- Kategori
- Haber
"Tencere tava" çalanlara, sofra takımı bedava !

Mali'de hayat işte bu!
Ayvalığın Cunda’sında, Afrika’nın “Mali’“ sinden gelme bir Totem var. Ağaçtan yontulmuş. Uzun suratlı, çirkin çirkin sırıtan, çırpı bacaklı, kaburgaları birbirine geçmiş, sakatatı tomografi alınırken buhar olup uçmuş, başında da ineğin boynuzunun teki mevcut. Acayip bir yaratık. Boyu 1,60 – 70 arasında.
Gelip de ona dertlerini anlatanlar var. Gelip de ona, kaybettikleri sevgililerin yerini soran var. Gidip de ona, spor loto’nun ikramiye isabet edebilecek rakamlarını soran var. Hatta, bu hükümet ne zaman gidecek diyenler de var
Bu acayip çirkinlikle köşe başını tutmuş bu yaratık, esasında yerlisinin de dışarlıklı gelenlerin de sevgilisi. Her gün öpücük yağmuruna tutuluyor.
Biz gittiğimizde, kızlı erkekli bir gurup, bu acayip kılıklı, üzerinde elbisesi bile olmayan yaratıkla dalga geçerken rastladık. Bunlar yerli turistlerdi. Kendilerine, bu eğri büğrü, kargacık burgacık sokak aralarında kendilerine bir eğlence arıyorlardı besbelli.
Biz onu gecenin yarı karanlığında, bir Hindu zannettik. Herkes başına üşüşüşmüş ha bire her kafadan ses çıkjarıp, kahkahalar atıyorlardı. Biz de kalabalığı yararken, “adama nefes aldırın yahu, ümüğünü sıkmayın ” diyecek oldum. Ohhooo. Bu iş başka iş. Şimşirden oyulmuş o çirkinlik abidesi çıkageldi karşımıza. Onun sahibini aradık. Kıymetli taşlar dolu dükkanından çıkıp geldi, tanıştık. Jeoloji Mühendisi Vecdi Ziyansızmış. O anlattı hikayeyi.
“Bu çirkin surat, “Mali’den” gelmiş. Afrika’nın Batısından. Afrika’nın 7 nci büyük ülkesi Mali’den. Kuzeyinde Cezayir, Güneyinde Nijerya var.
Mali’nin köylerinde çok geçerliymiş böylesi yapma totemler. Ahaliyi kötülüklerden korurmuş. Çok çirkin yapmışlar ki, “kötü ruhlar korkup, o köye gelmesin, yaklaşmasın” diye. Hikayesi bu kadar. İnsanın “hadi canım sen de! " diyesi geliyor.
“Hımmm!” diye de düşüncelere daldık. Kötülükler, kötü ruhlar her yerde mevcut. Onlar, bir şeylerden korkuyorlar. Korkularının kaynağı da, “çirkinlikler”
Mali’deki köyleri bize taşımalı. “Şıp diye” bütün kem gözler uzaklaşır mı üzerimizden. Ben inanıyorum ki, o köy, muhtarı ile bizim taraflara göç etse, kötülükler kapımıza gelemez. Refah içinde oluruz. Herkesin eline birer yontma aletiyle birlikte odun veririz. “ Sen bunlarla meşgul ol” deriz. “ Tencereyi tavayı bırak, modası geçti onların.” Deriz. Böylelikle dirlik düzenlik sağlarız, fena mı?
İlkel dönemlerde, “her klan’ın, boy’ların” bir totemi olurmuş. Dinsellik, duygusallık, sömürmelik, dayatmalık ve de çelme atmalarla ne ararsanız, bu totem dünyasında varmış.
Daha kabile olmadan, astığı astık, kestiği kestik yöntemlerle bir araya gelen bu çirkinlik abidelerinin, dinsel büyüsel etkinlikleri olurmuş. İmal ettikleri bu odunlardan totemciler, en çirkini yarattıklarında da mükafatlandırılırmış. Çirkinin daha çirkini nasıl olur acep?
Biz gördüğümüzde, kızlar totemin yanaklarından öpüyorlardı. “ Nesini sevdiniz bunun?” diye sordum. “ Bu çirkin yaratığa, güzelliğimizi veriyoruz ki, totemciliği bıraksın, aramıza dönsün.” dediler, iyi mi?! Dökme su ile güzellik değirmeni döner mi? Dönmez tabi! Ört ki, ölem!
Demek ki Mali’de, hala tütsülerden medet bekleyen, imal ettikleri çirkinliklerden bir şeyler umanlar, korku imparatorluğu yaratanlar, dinsel koruma zırhı edinenler varmış. Kendi elleriyle yaptıkları nesne ile insanları korkutmak sonra da sevimliliğe bürünmek, oralarda hala geçerli.
Her halde, oralarda da “kerameti kendinden menkul softaların din simsarlığı mevcut. Aralarında yarışma da oluyordur herhalde. “En çirkini yaratan yontuculara, Türkiye’nin meşhur tencere tavasından bir takımı “hedayesi” oluyordur. Bilemiyoruz tabi. Gitsek, bizi o köye sokarlar mı? İlk soracakları şey, “yüzde ellilikçi misin? “ olur her halde. Yahut da "Çapulcu musun, eylemcimisin?"
Genel adı kutsal manaya sahip insan yapımı “Dikit” olarak imal edilen ve anılan bu nesneler, ait oldukları ülkelerde, icabında kral naibi olarak da vazife görüyor olmalılar. Kralın, gölgesi, onun vekili gibi bir şey.
Cundadaki bu ıstakoz kılıklı, hiçbir azası, birbirine denk düşmeyen, estetikten uzak bu nesne, köşe başında görüldükçe, bu çağrışımları yapıyor.
Valla ıstakoz bile, bu Cunda’nın yaratığından daha güzeldir.
Cunda’da çirkinliklerin yapma ilahı ıstakozdan beter bu totem sihirbazı, bu öpücüklerle gün gelecek adam olacak. Öpüle öpüle; çirkinken, kötülükleri kovacak. Sonra sonra öpülerek güzelleşecek ki, ondan sonra aramıza karışacak, sade vatandaş olacak.
“Tencereyi tavayı bırak, bizdeki totem’e bak” sloganları ile, “bir tava alana, tenceresiyle kepçesi bedava” kampanyaları da son bulacak.
Ört ki, ölem!





