- Kategori
- Eğitim
Ayrılık kapıyı çalar, '' ben geldim '' der...

2002-2003 eğitim-öğretim yılında okutmaya başladığım birinci sınıflar, ilköğretimin birinci kademesinin son yılı olan beşinci sınıfı 2006-2007 eğitim ve öğretim yılında bitirerek; ilköğretimin ikinci kademesi olan altıncı sınıfa adım attılar. Yaygın değişle ortaokullu oldular. Sekiz yıllık eğitime karşın; beş yılın sonrasına biz öğretmenler de, öğrenciler de ''ortaokul'' demeye devam ediyoruz.
Öğrencilerimin adlarını tek tek yazmak istiyorum: Sema Demirci, Berk Sezen, Sema Ekşioğlu, Mehmet Samet Tanyel, Ecem Gücükturgut, Mehmet Bedihi Güreş, Yahya Durmuş, Kübra Budak, Batuhan Arslan, Serhat Kabil Yavuz, Selvinaz Selvi, Mustafa Çalka, Seda Sayım, Nihal Gülenyüzlü, Çağla Namaldı, Deniz Aşınmaz, Furkan Günay, Murat Öztop, Resul Yılmaz, Barış Tugay Demir, Umut Tanrıverdioğlu, İskender Karabıçak, Aşkın Bal, Sadi Mert Baş, Eylem Yedim, Merve Çetinkaya, Şebnem Uçman, Orhan Yazıcı, Sena Öztürk, Sezer Yılmaz, Melis Özdemir, Ayşegül Durmuş, Yaren Çalıkıran, Bülent Katırcı, İlayda Tosun, Bayram Ali Çelebioğlu, Samet Keskin, Tuğçe Tatay, Ahmet Emre Yılmaz, Yasin Yüksel ve Özge Bitkay.
Bu beş yılda sınıfça iki büyük acı yaşadık. Öğrencim Deniz Aşınmaz henüz ikinci sınıftayken, küçük; daha çok küçücükken babasız kaldı. Baba Eyüp Aşınmaz taksicilik yaparak ekmeğini kazanıyordu. Bir akşam havaalanına yolcu götürmüş ama kendisinin eve sağ-salim dönmesi mümkün olmamıştı. Bu acıyla beşinci sınıfa geldik, bu kez de beşinci sınıfın başında sınıf başkanımızın; öğrencim Seda Sayım'ın babasının ölüm haberiyle sarsıldık. Her yaz Erzincan'ın Refahiye İlçesi'ne bağlı köyüne giden baba Nurali Sayım ceviz ağacından düşmesi sonucu Hakk'ın rahmetine erdi. Biz de sınıfça yeni bir acı içinde bulduk kendimizi. Bu iki öğrencimin yaşadıkları bu acıyı unutmam mümkün değil. Her ne kadar çabaladıysam da, bu öğrencilerimin acılarını bal eylemem pek de mümkün olmadı. Her iki öğrencim de derslerine çok çalıştılar; anneleri ve kardeşlerinin de acılarına karşın, öğrencilerime destekleri daha bir bilinçli yaklaşımları gerçekleşti. Okuyacak bu çocuklarım, babasız-annesiz çocukların yaralarına merhem olacaklar. Unutmasınlar ki her zaman yanlarında olacağım onların...
''İnsan hiç çocuklarını bırakıp gider mi, gitse bile aramaz mı?'' diyen öğrencimi de hiç unutmayacağım. Dört öğrencim de anne ve babaları ayrılmış çocuklardı. Bunların durumu daha zordu. Birinin anne babasının ayrılığı aynen benim ayrılığım gibi kavgalıydı. Bitecek gibi de değildi. Öğrencim çok zekiydi, okuma yazmayı ilk ve çok erken öğrenendi, ama aile mutsuzluğu çocukta başarı diye birşey bırakmadı.
Çoğu yoksuldu. Ağır hastalık geçiren öğrencilerim de oldu, çok şükür iyileştiler. Bir öğrencimin babası çaresiz bir hastalıkla pençeleşiyordu ve aynı durum devam ediyor. Anne ev işleri yaparak binbir güçlükle çocuklarına bakabiliyordu. Birçok öğrencim çalışarak okuyordu, yazla birlikte su satmaya başlamışlardı bile...
Bizdeki okul yöneticileri olsun, daha üst idareciler olsun; öğretmeni ve okuttuğu sınıftaki öğrencilerini tüm dertleriyle başbaşa bırakırlar. Paralı öğrenciyi ve okula bol para veren öğrenci ile velisini severler. Öyle bir dönem yaşanıyor ki memleketimde fakiri-fukarayı, yetimi sevmek, kollamak, okutmak kimsenin önemsediği bir durum değil. Zaten benim okulum Radikal'de manşet oldu: ''İmtiyazlı'' sınıflar oluşturuluyor diye...
Bir kitapta okumuştum, Almanya'da başarıdan başarısızlığa düşen çocuğun ailesine okulun müdürü, rehber öğretmen, belediyeden bir yetkili giderler. Aileye yeni bir bebek gelmiş, aile geçim sıkıntısı çekmeye başlamıştır. Anneye günde iki saat çalışacağı bir iş temin ederler. Bizde de rehberlik var; her derdin kağıtlara yazıldığı ama çözülmediği rehberlik...
Atama istedim, ayrıldım bu okuldan. Yeni bir okula gittim ve yeni okulumda da fakir-fukara, yetim, öksüz çocuklar vardır.
''Şu an okuyabiliyorsam sizin sayenizde
Şu an yazabiliyorsam sizin sayenizde
Şu an yazdığım bir satır bile
Sizin sayenizde
Öğretmenim sizin sayenizde
Siz sınıfa gelmeden kitabımı
Defterimi açabiliyorsam
Sizin sayenizde öğretmenim
Sizin emekleriniz sayesinde
5-B sınıfı olarak bize birliği
Barışı öğrettiniz
Ekmeği olan ekmeği olmayana verebiliyorsa
Kalemi olan kalemi olmayana verebiliyorsa
Ben kırk bir kardeşim var diyebiliyorsam
Sizin sayenizde öğretmenim
Meleklerden tatlı öğretmenimiz sayesinde.
Ayrılık; kapıyı çalar ve ben geldim der; ama biz ayrılmayacağız değil mi sevgili öğrencilerim.
fot.tut.meb.gov.tr