​ Ayıplarınızı değil ama sizi görebiliriz; normal hayatınızı sürdürürken perdelerinizi açabilirsiniz / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ayıplarınızı değil ama sizi görebiliriz; normal hayatınızı sürdürürken perdelerinizi açabilirsiniz

Ayıplarınızı değil ama sizi görebiliriz; normal hayatınızı sürdürürken perdelerinizi açabilirsiniz
 

Pencerelerimizdeki perdeler mantıklı bir düşüncenin eseri olmayabilir. Hadi bakalım, sayın gerekçelerinizi; benim değil sizin için geçerli olsa bile kabul.

“Evlerimiz bizim özel ikametgâhlarımız; insanların özel hayatları göz önünde olamaz”

Neden, hadi söyleyin, neden?

“Ne bileyim, böyle biliyoruz”

Bir kere pencerelerimize taktığımız perdeler süs için mi yoksa saklanma amacına mı yönelik?

“Aile çok özel bir yapı. Aile içinde dışarıdaki insanların görmemesi gereken durumlar olabilir”

“Mesela annesi çocuğunun altını değiştiriyor”

Sizin yanınızda mı yapıyor; aile içinde bile olmaz bu. Kimsenin görmeyeceği, insanların rahatsız olmayacağı bir yere gidecek. Yani böyle bir şeyi dışarıda ben görmemelisiysem siz de içeride görmemelisiniz.

“Daha çok şey var. Baba burnunu siliyor. Dede sırtüstü yatmış. Çocuk şeyiyle oynuyor. Gelin türkü söylüyor. Kavgalar oluyor, tekme tokat, küfür. Karı koca çocuklarından saklı gizli bir şey konuşuyor. Belki ev pis. Giysiler eski. Fakirler, hanımın pijaması yırtılmış. Belki kuru ekmek yiyorlar, utanırlar… Dışarıda gelip geçen bunları mı seyretsin, sen ne diyorsun Korkut efendi!”

Babanın burnu kopsun, lavaboya gitsin pis herif! Dede sırtüstü yatsın, yanlış bir görüntü değil. Çocuklar neyiyle oynadıklarını bilmezler, kulaklarını çekelim. Gelin türkü söylesin, biz de dinleyelim. Tekme tokat kavga nasılsa kendilerini kimse görmediği için olmasın sakın. Yüzsüz terbiyesiz değilse görürler diye kim herkesin gözü önünde kavga edebilir. Hem zaten tekme tokat kavga ediliyorsa biz onu özellikle görelim. Ev pis ise biz görelim ki temizlesinler. Eski giysilerden, fakirlikten, hanımın yırtık pijamasından ve kuru ekmekten onlar değil biz utanmalıyız. Ayrıca ev karanlık sırların saklandığı yer değildir. Her gizli konuşma masum bir niyete dayanmıyor çünkü.

“Mahremiyet de var. Evin hanımı banyodan çıkıyor; milletin gözünün önünde mi üzerini değişsin?”

Bunlar nasılsa benim ailem diye banyodan çıplak mı çıkıyorsunuz? Hem biz günlük yaşanılan oturma odasını, salonu falan kastediyoruz. Tuvaletini seyretmek isteyecek halimiz yok herhalde. Hatta mevsim uygunsa perdelerle beraber pencereler de açılır; konuşmalar ve aile sıcaklığı sokağa yansır, onlar mutluysa biz de mutlu oluruz. Çekmişsiniz kalın perdeleri, girmişsiniz dört duvar arasına; içeride insan var mı yok mu belli değil. Bu tür yaşama güvenlik açısından da son derece sakıncalı. İçeri de ne yaptığınızı bilmiyoruz ki. Belki birbirinizi kesiyorsunuz. Hiç medeni değil.

Sanıyorum bu kalın perdeli evlerde oturma işini ilk olarak ya tutucu din ve mezhep mensupları ya da kapalı yerlerde kirli işler çeviren karanlık insanlar yaptılar göre göre adet haline geldi. Benim saklayacak ya da utanacak bir şeyim yoksa neden perdelerin arkasına gizleneyim. Evlere perde takılması (yatak odası mahremdir, tuvalet banyo da dışarıdan görülmemeli) medeniyet değil aksine arkasında medeniyetsizliği gizlediği şüphesi uyandıran ilkel bir tarz.

“Siz oturma odalarına ve salonlara perde takılmamalı, balkonlar gibi açık olmalı diyorsunuz”

Evet, öyle; insanların nasıl yaşadıklarını görelim ne var bunda. Hem böylece aile bireyleri göz önünde oldukları için birbirlerine karşı daha dikkatli olurlar, kavgalar azalır.

“Peki, içerdekiler dışarıdan görüldüklerini bile bile rahat olabilirler mi?”

Ya bu tamamen o ailenin ve aile fertlerinin eksikleri ya da eksik olduklarını düşünmeleri ile alakalıdır. Plajlarda denize girenleri de herkes seyrediyor, onlar niye rahatsız olmuyorlar; üstelik çıplak oldukları halde.

“Ben yine de evimde yatarken otururken birilerinin beni dışarıdan görüp seyretmesini istemem”

Ayrıca kapalı kadınlar evlerine girince başlarını açıyorlar. Perdesiz bir evde bunu yapamazlar.

Onlar yapmasınlar; özgürlüklerini ellerinden alamayız.

Evler hapishane gibi. Kapısını kapatıyorsunuz, perdeleri de çekip giriyorsunuz içeri. Hiç hoş bir görüntü değil. Aile yaşamınızdaki güzellikleri sokaktan gelip geçenlerle paylaşsanız. Gülmenizi, konuşmanızı duysak, neşenize ortak olsak. Mutlu olduğunuzu görüp bizler de mutlu olsak. Valla kapısı kapalı, perdeleri çekilmiş bir yer bana cinayet mahali gibi geliyor. Zaten cinayetler de hep bu kapalı kapıların, kalın perdelerin arkasında işleniyor. Ciddi şekilde rahatsızlık verici. Ben bir evden ses gelmediği zaman evdekileri kestiler sanıyorum! 

 
Toplam blog
: 6332
: 653
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..