- Kategori
- Siyaset
Aziz Atatürk ve şimdiki Türk Milleti

Osmanlı’nın son zamanları bir paylaşılma dönemine girilmesi ve anadoludaki Türk halkının Büyük Atatürk’ün önderliğinde bağımsızlık mücadelesi vermekle geçmiştir. Bağımsızlık mücadelesi kazandık ve topraklarımızın paylaşılmasını geciktirdik. Geciktirdik diyorum çünkü o malum Sevr antlaşması batılı devletlerin müzelerinde değil halen siyasi planlarının arasındadır. Bu planı uygulamak için zemin hazırlıyorlar.
Gerek başka devletlere bağımsızlık verme gibi ya da içimizdeki grupları hareketlendirerek bir siyasi plan içerisindeler. Bu politika Osmanlı Devletini batırmıştı galiba emperyalist güçler daha iyi bir plan üretemediğinden olsa gerek halen aynı yöntemi izliyorlar. İşte Önder Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi bu yüzden geçerliliğini ve önemini hiç kaybetmeden koruyor.
Arardan bunca zaman geçmesine rağmen 80 yılda bu tehlikeler önlenemez miydi. Önlenirdi ama halkımızın oy verdiği siyasetçiler bu konuda bir adım bile atmadılar hatta onlara kolaylık sağladılar.
Peki geçmişi fazla irdelemeyelim şu ana ve ileriye bakalım. Türk Halkı ne yapıyor, ne yapacak?
Halkımız şu anda sadece yakınıyor. Bir mikrofon tutulduğunda feryat ediyor. Ekonomi, siyaset, alım gücü, enflasyon berbat diyor, geçinemiyoruz diyor. Bizim ülkemizde halk seçimden seçime konuşur diye yaygın bir inanış var. Olur mu öyle şey? Sivil toplum örgütleri ne güne duruyor? Bunlar birer alternatif üretir. Peki madem seçimde konuşuyor 22 temmuz seçimleri öncesinde de yakınıyordu ne oldu, daha fazla oy verdiler bile bile yangına körükle gittiler, şimdi de ağlıyorlar ya da öyle görünüyorlar, öyle bilinmesini istiyorlar. Ya halkımız çok zeki bizi oynatıyor ya da bilmeden yapıyorlar. Kömüre oyunu sattı lafını pek uygun görmüyorum bu laf halka söylenmiş büyük bir laftır. Görünüşte böyle olabilir ama kömüre oyunu sattılar lafı talihsizliktir.
O zaman toplumda bir uyanış gerekiyor. Atilla İlhan’ın dediği gibi bir dip dalgası yükseliyor bu ne zaman kendini belli eder bilmiyorum ama iş işten geçmeye başlıyor gibi. Türk halkı uyanacaktır ama geç uyanıyoruz, geç fark ediyoruz.
Türk Milleti uyanacak diyoruz peki nasıl? Hangi yolla? Atatürk’ün bağımsızlık devrimine geçerlilik ve süreklilik kazandırarak. Peki nasıl olacak bunlar?
Türkiye’yi ekonomide dışa bağlılıktan, Türkiye’nin kaynaklarını yabancı sömürüsünden kurtararak yeni tedbirler yeni devrimler gereklidir. Gerekli olan bu yeni devrimlerin başında da yabancı sermaye düzeninin değiştirilmesi ve millileşme olmalı.
Atatürk devrimciliği sürekli hale getirmek için devrimleri ve kuruduğu cumhuriyeti gençliğe emanet etmiştir.
Gençlik ne yapıyor?
Geçmişini tam öğrenmiyor. Yarım yamalak bilgilerle ilerlemeye çalışıyor. Atatürk’ün devrimcilik lafını yanlış anlıyor ve yobaz, gençleri düşünmekten alıkoyan devrimci örgütlere kaydoluyor. Gençliğin bilinçlenmesi lazım bu şuanda devlet bünyesiyle olamayacağa benziyor çünkü eğitim sisteminin kimlerin elinde olduğu belli. İşte burada iş sivil toplum örgütlerine düşüyor.
Yazımı bir konuya açıklık getirmek suretiyle bitiriyorum. Çoğu kez Atatürk keşke tekrar gelse deniyor. Bu çok yanlış. Bu sözler belki duygusal olarak söyleniyor ama şunu söylemek isterim. Bu söz aynı zamanda Bülent Ecevit tarafından da yazılmıştır.
Atatürk’ün halen yaşamasını isteyenler; Aziz Atatürk’ün başarısı, Türk toplumunun Atatürksüz yürüyebilmesindedir.
Teşekkür ederim
Özgür YALÇIN