Aşk üzerine metaforlar -2- / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Aşk üzerine metaforlar -2-

"Aşıkların nabzı gözlerinde atar" diyor Lope de Vega.

Gerçekten de aşkta simgesel anlatımlar çok önemlidir ve bir duruş, bir bakış, bir yüz çizgisi,dudaktaki bir kıvrım kolay kolay anlatılamaz olan bir şeyi, hemen dışlaştırabilir ve biz onu anlayabiliriz.

Bana göre genelde insan kendini gizleyen bir varlıktır,hemde derin gizleri olan bir varlık.

Bu iki yüzlü duruşu hem onun varoluş koşulu gibidir ve belki hem de korumaya çalıştıgı cazibesinin sanki bir kaynagı gibidir.(Ama kanımca aşk öylesine zorunlu bir "içtenlik alanı"dır ki bu iki yüzlülügü burada sürdürmek zorlaşır, şapka düşer ve sanki de kel görünür:)

Öyle bir an gelir ki,"ben"i koruyan o giz örtüsü yırtılır ve derinden bir şeyler kendini göstermeye başlar.

Bu biraz da bir soyunma halidir,sanki gönüllü bir çıplaklıga gidiş gibidir.

Ama hiç bir zamanda tam olarak soyunulmaz, mahrem diye düşündügümüz bazı şeyleri hep saklama temayülümüz de sürer.

Zira "toplumsal bilinç"dedigimiz şey devreye girer ve bu akla dayalı donanımlarımız bizi ötekine tamamen sarılmaktan ve tamamen soyunmaktan alakoyar.

Diger bir deyimle ötekini yanıltırız, yalan söyleriz,bir türlü "içteki" kendimizi ortaya bir türlü koyma cesaretini gösteremeyiz demek daha yürekli galiba..

Toplumsal bilince ait donanımlar "özel bilince ait"alanları örter hatta neredeyse bogar bir haldedir.

Ve birinin göl oldugu durumlarda öteki çok cılızdır.

Ama şu bir gerçektir ki, toplumsal bilince dayalı, akli paradigmalarla bir aşk yaşanamaz, olsa olsa tiyatral bir serüven yaşanır aşk-ı meşk üzerine..

Gerçek bir aşkta,toplumsal bilinç bir kabuk gibi soyulur ve bireysel bilinç,daha dogrusu alttaki "ben"derinlerden suyun yüzeyine dogru bir yüzme macerasına girer.

Öznel bir bilinç alanı diyebilecegimiz bu olgu,aradıgını aşkta bulur,sıkıntılı örtülerinden sıyrılmayı dener, kendini azıyla çoguyla ortaya koymanın sevincini dinginligini yaşar.

Ve insan bu noktada "başkası"na gizlerini açar ve aynı zamanda onun gizlerine girer.

Ve hatta ötekine bir teslim olma halidir diyebiliriz.

Ancak her zamanda şöyle bir cümle aşıkların bile arasında hiç eksik olmaz;

"ben bilmiyorum ki sana söyliyeyim"...

İnsanoglunun kökleri bedeninden daha büyüktür ve bu saçakların nerelere kadar uzadıgını bazen kestiremiyebiliriz.

Ki aşkta süren gizemde buraya ait bir şeydir.

Kimsenin kimseyi suçlaması gerekmez.

Bir ilişkide sadece cinsel bir edim, bedensellikle sınırlanırken,aşk tüm bedeni ve ruhu kavrar sarıp sarmalar.

Aşkın sagladıgı en yüce haz,başkasının bedenini ve ruhunu keşfetmenin hazzıdır. (Acaba hep keşfedilecek olarak kalabilmek aşkın bir devam edebilme zemini midir,ne dersiniz)...

Gerçek bir aşk bana göre, ruhsallıkla bedenselligin tam tamına dengelendigi bir yerde kendini gösterir ki, bu denge oldukça "derin bir yerde" gerçekleşir.

Aşk ruhsal açıdan da, bedensel açıdan da bir sereserpe olma halidir veya ortamıdır demek mümkün ve kapanmaya çalışıldıgında aşk gider, gelense bir başkasıdır artık, bundan emin olabilirsiniz...

İşte böylesi açıklık hali gerektiren aşk, bir sevinçler ve acılar yumagının hazzı üzerinde döner.

Hem geniş ve hemde dayanıklı, bazen çok cesur ve bazen de bir o kadar korkak yürekler ister..

O her zaman bir serseri gözüpekligini ya da yürekliligini öngörür.

O "göze almış" bir kişidir ve çogu zaman "tedbir"den bir şey anlamaz.

Aşkın alanı aslında tam bir serüven alanıdır, şövalye ruh gerektirir ucuz çapkınlara göre degildir,donjuanlık veya jigololuk ise hiç degildir.

Bu alanda "ben" kendini ötekinin "beni"yle aşılmış hisseder ve o başka ben'i aşmaya alışır, hatta giderek ötekine ait ve "ben" olamıyacak olanı "ben kılmaya" çalışır ki işte bütün yıkım,çatışkı,acı da burada kendini göstermeye başlar.

İki ayrı ben'in bir ben'e dönüşemeyişinin kaçınılmaz trajedisi...

En büyük özgürlükten en kesin tutsaklıga kadar uzanan bir yelpazenin üzerindeki aşk, o uçtan bu uca bu uçtan o uca gider gelir.

Aşk böyle bir şeydir ki bazen insan alçalırken aşkın yüceldigini bile görmek mümkündür.

Ama sanıyorum onurlu bir kişi çılgın bir aşık olabilir, ama aptal aşık olamaz...

 
Toplam blog
: 88
: 1115
Kayıt tarihi
: 09.01.07
 
 

Ankara SBF'yi bitirdim. Öğrencilik yıllarında gazetecilik, sonrasında uzun yıllar özel sektörde ü..