- Kategori
- Futbol
Avrupa Futbol Şampiyonası’na doğru

Dünyanın en büyük futbol organizasyonlarından biri olan Avrupa Futbol Şampiyonası 15’inci kez kapılarını Fransa’nın ev sahipliğinde futbolseverlere açıyor. 2016 yazı sporsever ve özellikle futbolseverler için dolu dolu geçecek gibi duruyor. Olimpiyatlar, Amerika kıtasında oynanan Copa America ve 10 Haziran’da başlayacak Avrupa Şampiyonası bizleri spora ve futbola doyuracak.
15’inci kez düzenlenecek olan Avrupa Futbol Şampiyonası 1960'tan beri UEFA tarafından 4 yılda bir düzenlenen bir futbol organizasyonudur. Orijinal adı Avrupa Uluslar Kupası adıyla kurulmuş olup, 1968 yılında şu anki ismini almıştır. 1996 yılından beri 16 takımla oynanan kupa bu yıl 24 takıma çıkarıldı.
Günümüze kadar oynanan 14 turnuvayı 9 farklı millî takım kazandı. Almanya ve İspanya 3'er kez, Fransa 2 kez, SSCB, İtalya, Çekoslavakya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan birer kez turnuvayı birinci olarak tamamlayan ülkeler oldu. 2008 ve 2012 yıllarında düzenlenen turnuvayı kazanma başarısı gösteren İspanya bu turnuvayı üst üste kazanabilen tek takım olma ünvanını taşımaktadır. Son olarak 2012 yılında Ukrayna-Polonya ortaklığında düzenlenen turnuvanın finali Kiev’de oynandı ve İspanya İtalya’yı 4-0 yenerek mutlu sona ulaşmıştı. Ev sahipliği kazanan ve turnuvayı şampiyon olarak tamamlayan sadece 3 ülke var. 1964 İspanya, 1968 İtalya ve 1984 Fransa. Aynı zamanda Fransa 3’üncü kez turnuvaya ev sahipliği yapacak. Turnuvayı 2 kez kazanan teknik adam yok.
Turnuvanın en büyük sürprizleri 1992 ve 2004 yılarında yaşandı. 1992 yılında elemeleri geçemeyen Danimarka, Yugoslavya’da yaşanan iç savaş ve dağılma sonrası turnuvadan ihraç edilmesi ile turnuvaya davet edildiğinde olacakları kimse tahmin edemezdi ve edemedi. Richard Moller Nielsen’in tatil topladığı futbolcularla İsveç’te elde ettiği şampiyonluk unutulmazlar arasına girdi. 2004 Portekiz’de düzenlenen şampiyonada ise savunma futbolunun zaferi vardı. Turnuvanın favorileri arasında gösterilmeyen Otto Rehhagel’in Yunanistan’ı bir kez daha otoriteleri yanıltmıştı. Şampiyon turnuvaya 2-1 Portekiz galibiyeti ile başlayarak ilk sinyalleri vermişti. Ama kimse onların bu savunma futbolu ile (Turnuvayı 7 gol atıp, 3 gol yiyerek bitirdiler) şampiyon olacaklarına ihtimal vermedi. Onlar ise imkânsızı başardılar ve büyük bir sürprize imza attılar.
Türk Milli Takım bu büyük organizasyona 4’üncü kez katılma başarısını gösterdi. 1996 İngiltere, 2000 Hollanda-Belçika, 2008 Avusturya-İsviçre ve Euro 2016’ya elemeleri geçerek katılma hakkını kazandık. 1996 İngiltere’de yapılan şampiyona’da Fatih Terim ile sıfır çeken takımımız, 2000 Avrupa Şampiyoası’nda Mustafa Denizli yönetiminde çeyrek finale çıkma başarısı gösterdi. Çeyrek finalde Portekiz’e karşı Arif ERDEM ile penaltı atışından yararlanamadığımız maçı 2-0 kaybederek elenmiştik.
2008 Avrupa Şampiyonası bizim tam bir rüya idi. Son dakikalarda attığımız goller ve kazandığımız maçlar ile “Biz Bitti Demeden Bitmez” sloganına ilham veren bir turnuva yaşadık. Çok kötü başladığımız ve devam ettiğimiz turnuvada Arda’nın 90-3’te İsviçre’ye attığı gol ile herşeyi değiştirdi. Özellikle Çek’lere karşı 2-0 geride iken son 15 dakikada bulduğumuz 3 gol ve çeyrek finalde 119’uncu dakikada yediğimiz gole Semih ŞENTÜRK ile hemen verdiğimiz cevap unutulmaz anlardı. Son dakika golleri ile geldiğimiz yarı finalde Almanya’ya maalasef yine son dakika golü 3-2 kaybettik.
Milli takım 4 şampiyonanın 3’üne Fatih Terim, 2000 Avrupa Şampiyonası’na Mustafa Denizli ile katılma hakkı elde ettik. Fatih Hoca için Euro 2016 elemeleri sıkıntılı ve yorucu geçti. Çok kötü başlanan eleme gruplarında herşey bitti denirken mucizevî bir sonla kendimizi Fransa’da bulduk. İlk 3 maçta alınan bir puan ve bu gruptan çıkamaz denilen takımımız sonrasında oynadığı 7 maçın 5’ini kazanıp, 2’sinde berabere kalarak şampiyonaya direkt katılma hakkı kazandı. Burak YILMAZ 4, Selçuk İNAN 3 gol ile takımın en golcüleri oldu.
Turnuvaya 6 gün kala hazırlıklarını sürdüren takımımızda Fatih hoca kadroyu 23 kişiye indirdi. Ömer TOPRAK ve sakat Serdar AZİZ dışında aslında sürpriz yok. Kalede 2 yıldır olduğu gibi Volkan BABACAN olacaktır. Sıkıntılı bölgemiz savunmanın göbeği gibi duruyor. Serdar’ın sakatlığı ve Gökhan TÖRE yüzünden gelmeyen Ömer aranacaktır. Serdar’ın sakatlığında Ömer TOPRAK ikna edilmeliydi. Zira orta sahanın Atiba’sı konumunda Mehmet TOPAL bu bölgede oynatılırsa bizim için kayıp olur. Mehmet özverili oynuyor fakat orijinal stoper olmadığından zaman zaman hamle ve pozisyon hataları yapıyor. Defansın arkasına çok adam kaçırıyoruz. Maç eksiği olan Caner bir an önce hazır hale getirilmeli. Ortada Ozan Tufan ve Selçuk oynayacaktır. Ozan yetersiz ve Mehmet TOPAL etkinliğinden çok uzak görünüyor. İleriye dönük oyuncularımız Oğuzhan, Volkan, Hakan, Arda ve Karadağ maçında izlediğimiz Emre MOR ile rakiplerin korkulu rüyası olacaktır. Cenk çok formda fakat Çin macerasına çıkan Burak inanılmaz formsuz. Çin macerası hiçbirşey katmamış gözüküyor. Milli takımımızın gruptan çıkacağına inanıyorum fakat kaçıncı çıkacağımız sonraki turlar için şansımızı ortaya koyacaktır. Grubu ikinci bitirmek bizim için en iyisi gibi duruyor.
Euro 2016’nın en büyük favorisi olarak ev sahibi Fransa gözüküyor. Karin Bemzama’nın gelmemesi bile onlar için sorun olmayacaktır. Zira Olivier Giroud Arsenal, Antoine Griezman Atletico Madrit, Andre Pierre Gignaz Meksika’da süper bir sezon geçirdiler. Son Dünya Şampiyonu Almanya formsuz gözükse de onların tam bir turnuva takımı olduklarını unutmamalıyız. İspanya, İngiltere ve genç kadrosu ile Belçika şampiyonluk için şanslı gözüküyorlar. Cristiano Ronaldo’lu Portekiz ise umutsuz vaka. Çekişmeli ve kalitesi yüksek maçlar izleme dileğiyle.