- Kategori
- İlişkiler
Asla dersin... Bir başta bir de sonda...

http://www.webkutlu.com/resimler/7049-bazi-karakalem-calismalari.html siteden alıntıdır
"Asla" dersin... "Asla bir başkası olmayacak..!".. Ağlarsın... Günlerce gecelerce... Akıttığın göz yaşın değildir aslında, kalbindeki yaranın gözlerinden aldığı intikamıdır. Canın ilk defa bu kadar çok yanmıştır, nefes alışın en büyük azap olmuştur sana. Anlatabilmeyi dilersin ama onun yerine yüzlerce kez susmayı, gün gece ayrımı yapmadan binlerce kez ağlamayı tercih edersin..Anlatamazsın, sadece yaşarsın. Bir sen yaşarsın bunu. Anlayamaz kimse seni; çünkü kimse yaşamamıştır sen gibi bu acıyı... Umut dediğin varlığın ellerinde, kalbin diri diri yerinden sökülmüş, yetmemiş sayısız çizik atılmıştır üzerine....."hadi nefes al" deyip o çiziklerle dolu, iade ettiği kalbine bi de not bırakmıştır giderken: "Kendine iyi bak...!" Sanki kötü baktığında dönüp iyileştirecekmiş gibi...
Çaresizliğin başlar sonra... Nasıl yaşanacak, nasıl geçecek günler bundan sonra? Öyle ya, daha önce hiç böyle bir savaşa girmemiştir kalbin. Nasıl baş edilecek tüm bunlarla? Kim yardım edecek?... Hiç kimse... Günden güne yok oluşunu izlerken etrafındakiler, "üzülme, unutacaksın... seni çok iyi anlıyorum" diyerek teselli etmeye çalışır... Biçare haline bir çare olmak isterler.. İsterler de yapamazlar.. Oysa "yanındayım, korkma..." diyendir asıl sana iyi gelecek olan... Saatlerce zırıldayan, salya sümük haline katlanabilen, gece gündüz demeden, bıkıp usanmadan "korkma, yanındayım... ağla... geçecek.." diyebilen... Bişey daha vardır aslında sana iyi gelecek olan... Esasında tek iyi gelebilecek olan... "Zaman"... İçkiden daha etkili bir merettir kendisi.. Sinsi sinsi ilerler, tüm ruhunu ele geçirir, hiç hissettirmeden hükmeder sana da hayatına da... Çok geç tesir eder ama kalıcılığı ile bu eksikliğini tamamlar. Tüm acıların, can parçaların sen farkında olmadan zamanın o boşluğuna karışmaya başlar yavaş yavaş... Aslında anılar tazedir, hep hafızandadır ama zaman sana tüm bunları yok saymayı öğretir... Temizler içindeki zehri, ama sen anca son evrede fark edersin bu temizliği..."görmezden geldiklerin" safhasında...
Yeni bir uyanıştır bu senin için. Başından beri farkında olup görmek istemediklerini barındıran evre...Hayaller, umutlar ve uğraşlarla var ettiğinizi sandığın dünyanın aslında sadece "tek başına çabalarından" oluşan koca bir hiç olduğu gerçeğiyle yüzleşirsin. Bundan daha da önemlisi yaptığın, yaşadığın, hissettiğin hiç bir şeyi hak etmeyen değersiz birini yücelttiğin gerçeğidini fark etmendir. Bunu kendine itiraf etmekte de zorlanırsın. Hislerine güvendiğin kalbin, seni yanıltmıştır; bu da onun ayan beyan kanıtıdır. Kızarsın kendine, öfkelenirsin... Nefret edersin..Ondan da kendinden de... Sonra biraz daha işler zaman hayatına... "Keşke" diye başladıkların "iyi ki" ye dönmeye başlar yavaş yavaş... İyi ki de böyle olmuş, iyi ki de yaşamışım... Çünkü bunlar olmasaydı, hala gereksiz biri zamanımı çalıyor olacaktı ve ben şimdiki mutluluğumu hiç yaşayamayacaktım...
Ve sonunda, en sonunda bir şeyin daha farkına varırsın... Baştaki o çekingen, salya sümük, kaybettiğinin hayatında çok büyük eksikliklere sebep olacağını düşünen, kendine güvensiz insan gitmiştir. Emeklerinin, yaptıklarının, çabalarının farkında olan; bunları düşündükçe haklılığının farkına varıp, ne kadar eşsiz ve değerli olduğunu bilen biri gelmiştir onun yerine. Ve artık şu cümleler dökülür dudaklarından: "Asla"...."Asla kimse benim sana verdiğim değeri vermeyecek.... ve sen ömrünce bu hissi özleyeceksin!" .... Ve bu, akıttığın göz yaşlarının ödülüdür. Ama asıl ödül, geçmişte yaşadıklarından çok daha güzelini yaşıyor olmandır... Hak ettiğin mutluluğun kalbine konmasıdır. İçin için susup anlatamadıklarını anlatabilecek kadar geçmişi ti'ye alıyor olmandır... Yokluğa gömüldüğün varlığınla, küllerinden yeniden doğmandır...