- Kategori
- Güncel
Atatürk'ün Laiklik İlkesi

Başlarken..
Laiklik, devlet düzeninin ve huluk kurallarının; akla, bilime dayandırılması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, bireye inanç özgürlüğünün tanınmasıdır.
Özgürlük ve demokrasi anlayışına hakim, ulusal egemeliğin ve insanlık idealinin temelini kılan uygar bir yaşam biçiminin adıdır ayrıca.
Siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisidir .
Bireye kişilik ve özgür düşünce olanakları veren bu yolla siyaset- vicdan ayrımını gerekli kılarak vicdan ve inanç özgürlüğünü sağlayan ilkedir. Laik düzede din, siyasallaşmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, kişilerin vicdanlarına bırakılır. Böylece, siyasal yaşamın kaynağı bilim ve hukuk olur.
Düşünce ve inanç alanlarının ayrılması dinin kutsallığına en uygun durumdur.
Dünya işlerinin hukukla, din işlerinin de kendi kurallarıyla yürütülmesi ilksei, Batı demokrasilerinin de dayandığı temellerden biridir.
Din ve vicdan özgürlüğü çok önemlidir. Değişik din ve mezheplere inananlar, bu ayrımlara karşın birlikte yaşam gereğini benimseyerek devletin kendilerine karşı eşit yaklaşımından güven duymuşlardır. Böylece bölünmeler durmuş, iç barış sağlanmış yurttaşlar ulus bilinciyle bir araya gelmişlerdir.
1879 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinde laiklik hakkında şöyle bir bildirge vardır;
‘’Hiç kimse hatta dinsel olsa bile, beslediği düşünceden dolayı rahatsız edilemez.Yeter ki bu düşüncelerin açıklanması kanunla korunmuş olan kamu düzenini bozmasın. ‘’
Atatürkçü düşünce sisteminde din, bir vicdan meselesidir. Laiklik, yurttaşların din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir. Atatürk insana ve insanın toplumsal ilişkilerine önem vermiştir. Dine saygı, inanan kişilerin haklarına duyulan saygının sonucudur.
Laiklik dinin kötüye kullanılmasına ve politika aracı yapılmasına karşıdır.
Atatürk sahip olduğu geniş bilgi birikimiyle gerçek dinle batıl inançları iyi ayırıp, yeri geldikçe bu konularda toplumu aydınlatma gereği duymuştur.
Atatürk’ün din hakkındaki görüşleri açık ve kesindir. 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağanos Paşa Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle demektedir;
‘’Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.
Atatürk’ün din alayışı;İslamiyetin özündeki gerçeklere dayanan bir anlayıştır.
Laikliğin esaslarından olan düşünce ve inanç özgürlüğü anayasamızın güvencesi altındadır. Herkes dinin seçmekte, bu seçimini açıklamakta din ve vicdan özgürlüğünün sınırılarını aşmaksızın serbesttir.
Atatürk’ün laiklik ilkesinde; dinin kötüye kullanılmaması ve politika aracı yapılmaması vardır.
Laiklik ilkesinin uygulanmasıyla Türk toplumu egemenliği kendi ellerine almıştır. Laiklik ile Türkiye Cumhuriyeti, çağdaşlaşma yolunda hızla ilerlemeye başladı.
Laiklik dine en gerçekçi yaklaşım olduğu için dini özgürlüğe laiklik ile kavuşuldu. Türk demokrasisi de bu laik ortamda gelişme olanağına kavuştu.
Sözün özü;
Laiklik; her türlü inanca saygılı olmayı gerektirir. Toplumsal barışın sağlanmasıda din ve vicdan özgürlüğünün önemi büyüktür. İslam dini; özü itibariyle laik düşünceye açıktır. İslamiyete göre; dinde zorlama yoktur . Hoşgörü, inanç ve vicdan hürriyeti esastır. Laiklik aklı kullanma becerisinin en üst düzeye çıkaran bir anlayıştır.
Laiklik ilkesinin kabulü ile toplumumuz, Ortaçağ özelliklerinden kurtularak çağdaş bir yapıya kavuşturulmuştur.
Kaynak;
K Kara- Önde yayıncılık
Atatürkçülük, Atatürk'ün görüş ve direktifleri(1)
Sevgi ve ışkıla.