- Kategori
- Deneme
Aşkı Taç Mahal'de esir sandım...

Ben aşkı arayan bir bedevi...
Delhi' den Agra' ya giden trende ben de vardım bugün.
Taç Mahal' e ulaşmaya çalışan bir bedevi, kulaklarında hafif bir ney sesi...
Aşkı arayan, aşkı esaretinden kurtarmaya çalışan bir bedevi o trende...
Aşklarıyla tüm insanlığı kendilerine çağıran Şah ı Cihan ile Mümtaz Mahal' in konuğuydum bende. Bugün öylece savruldum Agra' nın sıcak sokaklarına. Kim olduğumu unutarak, ne olduğumu unutarak, sadece AŞKI arayarak...
Hesap mı sormaktı amacım, yaşayamadığım aşkın acısını mı çıkarmaktı ; yoksa yalansız ve riyasız bir aşka mı şahit olmaktı sadece. Bilmiyorum ama ordaydım işte...
Agra Kalesinden Taç Mahale bakıyordum Şah ı Cihan'ın gözlerinden. Aşka bakıyordum, aşığına bakıyordum maşukunun gözlerinden. Ve bir insanlık tutuşuyordu beraberinde aşkın suretinde, ben tutuşuyordum Agra kalesinde...
Unutulmuş belki de hiç görülmemiş bir aşka şahit oluyordum böylece. Dolunay tutuşturuyordu Taç Mahali, Yumuna nehri ise söndüremiyordu bu ateşi...
Aşk tüm canlılığıyla harlanıyordu karşımda...
Bugün gidip geldim Hindistan'a öyle bir an... Aşkı hatırlattım kendime ve belki insanlığa. Bugün tebbesümle seyrettim iki sevdalıyı, oturdum ve dinledim aşklarını. Biri koskoca Prens Kuhhumdu yani Şah ı Cihan, diğeri güzelliğiyle dillere destan Ercüment Banu yani Mümtaz Mahal...
Anlattılar aşkı bana, gerçek sevdayı ve dediler ki '' Biz esir kılmadık aşkı Taç Mahale aksine Taç Mahali aşka esir bıraktık.'' Şah ı Cihan aldı sözü ardından : '' Unut dedi gördüklerini unut. Aşk ki uğruna bir devleti unutmaktır, aşk ki uğruna cihanı unutmaktır, aşk kendini unutmaktır. Aşk ikiyken bir olmaktır... ''
Aşk yanmaktır, alev alev yanmaktır...
El ele uzaklaştılar yanımdan. Şahı Cihan ve Mümtaz Mahal öylece kayboldular bir anda. Sadece bir ses yankılandı kulaklarımda 7 kez.
Aşkı anla, aşkı yaşa...
Açtığımda gözlerimi evimin balkonundaydım ve kulağımda bir telefon, telefonda aşina bir ses. Aşığına olan kızgınlığını anlatıyordu bana. Öylesine saf öylesine içten...
Gözümde sureti Mümtaz Mahalin... Ahh güzeller güzeli Banu sen de nazlıydın bu kadar, sen de ısrarcıydın sevdanda dedim ve tebessümle dinlemeye devam ettim dostumu.
Ve Şah ı Cihan'a seslendim uzaklardan bu gece vakti üfle kulağına eniştemin diye : '' Unutma kadınlar her zaman kazanır :) ''
Ben bugün anladım aşkın, esaretinden çoktan kurtulduğunu ve kalplerimizde tekrar can bulduğunu...
Bana bu yazıyı yazdıran ve bana sevdalarını Taç Mahal'den aldıklarını hatırlatan, ayrı ayrıyken bile bir olan yegane dostlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Ve iyi ki birbirinize aşıksınız :)
Aşkla doğan her sabaha merhaba diyebilmek umuduyla...
İyi geceler.