Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '06

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
1456
 

Aşk ve şarap

Aşk ve şarap
 

Aşkın sembolü ne diye sorarsanız, hiç kuşkusuz bir çok kişi “kalp” diyecektir;
Aşkın çiçeğini sorarsanız “kırmızı gül” derler;
Aşkın içkisini sorarsanız hiç şüphesiz cevap “Kırmızı Şaraptır”.
Haliyle aşkın rengi de “kırmızı” olmaktadır.
Aslında şarabın baş ülkesi Fransa’da, hele hele başkenti Bordeaux’da pek çok yerde “şarap” isterseniz “kırmızı” şarap getirirler. Aşk, şarap ve kırmızı bütünleşmiştir.
Bu büyülü kırmızı su, son yıllarda yapılan atılımlarla doğduğu topraklara geri dönüyor.
Son on yılda ülkemizde yapılan yatırımlar meyvelerini vermeye başladı, sayıları hala az da olsa, fiyatları pahallı da olsa, ülkemizde güzel şaraplar yapılmaya başladı.
Hele artık ithalatında başladığını kabul edersek, yakında dünyanın her köşesinden şarabı elimizin altında bulmaya başlayacağız.
Yüksek vergiler nedeniyle hala ucuz şarap içemesekte, bunu bile büyük gelişme kabul edebiliriz.
Bir örnek vermek gerekirse 2-3 Euroya Avrupada satılan iyi bir sofra şarabı bize gelene kadar 5-10 Eurolara çıkıyor. Yerli üreticilerde bu fiyatı temel alıyorlar ve fiyatları olması gerekenden yüksek tutuyorlar.
Ancak artık rekabetin meyvelerini tüketiciler toplayacak. Kapalı ekonomi nedeniyle, yıllardır istediği fiyata şarap satan üreticilerinde fiyatlarını düşürmeye başladılar.

NEDEN ŞARAP ?

Peki şarabı böylesine cazip kılan ve yıldızını yükselten ne?
Biz değilmiydik ki sokaklarda yaşayan per perişan evsiz ayyaşlara şarapçı diyen?
Bir çoğunuz gençliğinizde o köpek öldüren denilen, baş ağrıtan ucuz şaraplardan içmediniz mi?
Ne oldu da böyle şarap haberleri gazete sayfalarını süslüyor? İnsanlar bu kültüre giderek daha fazla ilgi gösteriyor?
Neden bir çok restaurantta şarap rakıya yaklaştı, hele bazılarında geçti?
Sanırım bunun cevabı, şarabın sadece bir “alkollü içki” oluşu değildir. Şarap belli bir kültür birikiminin, tecrübenin, emeğin ve sevginin üretilen bir içkidir.
Tüketici açısından her şarap şişeside bir serüvendir, hele hele bilinmeyen bir şarap içiliyorsa bu merak daha da artar.
Önce sevgi ve dikkatle bakılır, sonra uzun uzun koklanır ve nihayetinde kavuşulan bir sevgili gibi yudumlanır, gizemleri keşfe başlanır. Ağızda yuvarlanırken zevk dalgaları önce beyni sonra vücudu kaplar.
Keşfedilen güzellikler keyif olarak dönerken, olumsuzluklar tecrübe ve rahatsızlık olarak belleklere kazılır. Bu serüven her şişede yaşanır ve devam eder.

Aman yanlış anlaşılmasın, burada niyetim “Sevgili Rakımıza” asla hakaret değil. Aslında aperatif olarak Akdeniz çevresi ülkelerde tüketilen bu içki, sadece Doğu Akdenizde; yani Lübnan, Suriye, Türkiye ve Yunanistan’da bir ritüele sahip olan yemek içkisi olarak tüketiliyor. Bunun nedeni de yemek çeşitleri, yemek adabı, servis şekli buna göre düzenlemiş ve baş döndürücü bir ritüel oluşmuş. Adeta dost sohbetiyle artan, bir tempoda mutluluk veren bir törene dönüşen rakı daima ayrı bir yerde kültürümüzün parçası olarak kalacak.

Şimdi gelelim şarabın diğer tercih edilme nedenlerine;
Belki hatırlarsınız, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük gurmelerden olan rahmetli Tuğrul Şavkay balıkla rakı değil, şarap içilir deyince kıyamet kopmuştu.
Aslında şarabın sırrı ve yükselen değer olması doğasında yatıyor. Yani yemek içkisi olarak dünyada sadece bira ve şarap kabul ediliyor. Nedenide çok basit içerdikleri düşük alkol oranları ve yemekle uyumlu tadları bunu sağlıyor.
Kadınlar genelde yüksek alkollü içkileri sevmiyorlar. Dahası bir çok kadın beyaz şarapları tercih ediyor. Hayatında ilk defa yarı-tatlı ve tatlı şaraplarla tanışan kadınlar çığlık atarak “işte benim içkim” diyorlar.
Yemek kültürümüzde değişiyor. Batı mutfaklarının ağzımıza yakın tadlı olanları geliyor, onlar da şarabı zorunlu kılıyor. Örneğin soslu bir bonfilenin yanında ne kadar ısrar ederseniz edin rakı içemezsiniz. Ya da nefis bir deniz mahsüllü ve gorgonzola peynirli pizzanın yanında şarap yerine rakı içerseniz, ya rakınız, ya da yemeğiniz rezil olacaktır. Aynı şekilde bir “Türk” meyhanesinde acılı Arnavut Ciğerinin yanında şarap içmek konusunda ısrar etmek de ayrı bir abeslik olacaktır.

Bir diğer yönü kısaca sağlık. Günde 1-2 kadeh kırmızı şarabın kolestrole ve kalp sağlığına iyi geldiğini artık biliyoruz. Hele akdenizin diğer iki sevgilisi balık ve zeytinyağ ile buluşunca size sağlıklı bir hayat sürmenize yardım ediyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 5228
Kayıt tarihi
: 05.09.06
 
 

Uluslararası bir şirkette çalışıyor ve dünyayı geziyorum. Profesyonel iş alanım otomotiv imalat s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster