- Kategori
- Eğitim
''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün''

''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün
Şehitliğe girerken ruhumu sardı hüzün
...
Yağmur artıyor şimdi sema ağlıyor bugün
şehitlikten çıkarken ruhuma doldu hüzün''
14 Haziran 2007 Perşembe sabahı Jandarma Uzman Erbaş Cihan Kızıltaş'ın şehit olduğu haberi aileye verildi. Aileyi, sokağı ve mahalleyi hüzün sardı. Şehidin annesi Havva annenin feryadı ile bizler de sokağa doluştuk; öfke ile gözyaşları birbirine karıştı. Zor bir gündü, zor da olsa akşama erecekti bugün de... Akşam daha da kalabalıklaştı, şehidimizin evinin bulunduğu sokağa onlarca, yüzlerce insan geliyordu, kimi bizimle birlikte sabahladı; kimi 15 Haziran 2007 Cuma günü gelmek üzere evine gitti.
Sabaha kadar bekledik şehidimizi. Saat on buçuk gibi bayrağa sarılı tabutu içindeki şehidimiz Jandarma Uzman Erbaş Cihan Kızıltaş; anaocağının, babaocağının kapısı önüne getirildiğinde hüznün, acının, öfkenin kıyameti koptu. Evladının bayrağa sarılı tabutuna sarılan Havva anne ağlayıp öptü tabutu ve haykırış, yakarış yüklü bir sesle: ''Açın tabutu, gösterin bana evladımı!..'' derken hiçbirimizde hal kalmamış, öfke yüklü gözyaşlarımız sel olmıuştu bile.
İki askeri minibüs aileyi aldı, komutanlar, askerler ve şehit ailesi önde ve şehidimizi ebediyete taşıyan cenaze arabası arkasında ve biz mahhalle sakinleri de otobüslerle şehidimizin ardında hareket ettik.
İkinci Levent Afet Yolal Camii Şerif'inde iki şehidimizin; Jandarma Uzman Erbaş Cihan Kızıltaş ve Piyade Kıdemli Binbaşı Murat Özyalçın'ın bayrağa sarılı naaşları yanyanaydı. Komutanlar başta olmak üzere cami avlusu, camiyi çevreleyen sokaklar şehitlerimizi uğurlamaya gelenlerle hıncahınç doldurulmuştu. Tam da o sırada askeri üniforma içindeki komutanlar arasında babasını göremeyen şehit binbaşımızın henüz dört yaşındaki küçük oğlu Utku annesine ''Anne babam neden gelmedi?'' diye soruyor.
''Anne babam neden gelmedi?'' Küçük Utku'nun büyük sorusu bu, Türk tarihinin, Türk milletinin kaderinin sorusu bu!..
Terör, Türk milletinin günlük hayatını, ideallerini, hayallerini; varlığını, birliğini, dirliğini ve geleceğini hedef almış durumdadır. Beşinci sınıfı bitiren öğrencilerime o gün karne dağıtamadım. Öğrencilerimle o son karne gününü yaşayamadım, konuşamadım ve vedalaşamadım onlarla... Malkara Lisesi'nde Matematik öğretmeni olan şehit binbaşımızın eşi Serap Özyalçın da o gün sınıf öğretmenliğini yaptığı öğrencilerine karne dağıtamadı. Kızları Ezgi ile Özge'nin karnelerini de alamadı. Ne öğrencilerinin ne de çocuklarının karne hayacanını yaşayamadı. Terör canımızı alıyor, günlük hayat akışımızı değiştiriyor ve geleceğimizi karatma hedefini güdüyor. Düşman içte de hain dışta da...
Afet Yolal Camii Şerifi cemaatle tıklım tıklım doluydu; saflar çok sıkışıktı ve herbirimiz bir diğerimize yer açmaya çalışarak kıldık cuma namazımızı. İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı Türk tarihinden, Türk milletinin bir ve bütün olmasının öneminden, Çanakkale Savaşı'ndan ve Atatürk'ten uzun uzun bahsetti. Öyle ya, ateş artık yalnızca düştüğü yeri değil; tüm milleti ve tüm vatan sathını yakıyordu. O halde bir ve bütün olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.
Edirnekapı şehitliğinde her rütbeden şehitlerimiz yanyana, mütevazı mezarlar ve her şehidimizin mezar taşında ipekten küşük Türk bayrağı var. Bir gelincik tarlası gibi. Girişte bir çeşme ve yazımın başına aldığım bir şiir, mermer sütun üzerinde. Şiir Emekli Orgeneral Burhanettin Bigalı'nın.
Saat 16.45'te şehitlerimizin vatan toprağı ile kucaklaşması tamamlandı, dualardan sonra cemaat ayrıldı. Başta komutanlar ve halk öfke ile ağlayış ile ve bir o kadar da dirlik ve birlik duyguları ile ayrıldık şehitlikten. Ayrılırken Serap öğretmeni, kızları Ezgi ve Özge ile Utku'yu gördüm, yeni bir gözyaşı seliyle yürümeye çalıştım. O gün ağzımı bıçak açmadı benim. Günlerdir ne yazı yazabildim, ne de doğru dürüst okuyabildim. Çok büyük bir acı bu; bizi idare edenler biraraya gelmezlerse Türk milletini kurtaracak bir vatan evladı elbette bulunur, ama bu biraraya gelmeyenleri kurtaracak kimse bulunamaz.
Geniş tabanlı bir koalisyonla ve Türk'ü Türk gibi idare etsinler; mert, çalışkan, cesur ve dürüst olsunlar!..
Şehitlerimize ve onların yakınlarına borcumuz var; ey Türk milleti bunu unutma!..
''İnce ince yağmur var, hava kasvetli bugün / Şehitliğe girerken ruhumu sardı hüzün / (..) Yağmur artıyor şimdi, sema ağlıyor bugün / Şehitlikten çıkarken ruhuma doldu hüzün. (E.Org.Burhanettin Bigalı)