- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kendi aleminde bir seyyah: Zafer

Her sabah işe gitmek için 07:50'de evden çıkarım ve ben dolmuş beklerken mutlaka karşılaşırız. Çıplak ayakları, siyah kirli pantolonu ve fırça gibi sakallarıyla caddenin tam ortasından yürüyordur Zafer. Sol elinin işaret parmağını kaldırarak yanındaki birine, ki onu sadece Zafer görüyor, bir şeyler anlatmaktadır. Bu haliyle öğreten adam ve görünmez oğlu gibi geçip gider her gün yanımdan.
Zafer 30'lu yaşlarında. İlkokuldan beri tanırım onu. O zamanlar kendini bu kadar kaybetmemişti. Salyaları akan, saf bakışlı, siyah önlüğü her zaman toz içinde, beyaz yakası göbeğine kadar sarkan bir çocuktu. Çantasını sürüyerek okul kapısından sarsak sarsak çıkarken çocuklar ona taş atarlar , onunla alay ederlerdi. Zafer aldırmazdı o zamanlar sadece kendini taşlardan korumak için sıska kolunu başına dolardı. Her gün aynıydı. Zafer aynıydı, çocukların kendilerinden olmayana karşı zalimlikleri aynı...
Zafer okulu güç bela bitirdi. Aslında o diplomayı alacak halde değildi. Çünkü ciddi bir öğrenme problemi vardı. Ama ailesi çocuklarının durumunu inkar etme yoluna gitti. Onlar onun normal bir çocuk olduğuna belki de kendilerini inandırmaya çalışıyorlardı. Bu nedenle o ilkokul diploması çok önemliydi. Zafer'in durumu kabullenilmeyecek kadar ağır geliyordu belki...
Daha sonraki yıllarda Zaferi hiç görmedim. Sanki bir anda duman olup havaya karışmıştı. Ben çok sonraları üniversite için başka kentlere gittim ve Zafer aklımdan uçup gitti. Yıllar sonra tekrar döndüğümde sokakta rastladım ona. Annem anlattı öyküsünü. Zafer, o masum hiç konuşmayan çocuk, birden tüm dengesini yitirmiş, sokaklarda çıplak ayak dolaşan kendi kendine konuşan birine dönüşmüş. Buna neyin neden olduğunu kimse bilmiyor ama sanırım bu onun kaderiydi. Ya da bu kaderi ailesi, onun hastalığını kabullenmeyi beceremedikleri için, kendileri çizmişti. Şimdi sokaklar boyunca kendi kendine konuşarak ilerliyor, kızıyor bazen, bazen gülümseyerek tatlı bir sesle anlatıyor birşeyleri. Etrafından onlarca insan geçiyor o hiçbirine bakmıyor, başka bir alemde yaşıyor. İletişim kurduğu sadece Zafer'in aleminden olanlar.Her sabah ona hüzünle karışık bir sevgiyle bakıyorum. Bazen karşımda duruyor ve gülümsüyor. Ama gülümsediği ben miyim yoksa başka biri mi hiç bir zaman bilemiyorum.
Herşey değişti şimdi. Zafer büyüdü kendini kaybetti ve başka alemlerde yaşamaya başladı. Hayat farklılaştı, mahalle başkalaştı, değişti. Bir tek şey kaldı değişmeyen; ilkokul çocuklarının Zafer'e attıkları taşlar ve Zafer'in o taşlara verdiği tepki. Zafer kendi kendine konuşuyor ve yürüyor. Taşlar gelince o kocaman kolunu başına doluyor ve kendini korumaya çalışıyor. Ve çocuklar hala aynılar...
Resim: Vasily Surikov