- Kategori
- Deneme
Aşkım masada kaldı

Uyanamadağım bir sabah:
Sadece alırken giydiğim elbise
Etiketi çıkarılmamış ayakkabı
Başucumda bitirilmemiş kitaplar,
Hiç sürmediğim çilekli pembe ruj,
Koklanamayan zambak kokulu parfümüm,
"Özledim" bile diyemediğim, telefonumu bekleyen birkaç dost,
Geceden, içini hazırladığım, sarılamamış dolmalar,
Anneanne tesbihinden dizilecek kolye,
Yaz'a yatırım! için alınmış mayo,
Rengi solmasın diye elimde yıkadığım yemek takımım,
Bir türlü dikemediğim sökülmüş paçam,
Hâlâ beni bekleyip duracaklar...
Ya yüreğimde sakladığım umutlar...ki, en önemlisi...
Yaşanacak bir gün sanıp, ertelenen aşklar.
Adresi bulunamamış "Beyazatlı" ya yazılmış mektuplarım...
Üzerine kar yağan tomurcuklarım...
Silmeye kıyamadığım rumuzlu mailler, gizli hayranlarım,
Platonik aşklarım/âşıklarım...
Gidişlerimde, ancak döndüğüm gün çiçeklerime su veren oğlum...
Haftasonu yemeğe gelecek kuzenler ve sevdikleri...
Aman tanrım kapıda kalacaklar!
90-60-90 yapamadığım yorgun bedenim.
Ağzım sulana sulana, yutkunarak baktığım cevizli baklavalar,
kestane şekerleri...
Karadutlar...
Kirazlar... Islak burunlular...
Acep, öbür tarafta olacaklar mı?
Dağlarına bahar gelecekti hani, memleketimin?
"Memleket, memleketim"
Karanfil kokulu cigara içenim.
Hasretleriyle, hayalleri ile yüreğime gömdüğüm.
“Yapma be adam! böyle yazma“ dediğim, şairim...
O öldü, daha da ölecekler; karanlıklar çıkıncaya dek aydınlığa...
Önce dağlarına bahar gelmeli memleketimin.
Ya uyanamasaydım bu sabah, kim atardı benden sonra;
Yeşil sermaye mamullerini zıplayıp, zıplayıp rafların en arkasına?
Yıkayıp, yıkayıp kot pantolon üzerine giydiğim beyaz gömleğim,
Sandalye de öylece, boynu bükük kalacak...
Nasıl panikledim anlatamam.
Kullanmaya kıyamadığım şeyler, yarına ertelediğim düşler...
Aşkım masada kalırdı
Bu sabah uyanamasaydım eğer.
Saime Eren