- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ayrılık kapımı çalan sen misin ?

Bir ayrılığın eşindeydi. Ayrılığın ona doğru yürümeye başladığını o da biliyordu aslında. İçin için hissediyordu bunu. Ama her seven gibi konduramıyordu. Aslında gece yatağına yatınca, ufaktan da olsa planlamaya başlamıştı bile ayrılık kapılarını sanki müjdeli bir haber verecekmiş gibi kuş sesleriyle çaldığında, neler yapacağını.
İlk zamanlar bol bol ağlayacaktı. Bir süre kendine acıyacaktı. Hiç kimselerle konuşmayacak, dışarı çıkıp eğlenmeyecek, en yakınlarının yanında bile sıkılacaktı. Sezen Aksu dinleyecekti, her ayrılık sonrası yaptığı gibi. İçki içecek, daha ilk yudumda sarhoş olacaktı. Yanında da bir efkar sigarası tüttürecekti, normalde içmemesine rağmen.
Ağlaya ağlaya uykulara dalacaktı. Ondan kalan ne varsa bir kutuya koyacak ama her gece yatmadan evvel ona en acı verici anıları hatırlayarak uyuyacaktı. Huzursuz uykular olacaktı bunlar. Onunla bir daha asla barışmayacağını, söyleyecek ama gözü hep telefonda olacaktı. Bazen aramak isteyecek, telefonu eline alıp alıp geri bırakacaktı gözyaşları içinde. Onu ne yaptığını merak etmiyormuş gibi davranıp, onunla ilgili aralarda söylenen cümle parçacıklarını her gece birleştirip, hayatında biri olup olmadığı anlamaya çalışacaktı.
Sonra zaman geçecek ve bu acıya da alışacaktı. İlk önce Sezen Aksu dinlemeyi bırakacaktı. Sonra kuaföre gidecek saç rengini değiştirecekti. Sonra alışverişe çıkıp gösterişli şeyler alacaktı. Bunların hemen sonrasında arkadaşlarına artık yas bitti mesajı veren telefonlar edicek, şen kahkahalar atacak, bu haftasonu ne yapıyorsunuz diye soracaktı. Dostlarla umursamaz sohbetler zamanıydı artık. Onun ismini anmak, onunla ilgili haberler duymak artık yüzünüzün bir anda kararmasını sağlayamayacak ama eve gidip yastığa başınızı koyduğunda yine onu ağlatacaktı.
Arkadaşları onu yeni insanlarla tanıştırmaya başlayacaktı sonra. O da sıcak bakacaktı bu fikre, ne de olsa çivi çiviyi sökerdi. Bu sefer aynı hataları yapmayacak kadar da büyümüştü ne de olsa. Onu beğenen birkaç adayla daha da kendine gelecekti. En sonunda bir gün yeni biri kalbini hızlı hızlı çarptıracaktı, yeniden sevecekti.
Biliyordu, nasıl bildiğini bilmeden biliyordu işte. Ayrılık yola çıkmıştı. O yüzden bu kadar sebepsiz ağlamalar başlamıştı sevdiğini şaşırtan. İçini temizleyen, onu ayrılığa hazırlayan yağmurlar mevsimindeydi o. Bu yağmurlar bitinceye kadardı beraber geçirecekleri süre. İçinde yine de bir umut vardı. Ama olacakları bilmenin ağırlığı çoktan çökmüştü omuzlarına. Her kucaklaşmada, her şefkatli bakışta, her güzel sözde gözleri dolacaktı artık. Bazen hemen bitsin isteyecekti bu işkence bazen yalvaracaktı nolur bitmesin hemen diye. Ama eninde sonunda bir nokta konacaktı buna da.
İlerleyecekti yolunda nelerle karşılaşacağını, nereye gittiğini bilmeden, biraz daha güçlü biraz daha büyümüş ama biraz daha yorulmuş, biraz daha içine kapanmış, biraz daha güvensiz …