Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
854
 

Atatürk olmasaydı!

Atatürk olmasaydı!
 

Konu:’Atatürk olmasaydı neler olurdu?’

(Yıl 2010, Bir kültür sanat portalından derlemeler)

BİR HAYALİM VARDI…

Adım Mehmet... Yüksek okul öğretmeniyim. Daha fazla bilgi vermek beni zor duruma düşürebileceğinden bu kadarının bilinmesini yeterli görüyorum. Bu siteye gerçekleşmeyecek ama gerçekleşmesini istediğim hayalimi anlatmak için kaydoldum. Biliyorsunuz, okullarımızda öğrenilmesi çok zor olan Osmanlı Alfabesini öğretiyoruz. Bu da bizi çağdaş ülkelerin oldukça uzağında bırakıyor. Bir elin sayısını geçmeyecek kadar öğrencim; bilimi, sanatı, kültürü yakından izlemek istediği için fazladan bir güçle latin harflerini öğrenmeye çalışıyor ve çağdaş medeniyeti yakalamaya çalışıyorlar. Bazen kendi kendime soruyorum; sorun bende mi diye? Horace "Öğretmen kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.’ demiş. Ben kendimi tüketsem de bir ışık veremiyorum.Bir hayalim var...

İlk olarak bu sitedeki herkese merhaba. Yakında kapatılacak olsak da bizim gibi düşünenlerin olduğunu görmek insanın içinde küçük bir umudun olmasını sağlıyor. Benim hayalime gelecek olursak; gelişen ama bizde gelişmeyen teknolojiyle birlikte dünyadaki çoğu şeyi görebiliyoruz. Gelişmiş ülkedeki insanların dış görünüşleri, kendi gelişmişliklerini, bizim dış görünüşümüzde kendi gelişmişliğimizi apaçık sergiler nitelikte. Türk kadını hala kara çarşafların altında, biz erkekler fesli, şalvarlı, poturlu. Böyle yaşamak isteyen insanlar var. İşte bizim sorunumuzda bunlarla değil mi? Böyle yaşamayı kim neden ister ki? Bir hayalim var...

Herkese günaydın. Hayalimi söylemeden önce ‘halimize ve halifemize’ okkalı bir küfür etmek istiyordum. Ama sitede küfür içerikli yazıların yayınlanmayacağı yazıyor o yüzden küfür etmeyeceğim. Ama birisi bana bunu anlatsın lütfen. Bir ülkede tek bir kişiye ‘Hocam sizce de caiz midir?’ sorusu sorularak bilim, sanat ve kültürdeki bu gelişmeler nasıl engellenir? Bir hayalim var…

Bu siteyi kurmak kimin aklına geldiyse onu yürekten tebrik etmek istiyorum ve cesaretinden dolayı onu kutluyorum.Ben bir müzisyenim. Türkiye’de doğmadım ama annem ve babam orda doğup büyüdüler. Bana her zaman orda ki insanların ne kadar yobaz ne kadar geri kafalı olduklarından bahsedelerdi. Bu sitede gördüğüm kadarıyla bu tanımlamadan sıyrılmış binlerce kişi mevcut. Dünya çapında başarıya ulaşmış, edebiyat, resim, müzik sanatçılarımızın olmaması beni çok üzüyor. Ülkeme dönmek istiyorum. Elimden geldiğince bildiklerimi öğretip ülkeme olan sevgimi göstermek istiyorum. Ama biliyorsunuz müziğin ‘haram’ ilan edilmesi biz sanatçıların ülkeye girmesini engelliyor. Bir hayalim var...

Bu site mahkeme kararıyla olmasa da padişahımızın emriyle kapatılmıştır! Hep birlikte - PADİŞAHIMIZ ÇOK YAŞA!

Sabiha Gökçen anlatıyor… Atatürk; sana çok büyük bir özlemimden bahsetmek istiyorum. -‘Buyurun paşam, sizin özlemlerinizi dinlemek çok hoşuma gidiyor. Ama umutsuzlukla dolu olmasın ne olur özleminiz. ’Atatürk zoraki bir gülümsemeyle; -‘Umutsuz olmak için bir neden yok ki. Sadece şu yatağı ve hastalığı sevmiyorum o kadar. Evet bir özlem duyuyorum içimde. Büyük bir özlem. Sevdiğim vatanımın bir köşesinde şöyle ağaçlardan etrafın hatta ve hatta gökyüzünün bile görülmediği bir köşesinde planını kendimin çizeceği küçük mütevazı bir ev olsun istiyorum. Gideyim oraya… Çiçeklerle uğraşayım, kuşlarla uğraşayım, ağaçlarla haşır neşir olayım. Acaba bu mümkün olabilecek mi? Sanmıyorum. Gençliğimden beri düşlediğim bir şeydi bu. Rahmetli anneme de böyle söylerdim. -‘Küçük ağaçlar içinde bir ev yaptıracağım size. Orada birlikte mutlu yaşayıp gideceğiz. ’Onunda hoşuna giderdi bu sözlerim. Sevinçle parlardı gözleri. İçimdeki duyguları anlatabilmekte güçlük çekiyorum. Bu yeşil tutkusunu, bu ağaç sevgisini.’

Sustu…Gözlerini yatağın tam karşısındaki yeşili bol olan tabloya dikti…. Bir hayalim var…

Milletine adanmış kısacık hayatında, bu hayalini gerçekleştirecek zamanı bulamamıştı Atatürk. Ama bizim umutsuzca hayal kurmamızı engellemişti. Atamız sadece bir savaş verip ülkeyi emperyalizmin elinden kurtarmadı. Ya da sadece siyasette devrim yapıp ülkenin yapısını değiştirmedi. Veya bilimde sanatta önderlik yapmadı.


Atatürk hepsini başardı. Türkiye’ye bir yön çizdi, ufuk açtı. Yıllardır bu yoldan yürüyoruz. Kimileri farkında olmasa bile bu yol daha çok uzun.

Yıl 1938. 10 Kasım günü. Atatürk aramızdan ayrılmış. Türkiye şokta.

Saat tam 10.00’da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü’nün başında olan Alman profesör Arndt derse giriyor. Çok iyi ama son derece katı kuralları olan Arndt’tan çekinen öğrenciler sınıfa girmişler ama hepsi göz yaşı döküyor.

Alman Profesör hiç sesini çıkarmadan sınıftan çıkıyor, odasına geçiyor ve Fen Fakültesi dekanını telefonla arıyor. “Atatürk’ü kaybettiğinizi üzüntü içinde öğrendim. Şu anda derse giriyorum ama öğrenciler çok üzgün, ne yapmam gerektiğini bana söyler misiniz?”

Aynı üzüntü içinde olan dekan Alman profesöre ne cevap vereceğini bilemiyor. Şöyle diyor “Sizin ülkenizde böyle bir insanı kaybettiğinizde ne yaparsanız onu yapın.”

Arndt’ın cevabı ise tarihe geçiyor: “Benim ülkemde böyle bir insanı kaybetmedik ki!’’

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 795
Kayıt tarihi
: 30.06.10
 
 

Huzur verirken - boğan.Değiştirirken – kısırlaştıran. Ferahlatırken - daraltan. Süründürürken- öldü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster