​ Ayasofya efsaneleri / Kültür Turizmi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '17

 
Kategori
Kültür Turizmi
 

Ayasofya efsaneleri

Ayasofya efsaneleri
 

Ayasofya


İstanbul kurulduğu M.Ö. 7.Yüzyıl’dan günümüze kadar binlerce efsane ile birlikte anılmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanları ise İstanbul’un incisi olan Ayasofya’ya atfedilen efsanelerdir.

Ayasofya’nın 1500 yıllık ömründe şahit olduğu olaylar gerçekten hayallere bile sığamayacak kadar büyüktür. Doğu Roma İmparatorları’nın taç giyme törenleri, zafer kutlamaları, ayinler, isyanlar, işgaller. Şehir Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedildikten sonra ise yapı tamamen bambaşka bir kültürle tanışmış ve Cami olarak kullanılmaya başlamıştır. Ayasofya, içinde bulunduğumuz dönemde milyonları ağırlayan bir muhteşem bir müzedir.

Ayasofyaile ilgili somut olaylar olarak tarihe geçmiş kayıtların yanında, gerçekle hayalin birbirine karıştığı binlerce de efsane vardır.

Bizans Efsaneleri

Bizans İstanbul’unda şehir halkı, büyük bir aşk ve tutku ile bağlı olduğu Ayasofya’ya dair gerçeküstü inançlara sahipti. Ayasofya’nın bulunduğu çağın çok ötesinde olan mimari başarısı nedeniyle yerel halk ve ziyaretçiler üzerinde olağanüstü bir manevi etki bırakıyordu. Bugün bile ziyaretçilerin hayranlıkla izlediği mimari özelliklerin, Ortaçağ insanlarını dehşete düşürmesine şaşırmamak gerekir.

O dönemde Ayasofya’nın melekler tarafından korunduğuna ilişkin efsaneler vardır. Kubbenin dört tarafındaki pandantiflerin üzerine resmedilmiş Seraphim meleklerinin, Ayasofya’nın devasa kubbesini ayakta tuttuğuna ve onu koruduğuna inanan insanlar çoğunluktaydı. Çünkü mimari yapısına bir açıklama getiremiyorlardı. Ayasofya’nın dev kubbesinin sırrını çözmek için yüzyıllar geçmesi gerekecekti.

Zira Istanbul gibi deprem bölgesi üstünde bulunan bir yerde, Ayasofya gibi bir yapının yüzlerce yıl ayakta kalması bile başlı başına etkileyici bir unsurdur. Yapının 32 metre çapındaki devasa kubbesi, ilk inşa edildiği dönemden 20 yıl sonra yıkılmış olsa da, Mimar Genç Isidoros tarafından yeniden inşa edildiği zamanın üzerinden bile 1500 yıl geçmiştir ve kayda geçen korkunç depremlere rağmen hala ayaktadır.

Ayasofya mimari açıdan o kadar üstün bir yapıdır ki, Avrupa kıtasında Ayasofya'ya denk gelecek veya onu mimari anlamda geçecek olan bir kilisenin yapılması yüzyıllar sonra ancak başarılabilmiştir. Sevilla Katedrali, Aziz Petrus Bazilikası ve Milano Dom Katedrali gibi Ayasofya ile hacim açısından karşılaştırılacak yapılar, çok sonraları inşa edilebilmiştir.

Ayasofya'nın Mozaikleri

Ayasofya'nın mozaikleri ve freskleri muhteşemdir. Ayasofya’yı gezen birçok yerli ve yabancı turist maalesef mozaiklerin hikayelerini tam olarak bilmeden gezdiğinden, yeterince bilgi sahibi olmadan müzeden ayrılmaktadır.

Aynı şey Kariye Müzesi için de geçerlidir. Zira Kariye Müzesi mozaikleri daha da karmaşık ve zigzaglı bir dizilimde olduğu ve uzun bir hikaye anlattığı için, çoğu ziyaretçi sadece mozaiklerin güzelliğine bakıp çıkarlar. Halbuki Kariye Mozaikleri izlemeye değer bir film gibidir.

Ayasofya’nın hem Kilise hem de Cami olduğu yıllara dair efsaneleri bir tarihi uzmanlık alanıdır. Bu konuda okunabilecek en güzel kaynaklardan biri, Stefanos Yerasimos isimli Istanbul tarihçisinin “Bizans Efsaneleri” adlı kitabıdır. Stefanos Yerasimos, İstanbul tarihi ile ilgili muhteşem eselere imza atmış ve İstanbul Üniversitesi’nde uzun yıllar ders vermiştir. 2005 yılında vefat etmiştir.

Stefanos Yerasimos'un İstanbul İmparatorluklar Başkenti isimli eseri de, İstanbul tarihini araştırmak ve öğrenmek isteyenler için muhteşem bir kaynaktır.

 
Toplam blog
: 5
: 109
Kayıt tarihi
: 14.01.17
 
 

Profesyonel pasta ve ekmekçiyim. Mutfak Sanatları Akademisi mezunuyum. En büyük hobim mutfak işle..