- Kategori
- Gündelik Yaşam
ATATÜRK

7 yaşında babasız kaldı,okuldan alındı,köyde yaşadı,kargaları kovaladı.
Yılmadı,okudu,asker oldu.
Yıllarca evinden, ailesinden uzakta cepheden cepheye koştu. Sağlığı bozuldu.
Sürgüne gönderildi,görevden alındı.
Hakkında idam fermanı çıkarıldı.
Yine de yılmadı.
Yok olmanın eşiğindeki bir ulus için emperyalist güçlere karşı bağımsızlık savaşı verdi.
Batının emperyalist değerlerini değil, insanlığın malı olmuş çağdaş değerlerini örnek alıp tavizci olmadan ülke çıkarlarını gözetti.
Batının çağdaş değer ve ilkelerini kabul etti.
Hukukun üstünlüğü, anayasa, lâik devlet yapısı, siyasal partiler v.b. pek çok kavramı benimsedi.
Din ve mezhep bağı yerine Türk Milleti bağıyla bireylerini topladı.
Tanzimat'dan beri gelen Batıcılığın yarattığı ikiliği yani;okulun yanında medrese, adliye mahkemelerinin yanında şeriye mahkemeleri, şalvarın yanında pantolon ikiliğini reddetti.
Batı medeniyetini bölünmez bir bütün olarak görüp, yalnız teknikte, bilim ve felsefede değil edebiyatta, güzel sanatlar
da, hukukta duygu, düşünce ve yaşamda da Batılı olmak gerektiğine inandı.
Batılılaşmak ve çağdaşlaşmak için gerekli reformları yaparken, pek çok yönden ezilmiş ve sömürge topluluğu haline getirilmiş olan mazlum milletlere ışık tuttu.
Milli egemenlik, Tam bağımsızlık, Milli birlik ve beraberlik,Yurtta sulh, cihanda sulh,Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve akılcılık, İnsan ve insanlık sevgisine öncelik verdi.
Cumhuriyeti kuran,bizlere armağan eden Büyük Atatürk ömrünü bu yolda harcadı.
Yıprandı,yoruldu ve 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrıldı.
İlkeleri, devrimleri ve Cumhuriyeti bize kalan en büyük armağan.