- Kategori
- Haber
Ayvalığın 31328 numaralı mahkumu

Ayvalık
Ayvalık’ta tarih, “adım başı” yanı başınızda hep. “Sizinle birlikte nefes alıyor.
Şehir merkezinde, limanın sonuna doğru, kordon boyunda tarihi taş bina var. Denize olan mesafesi 50 metre ya var, ya yok, kuyusundan tatlı su çıkan bir yer. İşte bir zamanlar 31328 numaralı mahkumun gelip geçtiği yer, bu gün otel olmuş.
Bu bina taş bina. Ahşap merdivenleriyle üst kat odalara çıkılıyor. Kurtuluş savaşı yıllarından kalma bir hikâyesi de var buranın. Anadolu kökenli Yunan Yazar İlias Venezis, girişteki parmaklıklı odada 1,5 yıl tutsak kalmış. 1904 de Ayvalıkta doğan Venezis, 15 yaşına kadar bu topraklarda yaşamış. Kurtuluş savaşından sonra, 19 yaşında Yunanistan’a göçmüş.
İlk eseri 31328 numara oluyor. Türk Kurtuluş Savaşı sonrası tutsaklığında, kendisine verilen bir numaradır bu. 31328 no. lu mahkum da, böylelikle Ayvalık’tan geçmiş oldu. Elence’den, yazarın diğer yapıtları dilimize çevrilmiş bulunmaktadır.
İki katlı. Üst kat, kocaman teras. Körfezi görüyor. Önünden yol geçiyor. Ötesi de deniz zaten. Ulu bir ağaç, tek binayı gölgelemeğe yetiyor. Doyumsuz atmosferi var.
Önünden geçerken, aniden durdum. Sokağa kadar taşan merdivenlerine, sağlı sollu saksılar dizilmiş kademeli kademeli. Beni durduran da bu güzellik oldu. Okudum tabelayı. Mini bir otel işte. Daldım içeri. Yetkiliyle konuşup bilgi alıyoruz.
Lozan sonrası yazar, Yunanistan’a yollanmış bulunmakta olup, günümüzde Ayazma otel olarak, Yunan edebiyatının önemli isimlerinden birini de böylelikle burada misafir ettiği, kitaplardan bilinmektedir.
Bu gün butik olarak kullanılan bu yerin sahibini bulduk. Tanıştık. İsmi Ali Sadan. Has Ayvalıklı. Tarihe de meraklı. “Aman yanlış olmasın” diye de yazdırırken, titizlik gösteriyor Ali Bey.
O zamanlar bu binanın sağlı sollu yanı başındaki binalarla Ayvalığın önemli yapıtları arasındaymış. Resmi bina olarak kullanılmış. Tarihi ile, güzel manzarası ile, şehrin merkezinde oluşu ile, içinin dingin üslubu ile hoş bir otel. Mevsim boyunca da boş kalmıyormuş. Odalarında buz dolabı, Televizyon var. Tuvaletleri ise son model, pırıl pırıl.
Mini ağaçlıklı bahçe içinde, dev ağaçların altında, karşınızda kıpır kıpır deniz, ayağınızın ucunda, yastıktan kafanızı kaldırırken, gözlerinize değen maviliklerle kıpı kıpır kıpırdanıp da uyandınız mı hiç?
Tarihi taş konak, bu günün otellerine uyarlanmış. Tarihi taş bina, butik otel olmuş. 8 odalı, 24 yataklı Ayazma Butik otelde, hep yeni evliler, yeni yeni sevdalanıp, sevdalarını burada eskitmekte olan cıvıl cıvıl insanlarla bir şirin otel burası. Biz kalmadık amma, yattığınız yastık bile, “tarih” kokulu olmalı. Bina 1867 de yapılmış. Tavanları yüksek taş bina. Üst kattaki teraslı balkonu, iki kalın sütun tutuyor.
Ayvalığın tarihi kokusu, Ayvalığın zeytinyağı kokusunu asırlardır bastırmış vaziyette. Ayvalıkta zeytinyağcılık bitti, bitmek üzere ama, “tarih”, halâ adım başı var, adeta nefes alıyor






