasıl beğendin mi sevgilim? “diye sordu Zekeriya…
“ Harika valla. Hayallerimdeki gibi…”
“ O zaman burası olsun…” diyerek nişanlısının elini aldı avuçlarının arasına…
Dışarı çıktıklarında derin bir soluk almıştı çift.
“ Şimdi de davetiyeler için …”
“ Davetiyeler… Sonra da gelinlik provası için gitmem gerekiyor…” dedi Çiçek oflayarak…
“ Ama benim karnım çok acıktı Zekeriya…”
“ Laf aramızda benim de acıktı Çiçek… Ne yemek istersin?”
“ Balık… Roka… Ve beyaz şarap…”
…………………
“ Hadi kızım kurumadan ütüle şu parçaları… Dikkat et ama parlatma sakın...”
Esma elindeki parçaların üzerinde giden gelen kızgın ütüyü gayri ihtiyari sürüyordu o nadide parçanın üzerine.
“ Seni çok özledim Esma… Neden kaçar gibi gittin “ diyordu Selim
Ne kadar da canlıydı kızın karşısında… O anda idi Esma.
“ Bana kızabilirsin… Hatta nefret edebilirsin… Ama kaydını neden dondurdun?”
Suskundu kız.
“ Esma… Lütfen… Kapatma kapılarını yüzüme. Sana ulaşmama izin ver… Bana ayıracak yarım saatin de mi yok?”
“ Yok…” dediğini hatırlıyordu Esma… Selim gittiğinden beri kaç kez zihninden geçmişti bu konuşmalar… Son birkaç gündür unuttuğunu düşünmüştü işe güce dalıp ama işte yine zihnine çöreklenmişti o günkü konuşmalar…
“ Değerli saatlerinizi benim için harcamayın Selim Bey. Siz gidin Derya Hanım ile vakit geçirin…”
“ Yanlış düşünüyorsun Esma… Derya ile aramda senin sandığın gibi bir ilişki yok… Biz sadece satranç turnuvası için çok sık bir araya geldik. Hepsi bu. ”
“ Bana bunları neden anlatıyorsun ki… Ne yaparsan, ne yaşarsan yaşa umurumda bile değil görmüyor musun?”
“ Esma… Ben seni seviyorum.”
Kız bir daha duymak istercesine baktı adamın gözlerine. Hissetmiş gibiydi Selim.
“ Seni seviyorum…” diye yineledi.
“ Çok güzel… Ama ben seni sevmiyorum…”
“ Bu doğru değil Esma. Doğru olamaz. Bunun doğru olmadığını söyle.”
“ Seni sevmiyorum “
Genç adam kızın omuzlarından kavradı ve onu kendine doğru çekti.
“ Gözlerimin içine bak ve beni sevmediğini söyle Esma. O zaman inanacağım beni gerçekten sevmediğine. Gözlerin yalan söyleyemez…”
Esma bayılacak gibi hissetti kendisini.
…………………………….
“ Kızım … Bir saattir aynı parçayı ütülüyorsun… Daha çok ütülenecek şey var…Aaaa…”
“ Tamam anne “diyerek ütülediği parçayı sandalyenin üzerine bıraktı ve başka bir parçayı aldı Esma… Düşünceleri ile buluştu kaldığı yerden…
………………………………….
“ Evet, Esma seni bekliyorum…” diyordu Selim…
Esma tüm hıncını almak istedi o an… Dişlerini sıktı, dudaklarını ısırdı… Gözlerinin derinliklerine baktı adamın ve “ Seni sevmiyorum“ dedi.
Selim’ in gözlerinden süzülen yaşları fark etti sonra ve kendi gözlerinden süzülenleri de.
“ Esma… Seninle evlenmek istiyorum.”
Esma kulaklarına inanamadı. Benimle evlenmek istiyor dedi kendi kendine. Yüreği pır pır etti.
“ Evet… Seninle evlenmek istiyorum. Hayatımın geri kalanını senin yanında geçirmek istiyorum. Bunun senin için hiçbir önemi yok mu?.”
“ Omuzlarını silkeledi kız.
Yaklaştı Selim. Sarıldı ona… Titriyordu kız…
“ Cevabını bekliyorum Esma… Evet dersen dünyanın en mutlu adamı ben olacağım…”
Durdu kız… Uzaklara baktı ve sonra aniden döndü.
“ Cevabım hayır Selim. Seninle evlenemem…”
Yutkundu Selim…
“ Anlamadım.”
“ Söyledim sana seni sevmiyorum ben… Kendini çok önemsedin sen…”
“ Yapma Esma…Beni üzmek için…”
Cümlesini bitirmeden kıza yaklaştı ve onu olanca gücü ile öptü Selim… Bu birkaç saniyelik öpücük ayaklarını yerden kesmişti kızın… Hiç bitmesin istedi bu an…Farkında olmadan karşılık bile verdi ona.
“ Biliyordum beni sevdiğini biliyordum öpüşüme karşılık vereceğini biliyordum “ dedi gözleri ışıldayarak Selim.
“ Yanıldın… Ben de aşk dudaklardan kalbe asla inmez, inmeyecekte…”
“ Kalbine engel olma Esma. Dudakların farklı gözlerin farklı konuşuyor..”
“ Son sözüm bu Selim… Artık hayatımdan çık… Karşıma çıkma… Konuşmayalım, bakışmayalım… Bir gönül eğlencesiydi… Bitti… Anladın mı bitti..” diyerek arkasını döndü kız yeniden.
“ Artık gitsen iyi olacak…”
“ Peki Esma istediğin gibi olsun… Dilerim pişman olmazsın …” diyerek kapıya yöneldi genç adam sonra döndü.
Esma’ nın gözyaşları sağanak olmuş yıkıyordu yanaklarını.
………..
“ Esmam ne oldu… Niye ağlıyorsun…”
“ Hiç… Hiçbir şey …”
“ O delikanlı için değil mi bu gözyaşların…”
“ Yok canım nereden çıkardın…”
“ Ah be kızım... Yalan söylemeyi de beceremiyorsun ki… Sen çekil bakim.. Ben yaparım ütüyü.. Hadi git yüzünü yıka…”
Esma’ nın arkasından içi sızlayarak baktı Suzan..
Çiçek evleniyor ve Esma acı çekiyor… Ne zor anne olmak… Bir kızının mutluluğu diğerini üzüyor…”
……………………
“ Hadi Zekeriya ara Selim’i...”
“ Çok konuştum Çiçek… Gelemeyeceğim düğüne diyor başka birşey demiyor...”
“ Esma’ nın burada olduğunu biliyor mu peki…”
“ Biliyor… “
“ Esma kahroluyor her gün… Görüyorum… Bir şeyler yapmalıyız Zekeriya… Selim gelirse… Birbirlerini görürlerse… Aralarındaki buzlar erir diye umutlanıyorum…”
Zekeriya nişanlısının gözlerine bakarak arkadaşının numarasını tuşladı.
“ Selim günlerdir seni bekiyorum… Geleceksin… Bu telaşeli anlarımda bana yardımcı olacaksın diye...”
“ Söyledim Zekeriya… Anla beni ne olur… Yanında olup sana yardımcı olmayı her şeyden çok isterdim ama gelemem…”
“ Selim… Sen gelmezsen düğünü ertelemek zorunda kalacağız…” dedi Çiçek’ in büyümüş gözlerine bakarak.
“ Sakın öyle birşey yapma Zekeriya...”
“ Nikâh şahidim sen olmadan asla evlenmem Selim…”
Çiçek‘ de onu onaylar gibi başını sallıyordu durmadan.
“ Beni zor durumda bırakıyorsun Zekeriya… “
“ Selim… Çiçek istiyor telefonu. ”
“ Lütfen gel Selim… Düğün falan bir tarafa… Esma perişan halde… “
Esma’ nın adını duyunca içinin boşaldığını hissetti Selim.
“ Bunu dile getirmese de perişan durumda kardeşim ve sen gelmezsen yüzü gülmeyecek…”
“ Çiçek ben… Anlayın ne olur…”