Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '09

 
Kategori
İzmir
 

Attilâ İlhan ve vefa

Attilâ İlhan ve vefa
 

Şair Attilâ İlhan, dediği gibi günü geldi, öldü. Ama yalnızlığa itilerek bir daha öldürülür mü?


Geçtiğimiz hafta, Attila İlhan’ın ölümünün 4 ncü yılıydı. Çocukluğunu geçirdiği Karşıyaka’daki büstünün başında, bu yıl, farklı şekilde anıldı. Farkı neredeydi? O’nu unutanların orada olmamasıydı. Kendisini seven dostları gelmişti. Gözlerimiz, bu şehrin Belediye Başkanını aradı. İşi çıkmış zahir, bu yıl gelememiş. Vekilini yollamış. Vekili Ahmet Diker “Eserleriyle yaşayacak” dedi demesine ama, hani ya o alıştığımız diğer Attilâ İlhan dostları? Nerede kendisini seven o kalabalıklar ve de yetiştirdikleri?! El insaf. Daha 4 ncü senesindeyiz!

Memleketimizin müzmin bir çizelgesidir, “ Dosta vefa” göstermenin dozajı. Günümüzde, kendisine hayat vermiş, adam etmiş, isim vermiş nice san’at erbabı göçerken, o kimseleri o anma günlerinde göremiyoruz. Toprağa verildiği gün de dahil. Bu mudur vefa? Bu mudur insanlık? Bu mudur fazilet?

Attilâ’nın yetiştirdiklerinden bir tek gazeteci şair Okan Yüksel vardı. “Attilâ İlhan çok çalışmayı ve eserler üretmeyi kendisine ilke edinmişti, Eserlerine sahip çıkılacak” dedi.

İzmir’i sevenlerin başında gelen dost canlısı Sancar Maruflu, bir çok ilgilinin yerini doldurmuştu adeta. Büstü başında konuşuyordu: “ Attilâ İlhan tam bağımsız Türkiye istiyordu. Atatürk’ün düşüncelerini en iyi yorumlayanlardan biriydi, Ülkemizin geleceğinden endişe duyduğu görüşlerinde ne kadar olduğunu, zaman bize gösteriyor. Ona ve eserlerine her zaman sahip çıkacağız” diyerek meselenin özünü ortaya koydu.

Çocukluğu K.Yakada geçen Attilâ İlhan, bir müddet de İzmir’de, bir gazete yönetti. Sayısız eserleriyle insanların kalbinde taht kurdu. Kendisi için ilkten ışıklı panolar yaptırılmıştı. Sonra ne olduğu belirsiz kişilerce, onu ifade eden panosu yırtıldı ve yenisi yapıldı. Geceleri ışıkları söndürüldü. Yeniden tamir edilmedi. Sonra çiçek bahçesi haline getirilen büstünün arkasına taştan bir kitabe dikildi. Şimdi karanlıları bekliyor Attilâ İlhan. Orayı ışıklandırmak o kadar zor mu bu memleketin sayın ilgilileri? Son durum K.Yakada bu.

“Gün gelir, Attila İlhan ölür”. O, şiirinde yazdığı gibi, öncesinden durumları ortaya koyduydu. Şimdi bakıyoruz vefa üzerine, insanlarımız ne kadar duyarsız diye dövünüyoruz, san’at uğruna, vefa uğruna, insanlık uğruna, fazilet uğruna!

Yok muydu bu memleketin Kaymakamı? Neredeydi? Mazereti mi vardı? Hani o diğerleri? O’nun talebeleri bu kadar mıydı? Neden yoktular? O’nun bu mütevazı mabedi bu kadar boş mu kalacaktı?

Gün geldi, Attilâ İlhan öldü. Kendisini seven, ondan öte, bir talebesi olarak soruyorum “O’nu bir defa daha öldürmeğe hakkınız var mı?! İnsanlık adına, vefa adına, san’at adına?!”

Karşıyaka kordonunda, mütevazı çiçekli büstünün kitabeli Attilâ İlhan köşesinde, geceleri bile ışık yanmıyor. Az ötedeki cereyan direğinden, eskisi gibi ışık alınamaz mı oraya? Onun dibinde satış yapan seyyar bir fıstıkçı var. “ Kötü insanları yanaştırmıyorum. Attila Ağabeyimizden istifade eden çok genç görüyorum, gelip gelip şiirlerini okuyorlar, not alıyorlar, ağlaşıyorlar. Panosunun parçalanmasına şahit olmuş, bir şey yapamamıştık. Şimdi gözümü dört açıyorum. Burası bir de ışıklandırılsa, kötü niyetli kişilere karşı caydırıcı olacaktır” diyor.

Ey ilgili zevat. Sizler de K.Yaka’da oturuyorsunuz. Attila İlhanı karanlıklarda bırakmağa gönlünüz razı olur mu? O seyyar fıstıkçı kadar da olamıyor musunuz? Hı?!

Sevsinler!

Ört ki, ölem!

(Resimlerde, bundan önceki anma toplantılarından kareler.)

S O N D A K İK A : Bu gün (21 Ekim 2009 Çarşamba) K.Yaka Kaymakamı Özel Kalem Müdürlüğünden şifahi bir açıklama gelmiştir. Aynen şöyle denmektedir: " K.Yaka Kaymakamı M.Emin Avcı, o anılan tarihlerde, bir vefat dolayısıyle resmen 10 gün izinliydi. Bu bakımdan büyük şairimiz Attilâ İlhan'ın ölüm yıldönümünde bulunamamıştır. Durumdan bilgi alınmasını ve bu şekilde düzeltilmesini rica ile saygılar sunarım. "

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..