​ Atatürk ve deha / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '09

 
Kategori
Tarih
 

Atatürk ve deha

Atatürk'ün dehasının en büyük kanıtı nedir? Savaşların kazanılması mı? Kesinlikle Hayır. Başarılı bir lider general bunu başarabilirdi. Devlet kuran Liderlerin dehalarının en önemli göstergesi o devletin doğru yola yönlendirilmesini başarabilmeleridir. Doğru yolu bulduktan sonra o yolda gidilmesi artık bir süreçtir. Bunu başarabiliyor muyuz? Bu çok ayrı bir konu. Birçok Arap, Avrupa ülkeleri v.s. ülkeker, liderlere sahip olmuşlardır, örneğin Kaddafi, kendi toplumunun karizmatik bir lideridir ama yolu doğru bulamadığı için Libya'nın durumu ortada. O kadar petrol zenginliğine rağmen Libya halkının fakirliği ortada. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Atatürk, beynini olumsuz etkilemesi beklenen birçok faktöre rağmen Ülkemizi Batı Medeniyetine yönlendirmiştir. O dönemde yeni kurulan Rusya ve onun sistemi ayrıca bütün islam ülkeleri her açıdan Atatürk ve yeni kurulmaya çalışılan Türkiye Cumhuriyeti'ni desteklemiş, silah ve para yardımı yapmış buna karşılık, Batı Medeniyeti ülkelerinin işgalci orduları binlerce askerini ve silah arkadaşını gözünün önünde şehit etmiş, Ona yapılabilecek en büyük haksızlıkları yapmak için, onu yok etmek için çabalamış, ama buna rağmen Atatürk Batıyı göstermiş. Dahi olmayan, başarılı bir lider generalin bunu yapabileceğini sanmıyorum.

Geçen 85 yıl da bu kararın doğruluğunu göstermektedir. Komünizm büyük umutlarla gelmişti ve çok büyük vaatleri(Tüm insanların eşitliği gibi) vardı, Ve en önemlisi başarısız olacağı da o dönemde bilinmiyordu. Komünizmin bu dönemde insan toplumlarında (belki vücut yapısı aynı, fakat beyni farklı olan canlılarda uygulanabilir) uygulanabilir olmadığı Rusya ve Çin'in durumlarından artık net olarak anlaşılmaktadır. Atatürk'ün düşünce yapısına uymasa da ikinci bir seçeneği olan, İslam devletlerinin durumları da ortadadır. Ya emperyalist güçlerce bombalanmakta ya da bombalanmayı beklemekteler. Bir kısmı da bu güçlere tamamen teslim olmuş durumdalar. Şu anda bu mahvolmuş ülkeler( komünist ve islam ülkekeri) durumunda değilsek bunu Atatürk ve arkadaşlarının o dönemde aldığı doğru kararlara ve yönlendirmelere borçluyuz.

Ancak şu da çok iyi bilinmeli ki ( toplumlarında, doğru yolda bazı kafa kaldırmalar olsa da) Batı ülkelerinde her zaman Lord Curzon kafası ve emperyalist düşünce hakimdir ve hakim kalacaktır. Daha önceki yazımda belirttiğim Dünya'nın gelmiş geçmiş en büyük silah harcaması olan Füze rampalarının satışı türü kazıklamalara karşı uyanık olmalıyız. Ancak bu şartla kendileri zenginleşecek ve bizim gibi toplumlar onlara borçlu olarak yaşamlarını sürdüreceklerdir. Unutmayalım ki bu ülkelerin önemli bir zenginlik kaynağı da silah tüccarı olmalarıdır. Bunların Cumhuriyet tarihimizde sayısız örneği vardır. Maalesef çok az olan bazı dönemler hariç tüm yöneticilerimiz bu tuzağa ya bilerek ya da bilmiyerek düşürülmüşlerdir.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum batıdan ayrılamayız ama kazık yememeli hatta fırsatını bulduğumuzda onların yıllarca bize attığı gibi kazık atmalı ve bundan asla vicdan azabı da duymamalıyız. Çünkü ülkemizde fakirlik ve imkansızlıklar nedeni ile ölmemesi gereken birçok insan ki bunların çoğu bebek ve çocuktur biraz da bu nedenle yani fakir bırakıldığımız için ölmüşlerdir. Ülkemiz zengin bir ülke olsaydı ne kadar kötü idare edilse de bu ölümlerin en azından bir kısmı olmayacaktı. Daha düne kadar bebek ölümlerimiz binde, yüzlerde idi. Ve bu ölümlerin 2 en önemli nedeni ishal ve zatürre gibi tedavisi çok kolay olan hastalıklardandı. Bir reçeteye yazılmış ilaçları alamadığı için ölen çocuk haberleri, benim hala hafızamdadır ve asla ben ölene kadar da silinmeyecektir. Çok şükür bu son dönemde 18 yaş altı tüm çocuklar devlet güvencesine alınarak bu sorun çözülmüştür.

 
Toplam blog
: 94
: 313
Kayıt tarihi
: 23.06.09
 
 

1958 Nisan İstanbul doğumluyum. Ama tatiller dışında İstanbul'da uzun süreli yaşamadım. 1975 yılı..