- Kategori
- Öykü
Ayrılık üstüne bir hikaye

SEVDA SEVDA
Beni niye terk ediyorsun diye sordu adam. Çok duygusalsın hem de bu çağda, ağır ilişkiler yersiz bunun için gitmeliyim dedi kadın kapıdan çıkarken.Otur konuşalım en azından buna hakkım var değil mi, ne anlama geldiğini anlamadığım bir cümleyle bırakıp gidemezsin.
Kelimeler tane tane çıkmıştı ağzından ne söyleyeceğini bilememenin verdiği huzursuzlukla. Ne denilebilirdi ki böylesine bir neden için.Sana aşığım seni seviyorum demek ne kadar anlamsızdı bu cümleden sonra. Seni seviyorum ama kalamam konuşmak her şeyi daha da güçleştirecek en iyisi hiç konuşmamak. Bu son cümleden sonra kapının sesiyle irkildi adam. Neden sonra kanepeye ilişti, bitkin, şaşkın halde.
Aklından ilişkileri geçti hızla, söyledikleri, yaşadıkları. Bir şeyler arıyordu bir neden, ne yapmıştı hata neredeydi hızla taradı tüm anılarını ama bulamadı.Çok sevmişti ve her fırsatta dile getirmişti, hissettiği gibi davranmıştı hep.Kırmak elinden gelmez di ya kırmamak için de çok uğraşmıştı.
Beyninin içinde dönüp duruyordu o cümle, anaforlar yaratıyordu yüreğinde, çok duygusalsın hem de bu çağ da.Nesi vardı çağın ne oluyordu insanlara her şey baş döndürücü hızla değişirken, duygusal insan gidip yerine hissetmeyen robotlar mı gelmişti.Çevresindeki insanlar biyonik harikalarımıydı.Sabah selamlaştığı kapıcı işyerindeki arkadaşları hepsi birer makinemiydi.Kırgınlık, kızgınlık daha çok şaşkınlıktı hissettikleri.Ulan aşk ne ki insan birini nasıl sever duygu olmadan, ya da duygusuz insan ne halta yarar ki.Pencereyi açıp sesinin çıktığı kadar bağırmak geçti aklından ben insanım ben hissediyorum.
İstiyordu ki biyonik askerler gelsin alıp götürsünler, duygularını alsınlar hiçbir şey hissetmesin. Aslında memnun olurdu şu an böyle bir şey olabilse hiç acı çekmese, kalbindeki sızı bitiverse.Bilim kurgu filminde hissediyordu kendisini.Gerçek değildi hiçbir şey.Ağır ağır kalktı yerinden pencereye yöneldi camı açtı, rüzgarın serinliği yüzüne vurdu.
Karşı kaldırımda tek başına bekleyen kadını fark etti. Karanlık bastırmıştı.Ne kadar zaman geçmişti hatırlamıyordu kapının sesini duyduktan bu yana, iki saat olmuştu belki.Bu kadar zamandır bekliyor muydu, yoksa son bir defa görmek mi istemişti onca anılarının olduğu evi.El sallamak istedi, koşup gitmesine engel olmayı geçirdi aklından, sonra vazgeçti.Kadın elini kaldırdı belli belirsiz yakalanmış olmanın huzursuzluğuyla. Belki acı bir tebessüm de vardı dudağında. Arkasını döndü kayboldu karanlığın içinde.
O an anladı o da duygusuz değildi. Kimbilir neydi korkuları, keşke anlatsaydı, paylaşsaydı.Onca şeyi paylaşdıkdan sonra çok mu zordu.Belki de öyleydi her insan kendi gerçeklerini ve doğrularını yaşıyordu işte.Paylaşılamayacak şeyler varsa arada, birlikteliğin ne anlamı vardı ki.
Ben seni sevdim çok sevdim, ölüm acımı yaşamanı istemedim. Bu sabah almıştı haberi kadın. Çoktan beri yaşadığı baş ağrıları beynindeki tümördendi. Maalesef yapılabilecek çok şey yok demişti doktor. Ameliyat yapabilirdi ama fazla şans vermiyordu. Felç olma ihtimalide oldukça fazlaydı. Kararını sordu doktor, isterseniz ameliyat yaparız. Böyle bir karar nasıl verilebilirdi ki hemen, oracıkta.Düşünmeliyim dedi kararımı bildiririm.Doktordan çıkınca saatlerce yürüdü, bir parka oturdu çay söyledi.Hiç bu kadar güzel görünmemişti çay gözüne, çok sevdiği de söylenemezdi aslında.Kararını verdi ameliyat olmayacaktı. Tek isteği yıllardır görmediği annesine gitmekti. Emekli öğretmen olan annesi, babası öldükten sonra tek başına yaşıyordu yıllardır. Son günlerini onun yanında yaşamak en iyisiydi.
Sevdiğine nasıl söyleyeceğini düşündü uzun uzun. Sonra o yalan geldi aklına, kararını verdi yürüyerek eve ulaştı. Sevdiği kapıda karşıladı güleç bir yüzle. Hoşgeldin dedi öpüştüler. Boynuna sarılıp ağlamamak için zor tuttu kendisini.Eğer otursaydı dayanamayacağını biliiyordu.Oturmadı seni terk ediyorum dedi, beklediği soru gelmişti. Neden.Çok duygusalsın hem de bu çağda, böyle bir ilişkiyi taşıyacak gücüm yok.Yüzüne bakamamıştı bunları söylerken, gitmesine engel olmasını istemişti hiç bir şeyi istemediği kadar.Bir tek kapının sesini hatırlıyordu sokağa çıktığında.Yine uzun uzun yürüdü zamanın farkında olmadan.Son bir defa bakmak istedi o eve.Ne çok şey paylaşmışlardı bu evde ne çok anıları vardı.Kendi evinden çok burada geçirmişti günlerini.Onu pencerede görünce hem pişman oldu geldiğine hem de çok kızdı sevdiği adamın bir el bile sallamamasına.Belki de göremedi diye düşündü.Arkasını dönüp ağır adımlarla yürüdü karanlığın içine.
Dört yıl kadar geçti o günün üzerinden.Kapının sesi hala kulaklarındaydı ve o cümle Çok duygusalsın, hem de bu çağda, ağır ilişkiler yersiz bunun için gitmeliyim.
Aylarca pencereden karşı kaldırıma bakmıştı orada görmek umuduyla.Kaç kez işyerine gitmeyi düşünmüş sonra vazgeçmişti.Arkadaşlarını da arayıp sormamıştı.Birkaç ay sonra evini değiştirdi anılardan kurtulmak için, sonra işini. İstiyordu ki gelirse bulamasın bir daha.
Hayat akıp gidiyordu işte, zaman her şeyin ilacıydı.İşyerinden bir arkadaşıyla evlendi, o zor günlerinde hep yanında olmuştu.Aşık değildi ya evlenmek iyi olur diye düşünmüştü.Birde kızı oldu.
Bir akşam evde yalnızken kitaplarını karıştırıyordu. Ondan kalan bel ki de tek hatıra bir kitaba gitti eli, dalgın dalgın karıştırdı sayfaları.Bir kağıt parçası geçti eline.El yazısıyla telefon numarası yazılıydı.Onun el yazısıydı.Eline aldı bir süre baktı.Yerine koyacaktı ki aramaya karar verdi.Telefonun yanına gitti numaraları çevirdi kararsızlıkla, birkaç kez çaldı telefon tam kapatacaktı alo dedi yaşlı bir kadın sesi.İyi günler dedi tadirgin bir ses tonuyla, iyi günler dedi kadın.Ben Günsel’in arkadaşıyım İstanbul’dan, yıllardır görüşmüyoruz kendisiyle bu numara yeni elime geçti, ağlamaya başladı karşıdaki ses.Sen Kenan’mısın dedi ağlamasına engel olmaya çalışarak.Evet dedi.Günsel dedi, durdu konuşamıyordu sesi titriyor kelimeler bir türlü çıkmıyordu ağzından.Günsel dedi bir daha Günsel dört yıl önce vefat etti.Bi bi bilmiyordum dedi, kadın bir şeyler söylüyordu ya hiçbir şey duymuyordu.Eşyalar etrafında dönüyordu, kulakları uğulduyor beyni felç olmuş hiçbir şey düşünemiyordu. Buğazına bir şeyler düğümlendi, nefesinin kesildiğini hissetti, bacakları vücudunu taşımıyordu yere bıraktı kendini.İstanbul dan döndükten üç ay sonra kaybettik.Hastalığını öğrenince kaçmış oradan.Bir anda her şey aydınlanmıştı zihninde.Bunun içinmiş dedi bunun için.
Eğer ararsan senden özür dilediğini iletmemei istedi kaç kez.Söyleyemeden ölürsem diye korkuyordum yıllardır.Biraz toplamıştı kendini. Ben adresinizi alsam dedi.Kadını ziyaret etmek acısını paylaşmak onula ilgili anılarını tazelemek isteği duyuyordu.
Hıçkırarak ağlıyordu telefonu kapattığında neden durdurmadım neden, neden anlatmadın neden.Onca şeyi paylaştık seninle ölümü paylaşamazmıydık.
Bir hafta sonra Ankara otobüsünde buldu kendini.Kafasını koltuğa yasladı o günleri yeniden yaşadı dağlar akıp giderken otobüsün camında.