- Kategori
- Anne-Babalar
Babam...

Bu akşam canım babam İstanbul’ dan geldi. Özlediğini daha bir derinden anlıyor insan; ayrılıklar sonrası kavuşmalarda.. Neredeyse babamın ben evlenirken olduğu yaştayım; ama hala onun küçük ve şirin kızıyım (!)
Çok ayrılıklar ve kavuşmalar yaşadım… Her defasında ayrılırken yaşadığım hüznü; muhakkak kavuşmalarda da yaşarım.. Çocukluğumda annem çalıştığı için yaz tatillerinde kardeşimle ben uzaklara, dedemlere köye gönderirilirdik.. Bütün yaz boyunca dedemin çalıştığı buğday tarlasında -ki- bu tarla şoseye çok yakındı; velhasıl hayal kurar dururdum. Tek oyunum neredeyse hayallerimdi. Hayallerimin tek kahramanı babamdı, gür ve sarı saçlarıyla şoseden görünür, ince uzun bedeniyle mutlaka gülerek bana doğru gelirdi.. Öylesine çok kurardım ki bu hayali eninde sonunda babam çıkagelir; elleri , saçları, bedeni ile dolduruverdi küçücük dünyamı…
Sanırım o zamanlar benim küçük dünyam babamla doluydu.. Küçücük bir kız çocuğunun bebeklerinin üstüne kurguladığı bir yaşamı, ben tam tersine babamla yapabileceğim türlü işler üstüne kurgulamıştım.. İlk şiirimi babama yazmıştım; hatta bu şiirde öylesine ajitasyon yapmıştım ki- ölümden bahsetmiştim – babam ağlamıştı. Ütü yapmayı; üstelik pantolon ütülemenin bir sanat olduğunu babamdan öğrenmiştim.İlk ayrılığımın vuslatını da şoseye yakın buğday tarlasında babamla yaşamıştım.. ’’O’' na hayaller adarken… Çıkagelmişti gerçekler ülkesinden...
Hiçbir zaman sorgulamadı babam beni, incitmeden - zorlamadan hep yanımda oldu. Bazen yanılıp kanatarak yüreğimi , gözyaşlarımla döndüm kucağına…Hiçbir zaman ’’ biliyordum’’ demedi.. Çünkü o ‘’ ben demiştim’’ demek yerine, başarılarım kadar hatalarımı da benimseyerek benliğimi sevebilmemi istemişti.. Bunu başarabildim mi??
Dün , onun kocaman ellerinde serçe parmağını kavramaya çalışan çocuk ellerim, asla korkmadı..Karanlıkta yaşayan zebaniler, sokak başlarını kesen haramiler, uzun tırnaklı cadılar, asla yüreğime dokunamadılar..Beyaz atlı prensler de pek yaklaşamadılar- bir bunu istemedim- sarışın devin azametinden şatoma..
İşte bir sabah uyandığımda
Çav bella çav bella çav bella
Elleri bağlanmış buldum yurdumun
Her yanı işgal altında…….
Babam öğretmişti bu marşı bana büyük bir coşkuyla, Pazar günleri balkonda beraber söylerdik; bütün bize yönelmiş kulaklara inat... Yine babam öğretmişti Allahın varlığını ve ruhumuzu karartmadan insanca yaşamayı….
Bütün hayatım hatalar üstüne kurulu olsa da, sırça sarayımda fil ordusu dolaşıp yapacağını yapsa da…. Bilirim ki beni sevmekten asla vazgeçmeyecek tek erkek babamdır… Seni çok seviyorum babam, bunu sana hiç yüksek sesle söylemiş olmasamda…..