​ Atatürk heykelleri kaldırılmalı / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '08

 
Kategori
Haber
 

Atatürk heykelleri kaldırılmalı

Atatürk heykelleri kaldırılmalı
 

netten


Heykel sanatının duayeni Mehmet Aksoy, bazı Atatürk heykellerinin kaldırılması için mahkemeye dava açacağını belirtmiş. Sebepleri oldukça makul geldi. Altına imza atabileceğim sebepler öne sürmüş.

Zamanlama açısından eleştirilerin odağına oturacağa benziyor. Daha şimdiden tepkiler gelmeye başladı bile. Gazeteler bu sözü alıp manşete taşıdılar. Okuyucular yazının devamını dahi okumaya gerek görmeden hemen yorumlamaya giriştiler. Atatürk düşmanı ilan ettiler neredeyse ünlü heykeltıraşı.

Melih Gökçek’in içine tükürdüğü sanat eseriyle herkesin tanıdığı bir sanatçı olan Aksoy, şimdi neredeyse AKP’li olmakla suçlanacağa benzer.

Kötü Atatürk resimleri asmaktansa asmamak, benzemeyen büstler ve heykeller dikmektense boş bırakmak daha iyidir. Kötü bir heykel Atatürk’e yapılan bir saygısızlıktır. Tabi Aksoy, heykeltıraş gözüyle değerlendirip, heykelin sadece kaşı ve gözünü benzetmekten ibaret olmadığını, yorum ve özgünlük katarak sanat eseri meydana getirme çabası içinde olunması gerektiğinden bahsediyor.

Anıtkabir’in alt katındaki Kurtuluş Savaşı panoramik müzesini gezdiniz mi?

Onu gördükten sonra çıkışta bir resim daha vardır. O tablo Turan Erol imzalıdır. O da kurtuluş savaşından bir detay verir. Çoğunuz görmemişsinizdir. Ya da önünden geçip farkına varmamışsınızdır.

İçerideki müzenin canlandırma efektlerini Rusya Federasyonundan bir ekip hazırladı. Resimler de Rus ressamlar tarafından yapıldı.

İçeride savaşı yaşıyorsunuz adeta. Hissediyorsunuz. Savaşanların göz bebeklerinden o anı okuyorsunuz.

Fakat dışarıdaki resim karşısında ruhunuz donuyor. Sadece boyanmış bir bez görüyorsunuz. Sanki sokaktan geçen üç beş kişiyi toplayıp poz verdirmişsiniz de, adamlar beş yeni Türk lirasını alıp gitmek için acele ediyorlar gibi... hiçbir ruh etkisi olmuyor. Yani bir sanat eseri değil. Amacına ulaşmıyor. Sizi alıp bağrına basmıyor. Ya da “o zamana” götürmüyor, “o zamanı” size getirmiyor. Önünden geçip gidiyorsunuz. Etki yok. Düşündürme, soru sordurma veya cevap sunma, yani hiç ama hiçbir yaratı anlamı yok.

Dışarıdaki yüz binlerce ruhsuz ve yaratı çabasından uzak, sadece kalıptan döküm Atatürk heykeli yerine, yaşatan, soru sordurtan, yorum yaptıran, düşündürten, yani yaşayan bir heykel olsa daha iyi bir durumda olmaz mıydı ülke? Bugün devrimlerden dolayı “travma” yaşayanların iktidarda olması mümkün olabilir miydi?

12 Eylül’de toplu göz altılarda tutuklulara onuncu yıl marşı dinlettikleri için sonra kimse o marşları duymak bile istemez hale geldi.

İnsanları nutukla dövüldükleri için (nutuk kalın bir kitaptır ve vurulduğunda çok can yakar) okumak için can atılan bir kitap olmaktan çıktı.

Atatürk heykelleri en ücra kasabalara bile dikildi. Amerika’nın 12 Eylül darbesi, Atatürk heykellerinin ardına sığınılarak yapılmıştı yine. 12 Mart gibi.

Ne beklendi o kalıptan dökülme heykellerden?

Devrimler için nöbet tutması.

Yurdun dört bir köşesine dört milyon heykel diktik, sonra gidip rahat uyuduk. Nasılsa o heykeller koruyacaktı devrimleri.

Sloganımızı da yazmıştık nasılsa altına. Atam “izin”deyiz. Heykellere devrimleri emanet edip biz izine çıktık.

Ardından yeşil bir devir geldi yavaş yavaş.

İmam Hatipleri yaptık her yere. Bahçelerine de Atatürk heykelleri diktik yine.

Çirkindi kalıptan dökülen, siyah, soğuk heykel başları. Üzerlerine güvercinler pisledi kimi zaman, tozdan görünmez oldu bazen.

Tıpkı rengi solmuş, çerçevesi eskimiş, toz kaplamış resimleri asmakla Ata’ya gösterilen saygısızlığı gözler önüne sermekle aynı şey. Saygı değil bu, saygısızlık.

Nasıl ki yırtılmış ve pörsümüş bayrağı asmak suçsa, eskimiş ve solmuş bir Atatürk resmini duvara asmak, kötü kalıptan dökülmüş heykeli her yere dikmek suçtur.

Şimdi nasıl ki her mahalleye bir cami ve şadırvan dikme modası varsa, 12 Eylül sonrasında da her kavşağa bir heykel dikme peşine düşmüştü yerel ve idari yöneticiler. Bu, asla bir Atatürk sevgisinden kaynaklanmıyordu. Bu, güce tapınan bir anlayışın bir ürünüydü. Kim güçlüyse onun idollerinden kolye yapıp boynuna asma ihtiyacından kaynaklanıyordu.

Dün yakalarına Atatürk rozeti takanların bugün gümüş yüzük takıp esans kokmalarında şaşılacak bir yan yoktur. Bu geri kalmış ülkelerin geri kafalı yöneticilerindeki anlayıştır. Güç kimdeyse seccadenin yönü o tarafa çevrilir.

Olur olmaz her köşe başına dikilen Atatürk heykelleri asla bir Atatürk sevgisinden kaynaklanmıyordu. Nasıl ki şimdi onların kaldırılmasını isteyen Aksoy’un Atatürk düşmanı olmadığı gibi...

“Aksoy, mahkemeye gidip, ‘Atatürk’e, Cumhuriyet’e saygısızlıktır’ iddasıyla bunları kaldırtmak için dava açacağını söyledi: “Bu imajın iyileşmesini, güzelleşmesini ve Atatürk’e layık sanatsal değer taşıyan heykellerin Türkiye’ye dikilmesini istiyorum. Bunun için de mahkemeye gitmeyi düşünüyorum. Buna belki birtakım sanatçı arkadaşlarımız da imza verir. Burada amaç hem sanatın kalitesini yükseltmek, hem Atatürk’ü böyle yerlerde sürünür halden kurtarmak.” (ntvmcnbc)

Aksoy’un ifadelerine katılıyor altını imzalıyorum.

Alizarin'den saygılarla...

 
Toplam blog
: 105
: 7006
Kayıt tarihi
: 27.04.07
 
 

Ereğli - Konya Gazi Lisesi (yatılı) - İstanbul Üniversitesi İşletme (İng) Fakültesi - Ressam ve A..