- Kategori
- İlişkiler
Aynı durumda siz olsaydınız ne yapardınız?

Her gün bir şeylerimiz düşüyor. Eksiliyor. Aksıyoruz.
Eksilen yanımızı tamamlamakta zorluk çekiyoruz. Kaybettiklerimizin ardından kahroluyoruz.
Kaybetmekten de kazançlı çıkmayı, eksilirken artmayı, düşerken yükselmeyi bir türlü öğrenemedik. Kim bilir belki de bundandır kaygımız.
Mutluluğun kaynağını keşfetmek için binlerce mil mesafe katediyoruz. Yinede bulamamaktan yakınıyoruz. İstesek buluruz aslında. Tıpkı bu öyküde olduğu gibi.
"Bir bilge bir gün tam trene biniyordu ki, ayakkabılarından birisi ayağından çıktı ve yere düştü.
Aşağıya inip alması imkânsızdı; Çünkü tren çoktan harekete geçmişti.
Yanındaki arkadaşları ne yapacağını merak ediyorlardı.
O gayet sakin bir biçimde, diğer ayağındaki ayakkabıyı çıkardı ve az önce düşürdüğü ayakkabıya yakın bir yere fırlattı.
Talebelerinden birisi dayanamayıp sordu: "Neden böyle yaptınız?" gülümseyen bilgenin cevabı gayet basit ama hakikat yüklüydü:
“Demiryolunun üzerinde ayakkabının tekini fakir birisi bulursa diğer tekini de bulup giyebilsin diye..."
Peki, siz aynı durumda siz olsaydınız ne yapardınız?
Ayakkabınızı atar mıydınız?
Ayakkabıyı atmak kadar önemli bir şey daha var.
O anda düşünebilmek.
Düşünür düşünmez de karar verebilmek.
Bilge ayakkabısı düştüğü için üzülebilirdi.
Üzüntüyü sevince çevirmeyi bildi.
Kendi ayakkabısının birileri tarafından giyildiğini ve hergün kendisine dua edildiğini hissedecek.
Hissettikçe ayakkabısını düşürdüğü için sevinecek.
Aynı zamanda da mutlu olacak.
Sahi sizin üzüntülerinizi sevince çevirebilecek planınız var mı?
Veya böyle anılarınız? Önemli olan plan değil aslında.
O duyguyu her zaman yaşamak, hissetmek dahası içinde taşımak.
Asıl önemli olan da bu değil mi sizce?
Sahi tekrar soruyorum aynı durumda olsaydınız siz nasıl davranırdınız?