​ Ayla Ketre, toplumsal şiddet olaylarına dikkat çekti!.. / Ruh Sağlığı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '09

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

Ayla Ketre, toplumsal şiddet olaylarına dikkat çekti!..

Ayla Ketre, toplumsal şiddet olaylarına dikkat çekti!..
 

Psikoterapist Ayla Ketre...


Psikoterapist Ayla Ketre, şiddet olaylarının giderek arttığı şu günlerde insanların birbirine tahammülünün kalmadığını belirterek önlem alıcı projelerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Ayla Ketre, son dönemde tırmanışa geçen toplumsal şiddet olaylarıyla ilgili olarak Mersin Gazeteciler Cemiyeti (MGC) Basın Merkezi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. 'Toplum nereye gidiyor?' konu başlığı altında bir sunum da gerçekleştiren Ketre, her gün Türkiye'nin farklı noktalarında şiddet içeren bir olay meydana geldiğini ifade ederek, "Bir bakıyoruz bir genç kızın başı gövdesinden ayrılıyor, birkaç kişi çocuk, kadın demeden 45 kişiyi göz kırpmadan öldürüyor, bir kişi beraber seyahat ettiği kişinin boğazını kesiyor, bir başkası babasını öldürttüğü kiralık katili kazdırdığı kuyuya gömüyor, birisi komşusunun kızını sobasında yakarak öldürüyor, bir oğul ailesinden 8 kişiyi öldürüyor; günlerdir kayıp olan küçük kız akrabalarının sandığından ölü çıkıyor" dedi.

Türk toplumunun sahip olduğu değerlerleriyle yüzyıllardır dimdik ayakta durduğunu hatırlatan Ketre, sosyal duyarlılığını yitirmemiş insanların toplumda yaşanan şiddet olaylarına karşı neler yapabileceği ve toplumsal bozulmanın nasıl önüne geçebileceği konusunda da açıklamalarda bulundu. Ayzep Psikolojik Danışma Merkezi'nde de görev yapan Ayla Ketre, özünde her insanda ölüm ve öldürme dürtüsü olduğuna dikkat çekerek, söz konusu dürtüyü kimi insanların kontrol altına aldığını ancak bazı insanların bunu kontrol edebilme kapasitesine sahip olmadığını ya da ağır bir zorlanma durumunda tüm kontrollerini kaybettiğini anlattı.

"İNSANLAR BİRBİRİNİ TEHDİT UNSURU OLARAK GÖRÜYOR"

Ketre, birçok şiddet olayının ardından basına yansıyan haberlerde dikkat çeken ayrıntının, katilinin aslında çok halim selim biri olduğu yönünde ifadelerin yer alması olduğuna işaret ederek, "Karıncayı bile incitmezdi" diye söz edilen birinin işlemiş olduğu cinayetle birlikte bir sonraki günkü gazetelerde manşet konusu olabileceğini vurguladı. Toplumun ruh sağlığının giderek daha büyük bir tehdit içerdiğini iddia eden Ketre, bugün gelinen noktada insanların birbirlerini artık bir 'tehdit' unsuru olarak gördüğünü ve bu nedenle de birbirlerine selam vermekten çekinir ve hatta korkar hale geldiğini söyleyerek, "Çünkü hiç beklemediğiniz bir insan sizin ya da yakınlarınızın katili haline gelebiliyor" dedi.

Her insanın içinde, 'yaşamı engelleyen herşeyi öldür' şeklinde özetlenebilecek ilkel bir dürtü olduğu bilgisini de veren Ketre, "Eğer sen yaşamını engelliyorsan kendini de öldür diyen intihar olgusunun basit düzeyde açıklanabileceği bir yapı var içimizde. İşlenen cinayetlere baktığımızda, bir genç reddedildiği için sevgilisini öldürüyor. Bir başka genç otobüste yolculuk ederken önünde horluyor diye bir adamı öldürüyor. Bir baba akli dengesi yerinde değil diye kızını öldürüyor. Bir diğeri imam nikahlı eşi kendisini terk etti diye öldürüyor. Babasını öldürttüğü adam kendisini tehdit ediyor diye öldürüyor. Peki ama son günlerde bu cinayetler ya da cinnetler neden bu kadar arttı?" diye sordu.

"EKONOMİK DARALMA DA ÖNEMLİ BİR ETKEN"

Bu durumun birçok dinamik nedeni olduğunu ifade eden Ayla Ketre, artık insanların tahammül gücünün kalmadığını, birbirlerinden korktuklarını dile getirdi. Ketre, insanların tüm yaşam alanlarının daraldığını, bunun yanında ekonomik daralmanın da insanların nefes almasını zorlaştırdığını, tüm bunların üstüne ruh sağlığı dengelerinin bozulması da eklenince ortaya akıl almaz manzaraların çıktığını vurguladı. Toplumsal şiddet olaylarının önüne geçilmesi için neler yapılabileceği konusunda da önerilerde bulunan Ketre, öncelikli olarak ruh sağlığını bozucu etkenlerin kaynağının çok iyi analiz edilmesi gerektiğini belirterek; ekonomik kriz, köyden kente göç, anne babaların çocuklarından, eşlerin de birbirlerinden uzaklaşması, zengin ile fakir arasındaki gelir uçurumu gibi nedenlerin gösterilebileceğini kaydetti.

İnsanların mutsuz ve umutsuz olduğunu, kendini toplumdan soyutladığını ve bu noktada da koruyucu ve önleyici ruh sağlığı uzmanlarının bilgisine başvurularak önlem alıcı projelerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Ketre, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Ruhsal olarak değerlendirdiğimizde insanlar daha sonraki ifadelerinde içlerinde hissettikleri değersizlik ya da çaresizlik duygularından yola çıkarak cinayetleri işliyor. Hiçbir çare kalmadığını düşünen ve tek alternatifin öldürmek olduğuna kanaat getiren zihin, kontrolsüz bir biçimde bu öfkesini ya da gerilimini kendini veya karşısındakini öldürerek ortaya koyuyor. Bu noktada biz ruh sağlığı çalışanlarına büyük görevler düşüyor."

"YAYIN POLİTİKALARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ"

Televizyon ekranındaki dizilerin, yayınlanan programların saat ve içeriklerinin RTÜK tarafından daha dikkatli ele alınmasını öneren Ketre, akşam saatlerinde en fazla reyting alan programların kin, intikam, hırs ve ölüm gibi konuları ele alıp, tüm bunların çok doğal şeylermiş gibi işlendiği programlar olduğunu ifade etti. Ketre, kadın programları olarak adlandırılan yayınların içeriğine bakıldığında; bireylerin birbirine karşı duydukları hırsın işlendiğini, insanların çok çaresiz olduğunun ve televizyon ekranlarında sorunlarını çözüme kavuşturmaya çalıştığının altını çizdi. Bazı basın kuruluşlarının yayın politikasını yeniden gözden geçirmelerini talep eden Ketre, söz konusu kuruluşların da, 'İnsan mı yoksa ticaret mi?' kavramını ele alıp bu noktada yayın politikalarını değiştirmesi gerektiğini savundu.

Ayla Ketre, "Aynı şekilde haber programlarında bu tip haberlere çok fazla yer veriliyor ve bu tip haberler insanların öldürmenin çok doğal bir konu olduğu fikrine sahip olmalarının bilinçaltı tohumlarını besliyor. Ve en ufak bir daralmada öldürmenin doğal bir döngü olduğunu düşünen kişi, çekip vuruyor ya da kesip atıyor. Bu noktada da gerek televizyonlar gerekse gazetelerin bu tip haberleri en ön sayfalara taşımaması ya da haberlerde böylesine çok detay vermemesi daha doğru olacaktır" dedi.

Bizler, cemiyet içerisinde yaşayan insanlar olarak birbirimize saygı ve sevgi duymalıyız. Sorunları elimizden geldiğince büyütmeyelim. Ayla Hanım, çok güzel konulara temas ediyor. Lütfen, dikkatli okuyunuz...

 
Toplam blog
: 775
: 835
Kayıt tarihi
: 20.06.08
 
 

1958 doğumluyum. Uzun yıllardır Mersin'de Gazeteci-Yazar olarak görev yapmaktayım. 1999 seçimleri..