​ Fenerbahçe'ye "Kocaman" bir proje! / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '10

 
Kategori
Spor
 

Fenerbahçe'ye "Kocaman" bir proje!

Fenerbahçe'ye "Kocaman" bir proje!
 

Dünya üzerinde bildiğimiz fazlasıyla istisnai diyebileceğimiz iki model vardır.

Alex Ferguson, Manchester United’in başına gelmeden önce adı Liverpool, Arsenal, Aston Villa, Tottenham ve hatta Nottingam Forest’ten bile sonra anılan bir takımdı. 1986’da görevi devraldıktan tam altı yıl sonra ilk şampiyonluğuna ulaştı. Sonrasında 11 Premier lig şampiyonluğu yaşattı. Geçtiğimiz seneye kadar 18 adet ile Liverpool’un elinde bulundurduğu en fazla şampiyon takım olma ünvanını da egale etti.

Diğer model yine İngiltere’den; Arsenal. 1996 yılından bu yana Arséne Wenger Arsenal’e üç lig şampiyonluğu yaşatmıştır. Ancak Arsenal hiçbir zaman Manchester United’ın çizgisine gelemediği gibi kulüp Fransız teknik adamdan da vazgeçmeyi düşünmemiştir.

Böylesi modelleri futbolun anavatanı kaldırabiliyor. Ancak dünya üzerinde benzer örnekler sıklıkla göremiyoruz.

Türkiye’ye geldiğimizdeyse yakın zamanda Gordon Milne, Fatih Terim isimlerinin ön plana çıktığını ve takımlarına peş peşe şampiyonluklar yaşattığını hatırlıyoruz.

Yeni bir istikrar modelini Bursaspor’da Ertuğrul Sağlam’ın yaratabileceğinin sinyallerini alabiliyoruz.

Bir çok konu başlığı için ortak bir giriş olarak kullanılabileceği gibi hafta başından bu yana başlatığımız şekliyle şimdilik Fenerbahçe özelinde devam etmek istiyorum.

Fenerbahçe 80’li yıllarda Yılmaz Yücetürk ile bir model başlatmaya hazırlandı. Deneyseldi; çok kısa ömürlü oldu.

90’lı yılların sonuna doğruysa Rıdvan Dilmen’in Fenerbahçe’nin umudu olabileceği düşünüldü. Yanılmıyorsam beş maçlık ömrü oldu.

2000’li yılların hemen başında Mustafa Denizli’den sonra takımın yeni patronu Oğuz Çetin’di. Akılda kalan hiçbir önemli başarısı olmadı.

1989’un 103 gollü unutulmaz şampiyonluğunun unutulmaz aktörlerinden üçüncü efsane Aykut Kocaman’ın serüveniyse bambaşka yollardan geçerek Fenerbahçe çatısı altına geldi. Geçen sezonun başında futbol takımının sportif direktörü oldu.

“Nedir bu sportif direktörlük?” sorusuna kendisinin bile cevap veremediği kurumun detaylarına girmeden “süreç içinde yaşanarak veya deneyimleyerek gelişecek bir model” olarak taslağını çizdi. Çok da önemli bir mesaj verdi.

(Şartlı) “Reflekslerimizi” bir kenara bırakıp, sabırlı olmamızı anlattı.

Geçen sene bu zamanlar Daum’un teknik adamlığa getirileceği konuşulurken, Aykut Kocaman’la olan bağlantısı çokça sorgulandı. Kim kimin patronuydu hiç anlaşılamadı. Sezon boyu da Aykut Kocaman hep Daum’un başında Demokles’in Kılıcı gibi sallandı durdu.

Kaybedilen şampiyonluk sonrasındaysa Aykut Kocaman’ın Daum’un yerine teknik adamlık koltuğuna oturacağı gündeme geldi.

Aslında bu da bizim alıştığımız ve şartlandığımız reflekslerimizden biridir.

Fenerbahçe futbol takımı sportif her türlü yönetim ile toptan, transferleri ve her türlü yetki sorumluluğuyla Aykut Kocaman’a teslim edilebilir mi?

Yani, İngiltere’deki Alex Ferguson-Arséne Wenger tarzı uzun zamanlı bir projenin başındaki tek adam olabilir mi?

Fenerbahçe taraftarının gönlünde bambaşla yeri olan Aykut Kocaman pek de gösterişli olmayan teknik direktörlük kariyerinin zirvesine sarı lacivert forma ile çıkabilir mi?

Fenerbahçe camiası böyle bir şeye hazır mıdır?

Üç sene üst üste şampiyonluk garantisi almış camia ve taraftar ikinci kez bir başarısızlığı kaldırabilir mi; sonrasında Aykut Kocaman ne olur?

Sportif direktörlük ile teknik direktörlük kurumlarının ayrı ayrı çalışması mı yoksa tek bir kişi özelinde birleşmesi mi doğrudur?

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..