- Kategori
- Anılar
Aydın Boysan ile hoş bir anı

Bugün TRT 2'de Aydın Boysan ile bayram sohbeti vardı. Yine beni koltuğuma çiviledi doyumsuz sohbetiyle. 1927 doğumlu bu ihtiyar delikanlı keskin zekâsı, hafızası ve mizah yeteneğiyle beni her zaman büyülemiştir.
Uzun yıllar kadim dostu Doktor Tarık Minkari ile sohbetini okudum, dinledim, seyrettim. İkisi de ' Derya gibi insan ' tanımını yaraştırdığım ender insanlardandır. İkisinin de kitaplarını mutlaka okumanızı öneririm.
90'lı yılların sonuydu. Oğlum İzmir'de, üniversitede okuyordu. Gripten başımı kaldıramayacak kadar hasta olduğum bir gün beni aradı ve kitap fuarına gideceğini, fuara Aydın Boysan'ın da katılacağını söyledi. Benim hayranlığımın boyutlarını bildiği için özellikle söyledi bunu. Ben de, eğer tanışma - konuşma fırsatı bulursa, kendisini nasıl sevdiğimi, saygı ve hayranlık duyduğumu söylemesini istedim.
Battaniyenin altında dermansız yatarken yine aradı oğlum. ' Nasılsın anne, yanımda seninle konuşmak isteyen biri var, bakalım tanıyabilecek misin? dedi. Telefondan çok neşeli bir ses geldi ' Merhaba Tülin hanım, beni tanıdınız mı? ' diye. ' Aydın Boysan ' diye hafif bir çığlık attım ve bir anda sihirli bir el dokunmuş gibi iyileştiğimi hissettim. Tek cümlesiyle tanıyışıma şaşırdı tabii. Oğlum söz etmese de tipik konuşma tarzıyla yine tanırdım kendisini.
Kendisine nasıl takdirle baktığımı, hayranlık duyduğumu bzzat söyleyebilmek harika bir duyguydu. ' Oğlunuz da anlatınca, anneni ara da konuşayım diye ben teklif ettim ' dedi. Bu cümlesi üzerine hayranlığımın bir kat daha arttığını itiraf ederim. Tevazu sahibi olmak böyle bir şeydi işte...
Konuşmamızın sonunda benden bir ricası olduğunu söyledi. Bir an şaşırdım. Sonra, yapabileceğim bir şeyse seve seve ricasını yerine getireceğimi söyledim. ' Antalya'da çok sevdiğim bir sınıf arkadaşım var; Mimar Tarık Akıltopu, ona selâmımı söyler misiniz? ' dedi. ' Onunla üniversitede sürekli yarış hâlindeydik ' diye de ekledi. Tarık amcanın aile dostumuz olduğunu, ilk fırsatta selâmını ileteceğimi söyledim.
O hafta Tarık amcaya öyle hoş bir yerde rastladım ki. Kendi elleriyle diktiği çınar ağacının karşı kaldırımındaki banklara oturmuştu, etrafı seyrediyordu. Sevgili Aydın Boysan ile konuştuklarımı ve selâmını aktardım kendisine. Gözleri parladı birden Tarık amcanın. ' Doğru söylemiş, derslerde yarışırdık, en çok da ben kazanırdım ' dedi kahkaha atarak. Uygun bir zamanda Tarık amcanın evinde buluşmak ve birlikte fotoğraflara bakmak için sözleştik. Aydın Boysan'a verdiğim sözü tutan ben, Tarık amcaya verdiğim sözü tutamadım. O uygun zaman gelmeden Tarık amca hayata veda etmişti çünkü...
Tarık amca Antalya'nın mimarlık konusundaki duayenlerindendi. Kişiliği de kardeşmişçesine Aydın Boysan'a benzerdi. Neşeli, keskin zekâlı, esprili, konuşurken ağzının içine baktıran bir ihtiyar delikanlı idi o da.
Bugün TRT 2'de sevgili ve değerli Aydın Boysan içimi çok acıtan bir cümle söyledi. ' Gençler ne yazık ki kitap okumuyor ' dedi. Gönül isterdi ki gençler Aydın Boysan'ın en az 4 kitabını okusun, ondaki yaşama sevincini, olaylara coşkuyla, çocukça sevinçlerle bakışını, gezdiği ülkeleri, şahit olduğu olayların detaylarını nasıl da ustalıkla yakalayıp, mizahî bir anlayışla bizlere sunduğunu görebilsin. Ve en önemlisi de, 70'li yaşlara gelince üniversitedeki arkadaşlarını hatırlayıp selâm yollayabilsin, 81 yaşında da konuşurken ağzının içine baktırabilsin....
Ulu bir ağaçsınız siz sevgili Aydın Boysan. Çınarlar kadar uzun olsun ömrünüz!
Not; Tarık Akıltopu Deniz Baykal'ın bacanağıdır.