Baba’(a)cım / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '17

 
Kategori
Deneme
 

Baba’(a)cım

Baba’(a)cım
 

O’nun gülüşleri fotoğraflarda, benimkiler O’nunla olan anılarda kaldı...


Gitme! Babam.. Gitme.. Gitme.. Gitme.. Dayanamam, gitme.. Üzerler beni, gitme.. Mutlu olamam, gitme.. Nefesim bedenime fazla gelir, gitme.. Ruhum paramparça olur, gitme.. Baba sadece gitme.. Gitme işte..

Geçtiğimiz günlerde üç sene oldu O’na beş harften oluşan, ama içinde cümlelerce anlam barındıran kelimeyi söyleyeli. Ben “gitme” dedim O’na, ama O “Gözde’m” dedi ve gitti. Son nefesini adımı söylemeye adayıp. Son gücünü elimi sıkıp, söylemeye gücünün yetmediklerini bana anlatmaya çalışan babamın gidişinin üzerinden üç sene geçti.

9 Ocak 2014.. O’nun gidişinin benimse yerle bir oluşumun gerçekleştiği gün. Ve ben üç sene sonra aynı gün, yüzüme vuran güneş ve burnuma dolan toprağının kokusu eşliğinde uzun uzun konuştum O’nunla. Eskiden dağ gibi babama yasladığım sırtımı, soğuk mermere yaslayıp O’na anlattım..

 “Dağıldım baba senden sonra. Her zerrem farklı yerlerde. Toparlayamıyorum, toparlanamıyorum... üç sene önce gittiğin gün nasıl acı çektiysem, nasıl yandıysa yüreğim hâlâ öyle acıyor içim, hâlâ ilk günkü kadar yanıyor yüreğim. Zaman bazı yaralara merhem değil baba, bu yarayı saramıyorum zamanla.

Ölünmezmiş ölenle, öyle demişlerdi bana. Haklılar kendilerince, öldüm demek için bırakacak kalp atmayı, nefes alıp vermeyi bırakıp gireceksin toprağın altına, o zaman ölmüş olursun onların gözünde. Oysa öyle değil bence. Bir insan ecel kapısını çalmadan da ölüme ev sahipliği edebilir. Ben sana teslim ettim ruhumu, seninle birlikte bıraktım yaşamayı. Girmedim belki şimdi dokunduğum toprağın altına, ama en az toprak kaplı bu mezarın içi kadar karanlık içim.

Hani sana sormuştum ya, “umudu olmayan bir kalp atmaya devam eder mi?” diye. Sen de bana “eğer kalbin atıyorsa zaten umut vardır kızım” demiştin. Seni yalancı çıkarmak istemem ama, öyle değilmiş galiba baba. Kalbi atıp yaşam belirtisi gösteren insanlar da umudunu yitirebiliyormuş. Güya insan bir kere ölürmüş baba, ben bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Nefes alıp vermemek değil ki ölmek. Ölmek çok daha fazlası baba. Ölmek en sevdiğini yitirmektir bence, O’na kavuşamayacağını bilmek. Sen olmadan aldığım her nefes ile biraz daha ölüyorum baba.. Tüm bunlar hayatımın iplerini bıraktığım anlamına gelmiyor tabi. Ben senin kızınım elbette vazgeçmedim, sadece çok yoruldum, ve bazen nefes alıp vermekten fazlasını yapamayacak kadar tükenmiş hissediyorum. Bu yüzden yine kendi kabuğuma çekildim bu ara.. Kendimle konuştuğum kadar, konuşamıyorum başkalarıyla. Çünkü şuan sırtımı yasladığım soğuk mermer kadar bile huzur vermiyor bazen bazı kişiler... Her neyse, unutmadan söyleyeyim; seni çok özledim en sevdiğim...”

Bu babama uzun uzun anlattıklarımın kısa hali. Elim gitmedi geri kalanını yazmaya, onlarda bize özel kalsın istedim..

Değişen bir çok şey olduğu gibi babamın yokluğunda, asla değişmeyecek şeyler de var elbette. Gülümsemekten vazgeçmeyeceğim mesela. Artık babam gibi kokmayan gömleğine sarılmaktan vazgeçmeyeceğim gibi. Kabuğuma çekildiğim zamanlardan sonra o kabuğu yine kendi çabalarımla kırıp, hayata karışmaktan da vazgeçmeyeceğim. Başka insanların yaralarına merhem olmaktan vazgeçmeyeceğim. Tanımadığım insanlarla sohbet edip, yüzümde tebessümle hayatlarına bir kaç dakikalığına bile olsa dokunmaktan da. Vazgeçmeyeceğim! Başkalarının saçma bulduğu şeyleri yapmaktan, kendi doğrularımı savunmaktan, iyilik yapmaktan, samimiyetsiz bulanlar olsa da, acımı paylaşmaktan asla ama asla vazgeçmeyeceğim. Babama layık bir evlat olma çabalarımdan vazgeçmeyeceğim gibi..

Bu dünyadan gerçek bir dost, kalbi sevgi dolu bir adam geçti, benim kahramanım, benim Babacım artık baba acım, en sevdiğim, açtığı yaralardan bile şikâyetçi olmadığım insan, gittiği yer gülümsemeleri kadar aydınlık olsun, benim içimde ki karanlığımın aksine o ışıklar içinde yatsın..

 
Toplam blog
: 9
: 475
Kayıt tarihi
: 30.09.15
 
 

Dokunduğu her hayata iyilik katmayı hedefleyen bir pedagog adayı. 1993 Kopenhag doğumlu bir deli...