- Kategori
- Spor
Aykut Kocaman Projesi nasıl hayat bulur?

Dünyaca ün yapmış ve başarısı tescillenmiş bir teknik adamı takımın başına getirme alternatifi yoksa Fenerbahçe’nin 2010’lu yıllarına yön verecek yepyeni bir “Proje”nin sayfaları Aykut Kocaman ile aralanabilir.
Ancak bu Proje’nin kapsamının kamuoyuna çok iyi anlatılması gerekiyor.
Öncelikle Fenerbahçe’nin bir Spor Kulübü olduğunun vurgusu daha agresif bir şekilde dile getirilmelidir ve devamlılık esasının altı çizilmelidir.
“Kocaman Projesi” Aziz Yıldırım yönetimine tabi olmamalı; değişiklik halinde dahi sürekliliğinin garantisi sağlanmalıdır. Kuşkusuz Fenerbahçe başkanlığı çok özel bir görevdir ve 2012’deki seçimlerde yarış kızışacaktır. Artık bu sene Aziz Yıldırım’ın görevi bırakması adına ilk defa güçlü sesler yükselmeye başladı.
Aziz Yıldırım Fenerbahçe’nin kurumsallaşması yönünde geri dönüşü olmayan kalıcı eserler yarattı. Bu kurum Aziz Yıldırım’dan sonraki başkanı kendi içinden çıkarabilmelidir. Açıkçası üç yıl öncesine göre Fenerbahçe’nin bu yolda önemli yol katettiğini artık alternatiflerin kristalleşmeye başlamış olduğundan görebiliyoruz ki bu sevindirici gelişmedir.
Ancak Fenerbahçe başkanlığının yolu maalesef Aziz Yıldırım’ın da yaptığı gibi futbol takımını en kısa yoldan şampiyon yapma vaadi olmamalıdır.
Aykut Kocaman’ın kendi takımını kurması için bir ortam yaratılmalıdır.
Yöneticiler önemli transferler yapıldığında imza törenindeki fotoğraf karesinin içine girmeye pek bayılırlar. O fotoğrafın içinde ya tek başına transferi yapılan futbolcu ya da en fazla tercümanı ile Aykut Kocaman olmalıdır.
Aykut Kocaman’ın futbolcu keşfetmedeki tecrübesi artık tescillenmiştir. Fenerbahçe’nin genç futbolculara ihtiyacı vardır. Türkiye bu potansiyeli içinde barındırmaktadır. Gökhan Gönül, Özer, Mehmet Topuz bu anlamda Fenerbahçe’nin ilk planda bir kaç yıllık iskeletini oluşturmaktadır. Bu üç futbolcu Aykut Kocaman’ın dilinden anlayabilecek, onunla aynı yola baş koyabilecek karakterdedir. Aykut Kocaman bunların yanına Semih ve Gökhan Ünal’ı da monte etmeyi başarabilirse, o Galatasaray’ı UEFA Şampiyonluğuna götüren ruhu Fenerbahçe adına yaratabilir.
Bu iskeletin omurgasında 2012’ye kadar Lugano ve Alex’in de olacağı unutulmamalıdır.
Girişte Fenerbahçe’nin bir Spor Kulübü olduğunun altını çizdik. Fenerbahçe özellikle taraftar kitlesine bunu doğru anlatabilmeli, enerjisini branşlara paylaştırabilmeldir.
Fenerbahçeli takımının sezon boyu oynayacağı “güzel” futbolu izlemek üzere Şükrü Saraçoğlu’na gitme bilincine ulaştırılmalıdır. Kuşkusuz bunun yolu kazanmanın ötesinde çok iyi futbol oynayan bir takım yaratmaktır.
Bütün bunların hiç kolay olmadığı hatta fantaziye kaçtığını biliyorum.
Ancak milyar dolara dayanmış bir endüstrinin artık geleneksel yöntemlerle idare edilemeyeceği de ortadadır.
Sadece tüketmeye ve kıyıma dayalı bir sektörün ürünleriyle sonuçları ortadadır.
Ayrıca Anadolu dediğimiz fenomen yukarıda çok basit çizgileriyle anlatmaya çalıştığımız şekliyle ister istemez, biraz da dayatmayla bu şekilde ilerlemeye ve yol almaya başlamıştır.
Ertuğrul Sağlam’ın nasıl bir manyetik merkez haline geldiği, Bursaspor ile başka şeyler yapma potansiyeli taşıdığını görebiliyoruz. Bu önemli bir modeldir. Bülent Uygun, Tolunay Kafkas, Mehmet Özdilek de kendi modellerini oluşturacakmış gibi duruyor.
Üstelik son beş yıldır yayın gelirlerinin Anadolu kulüplerine “ayrıcalıklı” aktarımı sayesinde çok önemli kaynak yaratılmıştır. Eğer bu gelirler kulüplerde bir rehavet yaratmazsa ve motor güce dönüştürülürse ligimizin Avrupa’da çok önemli kazanç sağlayan bir endüstriye dönüşmesi çok uzak bir gelecek de değildir.
İşte bu ciddi paradigma değişiminin öncülüğünü Fenerbahçe Aykut Kocaman hamlesiyle neden yapmasın?
Kuşkusuz modernliğin gereği açıklıktır; kamuoyu ile geniş bilgi paylaşımıdır.
Sportif direktörlüğün ne olduğunun tam olarak anlatılamamış olmasının sıkıntılarını hem Fenerbahçe hem de Aykut Kocaman çok yakından yaşamıştır.
Rıdvan Dilmen’in de altını çizdiği gibi eğer Aykut Kocaman’ın teknik direktörlüğü Fenerbahçe yönetiminin ilk planıysa bunu kamuoyu önünde tartışmamalı, direkt olarak ilan etmeli, bu projenin arkasında durulduğu ve taraftardan beklenen destek tam olarak açıklanabilmelidir.
Kuşkusuz burada Fenerbahçe yönetiminin Aykut Kocaman’a şu soruyu sorması gerekiyor.
“Çok ciddi bir kıyım makinası olarak çalışan futbol kamuoyunun yaratacağı her türlü baskıya göğüs gerebilmeye hazır mıdır; buna gücü var mıdır?”
“İlk başarısızlıkta herkese küsüp çekip gitmek yerine bir lider gibi sonuna kadar takımının başında kalabilecek midir?”
Aykut Kocaman Projesi’nin olmazsa olmaz çizgilerinden en kritik hatları bunlardır. Aksi durumda bu deneyin ligin ilk beş hafta sonrasında ve olası bir Avrupa Kupası faciasıyla sona ereceği gün gibi ortadadır; başlamadan yine sportif direktörlük süreciyle sürdürülmelidir.
Kuşkusuz iyi futbol önemli, baralı futbolcularla oynanır.
Veselinoviç belki çok ahım şahım bir teknik adam değildi ancak Rıdvan, Oğuz, Aykut, Hakan, Schumacher, Hasan, Turhan, Serdar, İsmail, Müjdat, Şenollar çok iyi futbolculardı; 103 gole imza attılar.
Yönetim ne yapacak sorusunun cevabı da orada gizlidir.
Uzay Gökerman